Zarif, Üretken, Samimi Pelin Uluksar
Pelin Uluksar, ekranlardaki başarılı performanslarının çok ötesinde; disiplini, üretkenliği ve hayata karşı hiç sönmeyen merakıyla dikkat çeken çok yönlü bir isim. Tiyatro sahnesinden kamera önüne uzanan yolculuğunu, oyunculuğa bakış açısını, özel hayatındaki denge arayışlarını ve zamansız tarzını paylaşan Uluksar, sanata yüklediği anlama ve hayatı keşfetme duygusuna da değinerek iç dünyasının kapılarını MAG Okurları için aralıyor.
Üniversite eğitimini tiyatro üzerine aldınız. Tiyatro eğitiminizin oyunculuk yolculuğunuzda ve kamera önü performansınızda nasıl bir etkisi oldu?
Tiyatro eğitimi bana çok sağlam bir temel kazandırdı. Karakter analizi, beden kullanımı, ses ve disiplin konusunda edindiğim alışkanlıklar bugün hâlâ çalışma biçimimin önemli birer parçası. Kamera önü çok daha minimal bir oyunculuk dili gerektiriyor ama o altyapının her sahnede katkısını hissediyorum. Bana sadece oyunculuğu değil, birlikte üretmenin disiplinini ve mesleğe duyulması gereken saygıyı da öğretti.
Kariyerinizin başından bugüne baktığınızda, sizi en çok değiştiren ve dönüştüren deneyim ne oldu?
Sanırım beni en çok dönüştüren şey, bu mesleğin bana sabretmeyi öğretmesi oldu. Kariyerimin başında her şeyin çok daha hızlı ilerlemesini istediğimi hatırlıyorum. Zamanla fark ettim ki oyunculuk sadece yetenekle değil, doğru zamanı bekleyebilmekle de ilgili. Beklediğiniz dönemler, aslında en çok çalıştığınız, en çok olgunlaştığınız dönemler oluyor. Bugün geriye baktığımda, beni değiştiren şey sadece oynadığım karakterler değil; belirsizliklerle kurduğum ilişki ve her koşulda üretmeye devam etme kararlılığım oldu.
Bugüne kadar canlandırdığınız karakterler arasında en yakın hissettiğiniz ya da sizden bir parça taşıyan biri oldu mu?
Her karaktere ister istemez kendinizden bir duygu bırakıyorsunuz. Çünkü bir karakteri gerçekten yaşayabilmek için onun dünyasına samimiyetle yaklaşmanız gerekiyor. Bana tamamen benzeyen bir karakter olmadı ama güçlü görünürken içinde kırılganlık taşıyan kadınlarla her zaman daha kolay bağ kurdum. İnsan doğasının çelişkileri bana ilham veriyor ve sanırım bu yüzden kusursuz karakterlerden çok, dönüşüm yaşayan karakterleri seviyorum.
Oyunculukta en büyük motivasyonunuz zaman içinde nasıl değişti? İlk başladığınız dönem ile bugün arasında nasıl bir fark var?
İlk başladığım yıllarda beni en çok motive eden şey, mümkün olduğunca farklı deneyimler kazanmak ve kendimi geliştirmekti. Her proje benim için yeni bir öğrenme alanıydı. Zamanla oyunculuğa bakışım da değişti. Artık beni en çok heyecanlandıran şey, bana yeni bir şey öğretecek, derinliği olan karakterlerle buluşmak. Bir projeyi değerlendirirken artık sadece rolün kendisine değil, hikâyenin bütününe, karakterin dönüşümüne ve o dünyanın bana ne hissettirdiğine de bakıyorum çünkü inanıyorum ki iyi yazılmış bir karakter, oyuncuyu da dönüştürüyor. Bugün motivasyonum, sadece yeni bir işte yer almak değil; her projede kendimi tekrar etmeden, izleyicide gerçek bir duygu bırakabilecek karakterlere hayat verebilmek. Oyunculuğun en sevdiğim yanı da bu; her karakterle birlikte hem insanı hem de kendimi yeniden keşfetmeye devam ediyorum.
“No:309”, “Vuslat”, “Bir Deli Rüzgâr”, “Ben Bu Cihana Sığmazam” gibi farklı dünyalara sahip projelerde yer aldınız. Bu çeşitlilik, oyunculuğunuza nasıl katkı sağladı?
Farklı türlerde çalışmak bana oyunculuğun tek bir doğrusu olmadığını öğretti. Komedinin ritmi, dramın derinliği ya da aksiyonun temposu birbirinden çok farklı. Her proje bana yeni bir bakış açısı kazandırdı. Kendimi tekrar etmeden farklı dünyaların içinde olmak, oyuncu olarak beni sürekli canlı tutuyor.
