© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Somer Sivrioğlu

Somer Sivrioğlu

 

Yoğun profesyonel temposunun ötesinde, çocuklarıyla bir gün plansız bir dünya turuna çıkmanın hayalini kuran ünlü şef Somer Sivrioğlu, baba olmayı kendi penceresinden tanımlıyor.

 

Baba olduğunuzda hissettiğiniz ilk şey neydi, hatırlıyor musunuz?

Baba olduğumda ilk hissettiğim, korkudan çok, büyük bir sorumluluk duygusuydu. Sanırım bir erkeği “erkek çocuk” olmaktan çıkaran şey de bu, çünkü artık hayat sadece sizin etrafınızda dönmüyor. Verdiğiniz kararların başka bir insanın geleceğini şekillendirdiğini anlıyorsunuz.

 

Baba kavramını tek bir cümleyle tanımlayabilir misiniz?

Baba olmak bence şu: Birinin sizden daha iyi, daha başarılı ve daha mutlu olmasını gerçekten istemek.

 

Kendi babanızla olan ilişkinizle, sizin çocuklarınıza karşı davranışlarınızı kıyasladığınızda gördüğünüz en büyük fark nedir?

Benim babamın jenerasyonu daha mesafeliydi. Sevgi vardı ama çok gösterilmezdi. Ben çocuklarımla daha açık bir ilişki kurmaya çalıştım. Sarılmayı, “seni seviyorum” demeyi, duyguları saklamamayı önemli buluyorum. Bizim nesil biraz daha arkadaş olmayı öğrendi çocuklarıyla.

 

Çocuklarınızla yapmaktan en keyif aldığınız aktivite nedir?

En keyif aldığım şey uzun sohbetler. Birlikte yemek yemek, hayat, film ya da müzik konuşmak. Bazen aynı masada sadece vakit geçirmek bile yetiyor.

 

Çocuklarınızla arkadaş gibi mi yoksa baba-çocuk çizgisinin keskin olduğu bir iletişimi mi tercih ediyorsunuz? İlişkinizi nasıl tanımlarsınız?

Tam arkadaş gibi değiliz, çünkü sonuçta ben onların babasıyım. Bizim görevimiz çocuklarla hayatı paylaşmaktan çok, onları hayata hazırlamak. Arkadaşlarının görevi başka, babanın görevi başka. O yüzden sevginin olduğu ama belli bir çizginin de korunduğu bir ilişkiye inanıyorum.

 

Çocuklarınızın Avustralya’da, sizin ise Türkiye’de yoğun bir tempoda olmanız ilişkinizi nasıl şekillendirdi? Fiziksel mesafeyi duygusal olarak nasıl kapatıyorsunuz?

Fiziksel mesafe zor tabii. Özellikle çocuklar büyürken bazı anları kaçırdığınızı hissediyorsunuz. Bunun vicdanı hep var biraz; ama artık teknoloji sayesinde sürekli temas hâlindeyiz. Facetime, mesajlar, fotoğraflar… Küçük şeyler büyük bağ kuruyor. Bir de şunu öğrendim: Çocuklar için bazen geçirilen sürenin miktarından çok kalitesi önemli.

 

Mutfak sizin için bir hayat biçimi. Peki, Deniz ve Derin ile de mutfağa girer misiniz? Onlara öğrettiğiniz ilk ve en özel “baba yemeği” hangisiydi?

Hayatım mutfakta geçtiği için beraber yaşarken aslında çok mutfağa girmiyorduk. Deniz ve Derin’e öğrettiğim ilk şeylerden biri çırpılmış yumurta yapmaktı, çünkü gösterişsiz ama samimi bir yemek. Çocukluk biraz öyle zaten.

 

Sürekli bir koşturma ve yoğun üretim içindesiniz. İleride profesyonel temponun biraz durulduğu, ajandaların kapandığı o dönemde, sadece çocuklarınızla birlikte dünyanın farklı mutfaklarına plansız bir yolculuğa çıkma hayaliniz var mı?

Ben Türkiye’ye yerleşene kadar beraber çok seyahat ettik, çok yemek yedik. Şimdi onlar büyüdüler ve haklı olarak arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi benimle zaman geçirmeye tercih ediyorlar bazen. Hayatın düzeni bu; ama sıram tekrar geldiğinde onlarla yeniden gurme seyahatlere çıkmayı çok isterim. Hâlâ en büyük hayallerimden biri bu. Bir noktada telefonun daha az çaldığı, toplantıların bittiği bir dönem olsun istiyorum. Sırt çantalarını alıp Japonya’da küçük bir ramen barına oturalım, Meksika’da sokak tacosu yiyelim, Napoli’de pizza kuyruğunda bekleyelim; plansız, programsız, çünkü en güzel yolculuklar biraz kaybolduklarınız oluyor.

 

Bugüne kadar aldığınız en güzel Babalar Günü hediyesi nedir?

Maddi değeri yüksek bir hediye değil aslında. Çocukların küçükken yaptığı el yapımı kartlar hâlâ en değerlileri, çünkü içinde hesap yok. Saf sevgi var. İnsan büyüdükçe o samimiyetin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyor.

 

Babalar Günü için iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Babalar Günü bazen sosyal medyada kusursuz aile fotoğrafları gibi gösteriliyor ama gerçek hayat öyle değil. Babalık bazen çocuklarınız için yanlarında olmak kadar, onlar için çalışmayı, yorulmayı ve bazı anlarda uzak kalmayı da göze almak demek. Her fedakârlık o an anlaşılmıyor belki ama uzun vadede çocuklarına daha sağlam bir hayat bırakmaya çalışan bütün babaların Babalar Günü kutlu olsun.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.