Su Kutlu
“2 Aile Arasında”ki Zeynep karakterine yeniden dönmenin mutluluğunu yaşayan Su Kutlu, kariyer yolculuğunda usta meslektaşlarından öğrendiklerini, canlandırdığı karakterlerle kurduğu bağları ve unutamadığı tatil rotalarını MAG Okurları için paylaştı.
İlk filmden dokuz yıl sonra yeniden “Aile Arasında”dasınız. Zeynep karakterine geri dönmek nasıl bir duygu?
Tanıdık, heyecan verici, biraz da nostaljik. Eski bir arkadaşınla yeniden karşılaşmışsın gibi…
Gülse Birsel’in kaleminden çıkan bir dünyada yer almak büyük bir şans. Okuma provasında ekiple yıllar sonra tekrar bir araya geldiğinizde nasıl bir enerji vardı?
Evet, elbette büyük bir şans! Dokuz yıl geçmiş gibi değildi hiç kimse için. Çoğunluk ilk filmin okuma provasından daha heyecanlıydı. Yeniden bir arada olmak çok keyifliydi herkes için.
Kariyeriniz boyunca, Türk sinema ve tiyatrosunun çok güçlü isimleriyle aynı sahneyi, aynı kadrajı paylaştınız. Bu usta-çırak ilişkisi okulda öğrenilemeyecek neleri kattı kariyerinize?
Açıkçası bana en çok şunu kattı: Bu işin sonu olmadığını gördüm. Daha gençken; daha çok, oyuncuların ne yaptığına bakıyordum, şimdi nasıl yaptığına bakıyorum. Yıllardır bu işi yapan insanların hâlâ merakını kaybetmemiş olması, hâlâ karakterin peşinden gitmesi, hâlâ daha iyisini araması çok etkileyici. Bir oyuncunun; keşif sürecini, bir şeyin daha iyisini yapabileceğini düşündüğünde onu değiştirme çabasını, sürekli yeni bir şey bulmaya çalışmasını izlemek bana çok şey öğretti. Bunlar okullarda öğrenilebilecek şeyler değil, ancak aynı sette bulunarak ve birebir gözlemleyerek öğrenebilirsiniz.
Canlandırdığınız karakterler arasında vedalaşmakta en çok zorlandığınız, set bittikten sonra bile üzerinizde tortusu kalan bir rol oldu mu?
Aslında yıllar önce gerçekten çok severek oynadığım, çok gerçek bir karakter vardı bir gençlik dizisinde, 2016 yılında. Ama set süreci, özellikle teknik ekip anlamında profesyonellikten çok uzaktı. Arka planda muhteşem bir genel yönetmen olsa da, sahadaki tayfanın çoğu Arkham Asylum’dan kaçmış gibiydi. Hayatımdaki nadir kötü set deneyimlerinden biridir o set. O yüzden, karakteri çok sevmiş olsam da, iş bittiğinde o kaosu sağ salim atlattığıma çok sevinmiştim… Zaten otuz iki yaşıma kadar bana ağırlıklı olarak liseli, üniversiteli rolleri teklif edildiği için, oyuncu olarak beni heyecanlandırabilecek, katmanlı, çok yönlü ve gri alanları olan karakterlerle çok nadir buluşabiliyorum maalesef.
Yoğun geçen set sezonlarının ardından sizin için ideal bir yaz tatili ne anlama geliyor? Tamamen inzivaya çekildiğiniz, telefonu kapatıp dinlendiğiniz bir tatil mi, yeni yerler keşfettiğiniz hareketli bir rota mı?
Ben her zaman keşfetmeyi seven ve yerinde duramayan biri oldum. Yeni rotalar hep hayatımın bir parçası. Açıkçası telefonu kapatıp tamamen ortadan kaybolabilen biri de değilim. İnsanları cevapsız bırakmayı ayıp bulurum. En yoğun zamanımda bile en azından “Müsait değilim, döneceğim.” yazabilen birisiyim.
Şu ana kadar gittiğiniz, ruhunuza en iyi gelen ve “Her yaz mutlaka uğramalıyım.” dediğiniz gizli bir kaçış rotanız var mı?
Çok aynı yerlere dönmeyi seven biri değilim. Yenilikten besleniyorum. Ama sizin güzel ve gizli bir rotanız varsa, önerilere açığım.
Maviye olan tutkunuz bilinen bir gerçek. Denizde olmak, denizi görmek sizin için hangi duyguları temsil ediyor?
Hiçbir şey düşünmeyip sadece anda kalabildiğim tek yer deniz. O yüzden benim için sadece bir manzara değil; huzuru, özgürlüğü ve zihnimin gerçekten sakinleşebildiği bir hâli temsil ediyor. Denizdeyken zaman biraz yavaşlıyor ve insan kendini daha net duyabiliyor.