Bir oyuncunun kendini geliştirmesi için en önemli unsur sizce nedir? Eğitim, deneyim, gözlem ya da hayatın kendisi mi?
Bence bunların hepsi birbirini tamamlıyor ama merkezinde merak var. Merak eden insan gözlemler, araştırır, okur ve öğrenmeye devam eder. Oyunculuk, insanı anlamaya çalışmakla ilgili bir meslek. Hayatı ne kadar dikkatli gözlemlerseniz, karakterlere de o kadar derinlik katabilirsiniz.
Oyunculuk kariyeriniz boyunca aldığınız en değerli tavsiye neydi?
“Kimse seni senden daha iyi temsil edemez.” Bu cümleyi hiç unutmadım. Bana kendi yoluma güvenmeyi ve başkalarıyla kıyaslanmadan ilerlemeyi hatırlatıyor.
Başarı sizin için nasıl tanımlanıyor?
Başarı benim için sadece görünür olmak ya da çok konuşulmak değil. Sevdiğiniz işi yıllar boyunca aynı heyecanla yapabilmek, her projede kendinize yeni bir şey katabilmek ve geriye dönüp baktığınızda kendi yolunuzdan memnun olabilmek. Bence gerçek başarı, yaptığınız işle kurduğunuz bağın hiç kopmaması.
Önümüzdeki dönemde kariyerinizde gerçekleştirmek istediğiniz hayaller neler?
Uluslararası projelerde yer almak ve farklı kültürlerden yönetmenlerle çalışma fırsatı bulmak istiyorum. Bunun yanında psikolojik derinliği olan, oyuncu olarak beni zorlayacak karakterleri canlandırmayı çok önemsiyorum. Kariyerimde kendimi tekrar etmeyen, farklı türlerde üretmeye devam eden bir yol izlemek en büyük hedefim.
Güzellik ve estetik algısının çok konuşulduğu bir dönemde, kendinizi doğal hâlinizle nasıl tanımlarsınız?
Ben kendimi kusursuz olmaya çalışan biri olarak görmüyorum. Sağlıklı hissetmeye, kendime iyi bakmaya ve doğal hâlimin en iyi versiyonu olmaya çalışıyorum. Bence gerçek güzellik de insanın kendini rahat ve öz güvenli hissettiği yerde başlıyor.
Moda ile ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Trendleri takip eden biri misiniz, yoksa kendi stilinizi mi oluşturursunuz?
Modayı takip etmeyi seviyorum ama trendlerin peşinden koşmaktansa kendi stilimi oluşturmayı tercih ediyorum. Zamansız parçaları seviyorum. Giydiğim kıyafetin beni yansıtması, o sezon moda olmasından daha önemli.
Gardırobunuzda sizi en iyi yansıtan parçalar hangileri?
İyi kesimli blazer ceketler, jean pantolonlar, deri ceketler ve sade elbiseler gardırobumun vazgeçilmez parçaları. Jean’i çok seviyorum çünkü tek bir parçayı farklı ruhlara büründürebiliyorsunuz; topuklu ayakkabılarla çok daha feminen bir görünüm yakalayabilir, basic bir tişört ve sneaker’la ise daha sade ve spor bir stile dönüştürebilirsiniz. Şıklığın çoğu zaman sadelikten geçtiğine inanıyorum.
Sosyal medyada görünen Pelin ile günlük hayattaki Pelin arasında nasıl farklar var?
Sosyal medya, hayatımın sadece küçük bir bölümünü yansıtıyor. Günlük hayatım çok daha sakin. Spor yapmayı, kitap okumayı, seyahat etmeyi ve sevdiklerimle vakit geçirmeyi seviyorum.
Geçmişteki Pelin’e bugün bir cümle söyleme şansınız olsa ona ne söylerdiniz?
Her şey tam zamanında olacak; kendine güven ve çalışmaya devam et.
Hayatınızda sizi besleyen, ilham aldığınız insanlar veya alışkanlıklar neler?
Spor yapmak, seyahat etmek, tiyatro izlemek, kitap okumak ve yeni kültürler tanımak beni çok besliyor. Farklı ülkelerde bulunmak, yeni insanlarla tanışmak ve hayatı gözlemlemek de bana ilham veriyor. Oyunculuk biraz da insanı anlamakla ilgili olduğu için gündelik hayatın içinde karşılaştığım en küçük detaylar bile bazen bir karaktere bakışımı değiştirebiliyor.
Kendinizi tek bir cümleyle anlatmanız gerekse, Pelin Uluksar nasıl biri dersiniz?
