Burcu Şahiner Jewelry – İncinin Zamansız Zarafeti
Burcu Şahiner, klasik incinin sınırlarını aşarak modern tasarımlara nasıl hayat verdiğini ve “Into The Deep” koleksiyonunda serbest dalışın içsel derinliğini siyah inciler, kristal kuvars ve ilk kez denediği çelik işçiliğiyle nasıl buluşturduğunu MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Mücevher dünyasında pek çok taş ve materyal varken, sizi özellikle incilerle çalışmaya çeken şey ne oldu?
İnciyle çalışmaya yönelmemde en etkili olan şey, sahip olduğu doğal ve zamansız estetik oldu. İnci, aynı anda hem sade hem de güçlü bir etki yaratabilen çok özel bir materyal. Onu diğer taş ve materyallerden ayıran en belirgin özellik, klasik kusursuzluk anlayışının dışında kalan benzersiz yapısı. Kendine özgü formu, parlaklığı ve dokusu tasarımlarıma doğal bir derinlik katıyor. Tasarım sürecinde bu özgünlükle çalışmak benim için ilham verici. Ayrıca inci, doğru formlarla bir araya geldiğinde klasik algının dışına çıkıp daha modern bir çizgiye taşınabiliyor. Bu denge, inciyle çalışmamın temel nedenini oluşturuyor.
İnciler tarih boyunca zarafetin, sadeliğin ama aynı zamanda gücün sembolü oldu. Sizin tasarımlarınızda inci neyi temsil ediyor?
İnci, tasarımlarımda sadelik ile dikkat çekicilik arasında kurulan dengeyi temsil ediyor. Tarih boyunca zarafetle özdeşleşmiş olsa da, benim için kendini göstermeye çalışmadan da var olabilen güçlü bir duruşu ifade ediyor.
“Sound From The Sea” koleksiyonunuzda denizin fiziksel dokusuna, “Love Is All Around”da ise soyut duygulara odaklanmıştınız. Yeni koleksiyonunuzun arkasındaki ana felsefe, hikâye veya çıkış noktası nedir?
Yeni koleksiyonum “Into The Deep”, serbest dalışın derinliklerinde hissedilen duygulardan doğdu. Denizin derinliklerindeki sessizlik, içe dönüş ve anda kalma hissi bu koleksiyonun çıkış noktasını oluşturuyor. Bu koleksiyonda odağım, görünenin ötesinde hissedilen etki. Derinliği ve yoğunluğu, farklı formlarda kullandığım siyah incilerle; karanlığın içinden süzülen ışığı ise kristal kuvars ile tasarımlarıma yansıttım. Deniz yüzeyindeki ışık kırılmalarını ve soğuk yansımaları gümüş ve altın kaplama detaylarla tamamladım. Önceki koleksiyonlarıma kıyasla daha içe dönük ve daha yoğun bir anlatıma sahip. “Into The Deep”, derin dalışlarda hissedilen sessizliği ve içsel deneyimi tasarıma dönüştürdüğüm özel bir hikâye.
Yeni koleksiyonun imza renkleri ve taşları neler?
“Into The Deep” koleksiyonunun imza renk paleti, derin siyah ve ışıltılı beyaz tonlarının güçlü kontrastı üzerine kurulu. Bu paleti, gümüşün soğuk yansımaları ve altının dengeli dokunuşları tamamlıyor. Farklı formlarda kullandığım siyah ve beyaz inciler koleksiyonun temelini oluştururken, kristal kuvars da bu yapıya eşlik ediyor.
Yeni koleksiyonda çalışırken teknik olarak sizi en çok heyecanlandıran ya da “Bunu yapmak cesaret isterdi.” dediğiniz, sınırlarınızı zorlayan bir malzeme veya işçilik oldu mu?
Beni teknik olarak en çok zorlayan ve aynı zamanda heyecanlandıran kısım; pirinç üzeri altın kaplama çalışmalarının ardından, ilk kez daha sert ve işlenmesi daha hassas olan gümüş renkli çelik malzemeye yönelmek oldu. Bu malzemeyle çalışmak, hem tasarımı hem de işçiliği daha dikkatli düşünmemi gerektirdi. Ayrıca, farklı formlardaki siyah incileri ilk kez kullanmak tasarım dengesini yeniden kurmamı gerektirdi. Bu malzemeleri uyum içinde bir araya getirmek sınırlarımı zorlasa da koleksiyonu tamamlayan en önemli adımlardan biri oldu.