Merak etmeyi hiç bırakmayan, nezaketli, disiplinli, üretmeyi seven ve yaptığı işe tutkuyla bağlı biri.
Daha önce verdiğiniz bir röportajda sporun hayatınızda önemli bir yere sahip olduğunu söylemiştiniz. Spor sizin için nasıl bir rutin, bedeninizle ve zihninizle kurduğunuz ilişkiye nasıl katkı sağlıyor?
Spor benim için sadece fiziksel görünümle ilgili değil. Günün stresini dengeleyen, zihnimi toparlayan ve bana disiplin kazandıran bir rutin. Kendimi en iyi hissettiğim zamanlar, düzenli hareket ettiğim dönemler oluyor. Beden ve zihin arasındaki ilişkinin birbirinden ayrılmaz olduğuna inanıyorum. Kendime ayırdığım o zaman hem fiziksel hem de mental olarak bana çok iyi geliyor.
Yoğun set temposu içerisinde kendinizi iyi hissetmek ve enerjinizi korumak için dikkat ettiğiniz alışkanlıklar neler?
Set temposu yoğun olduğunda bile mümkün olduğunca düzenli beslenmeye, uykuma dikkat etmeye ve sporumu aksatmamaya çalışıyorum. Bunun dışında kendime kısa da olsa nefes alabileceğim zamanlar yaratıyorum. Bazen kısa bir yürüyüş ya da sevdiğim bir kitabı okumak bile enerjimi yeniden toplamama yardımcı oluyor.
Bir ilişkide heyecanı ve karşılıklı keşif duygusunu canlı tutan şey sizce nedir?
Bence insanlar birbirlerini tamamen tanıdıklarını düşündükleri anda ilişki biraz durağanlaşmaya başlıyor. Oysa insan sürekli değişen ve dönüşen bir yapıya sahip. Bu yüzden bir ilişkide merak duygusunu korumak, gerçekten dinlemeye devam etmek ve karşınızdaki insanın zaman içinde değişen yönlerini keşfetmeye açık olmak çok kıymetli.
Bence heyecanı canlı tutan şey büyük sürprizler değil; birbirini hâlâ anlamaya çalışmak, birlikte büyümek ve zaman geçtikçe birbirini yeniden tanıyabilmek. Çünkü en güçlü ilişkiler, iki insanın birbirinin gelişimine alan açabildiği ve değişimine eşlik edebildiği ilişkiler oluyor.
Sevgi ve bağlılığın yanında, iki insanın birbirinin gelişimine alan açması sizce ne kadar önemli?
Bence sağlıklı bir ilişkinin temelinde bu var. İki insan birlikte yürürken birbirlerinin bireysel gelişimini de destekleyebilmeli. Gerçek sevgi, karşınızdaki insanı değiştirmeye çalışmak değil; onun potansiyelini ortaya çıkarabileceği güvenli bir alan yaratabilmek.
Hayatınızdaki insanlarda sizi en çok etkileyen özellikler neler oluyor?
Samimiyet, saygı, zekâ, nezaket ve kendini geliştirmeye açık olmak. Bunun yanında hayata karşı merakını kaybetmemiş insanlardan çok etkileniyorum.
Kendinizle ilgili hâlâ keşfetmeye devam ettiğiniz bir yönünüz var mı?
Kesinlikle var. İnsan sürekli değişiyor ve her yeni deneyim kendinizle ilgili başka bir yönünüzü ortaya çıkarıyor. Ben de hâlâ öğrenmeye ve kendimi keşfetmeye devam ettiğimi hissediyorum. Sanırım bu yolculuğun hiç bitmemesi de hayatı heyecanlı kılan şeylerden biri.
Oyunculuk, spor, özel hayat ve günlük rutinleriniz arasında denge kurmayı nasıl başarıyorsunuz?
Her zaman kusursuz bir denge kurabildiğimi söyleyemem ama önceliklerimi iyi belirlemeye çalışıyorum. İşimi çok seviyorum ama kendime, sevdiklerime ve beni besleyen rutinlere de zaman ayırmanın üretkenliğimi arttırdığına inanıyorum. Benim için denge, her şeye eşit zaman ayırmak değil, o dönemde gerçekten neye ihtiyaç duyduğumu fark edip ona alan açabilmek.
KOORDİNASYON: MELTEM ERCAN
RÖPORTAJ: BEGÜM TURANÇİFTÇİ
FOTOĞRAF: BARAN ALTINDAĞ
STYLING: ELİF KARCI
SAÇ: AKIN ÜNAL
MAKYAJ: RUFİYE KALMAZ
MEKÂN: FAIRMONT QUASAR ISTANBUL