Arabica Coffee House – Yerli Kahve Devinin Başarı Yolculuğu
Arabica Coffee House CEO’su Av. Sertaç Yalçın, markanın sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejilerini, yeni nesil konseptlerini ve toplumsal fayda sağlayan sosyal sorumluluk projelerini MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Kendinizden biraz bahsederek başlar mısınız?
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Meslek hayatıma hukuk alanında başladım ve bugün de Yalçın Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nda aktif olarak avukatlık yapmaya devam ediyorum. Ancak üniversite yıllarımdan itibaren işletmeciliğe ve girişimciliğe her zaman büyük bir ilgim vardı. Üniversite yıllarımda halkla ilişkiler müdür yardımcılığı, halkla ilişkiler müdürlüğü, işletme müdür yardımcılığı ve işletme müdürlüğü pozisyonlarında görev aldım. O yıllarda edindiğim tecrübeler bana hem iş dünyasını yakından tanıma fırsatı sundu hem de kendi markamı oluşturma fikrini aşıladı. Zaman içinde karşıma çıkan fırsatları doğru değerlendirerek girişimcilik ruhumu harekete geçirdim ve bu yolculuğa eşim Mimar Elif Ülger Yalçın ile birlikte çıktık.
Yaklaşık on iki yıl önce Arabica Coffee House’u kurarken hedefimiz sadece kahve satan bir marka oluşturmak değildi. Türkiye’de gelişen kahve kültürünü doğru okuyarak, kaliteli kahveyi ulaşılabilir hâle getiren yerli bir marka yaratmayı amaçladık. Bugün geldiğimiz noktada iki yüzü aşkın satış noktasına ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Ancak bizim için büyümek sadece şube sayısıyla ölçülen bir başarı değil. Arabica Coffee House’un ardından kendi bowl’unu oluşturma özgürlüğü sunan Kitchen Fit’i hayata geçirdik. Kitchen Fit, yalnızca kişiselleştirilebilir bowl konseptiyle değil; kahvenin yanında hızlı, sağlıklı ve fonksiyonel yiyecek-içecek alternatifleri sunan yapısıyla da öne çıkıyor. Soğuk mezelerden salatalara, bowl çeşitlerinden sıcak yemeklere kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip olan bu konseptin ardından, sıcak yemeklerin yer almadığı Arabica Kitchen Fit Plus konseptini geliştirdik. Bunun yanı sıra kahve deneyimini mutfak ve mocktail menüsüyle daha üst segmente taşıyan Maestro konseptini ve son olarak tatlı severlerle buluşturduğumuz Arabica Sweet House’u hayata geçirdik.
Bütün bunların arkasında ise güçlü bir üretim ekosistemi bulunuyor. Kahvelerimizi kendi kavurma tesisimizde hazırlıyor, tatlı ve sandviç üretimini Tastopia Taste Factory’de gerçekleştiriyor, kullandığımız sos ve şurupları ise Bonfesta Taste Factory’de üretiyoruz. Böylece sadece bir kafe zinciri değil; üretimden son tüketiciye kadar kendi ekosistemini kurmuş, her şubesinde aynı kaliteyi sunabilen güçlü bir marka hâline geldik. Bizim için büyüme yalnızca ticari başarıdan ibaret değil. Sürdürülebilirlik, sosyal sorumluluk ve topluma geri verme kültürü iş yapış biçimimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu kapsamda güneş enerjisi santrali yatırımlarımızla yenilenebilir enerji kullanımını destekliyor, sosyal sorumluluk projelerimizle toplumsal fayda üretmeye çalışıyoruz. Elma tarlamızdan elde edilen ürünlerin değerlendirilmesiyle geliştirdiğimiz ileri dönüşüm projeleri ve bu çalışmaların uzantısı olarak yürüttüğümüz kozmetik projeleriyle de sürdürülebilir üretime katkı sunuyoruz. AR-GE çalışmalarına ve sürdürülebilir üretime yatırım yapmaya devam ediyor, her geçen gün bu ekosistemi daha da geliştirmek için çalışıyoruz.
Sektörde çok fazla kahveci mevcutken bu rekabet içerisinde Arabica Coffee House nasıl öne çıktı?
Türkiye’de son yıllarda kahve tüketimi çok ciddi bir ivme kazandı. Artık kahve sadece bir içecek değil; sosyalleşmenin, çalışmanın ve günlük yaşamın önemli bir parçası hâline geldi. Biz bu değişimi çok erken fark ettik. Arabica Coffee House’u kurarken sadece iyi kahve sunmayı değil, sürdürülebilir bir kalite sistemi ve güçlü bir ekosistem oluşturmayı hedefledik. Bugün bizi farklılaştıran en önemli unsur da tam olarak bu. Kahvelerimizi, pastalarımızı, sandviçlerimizi, soslarımızı, şuruplarımızı, çikolatalarımızı ve kasa önü satış ürünlerimizi kendi tesislerimizde üretiyoruz. Ancak bizi farklı kılan yalnızca üretim gücümüz değil. Biz sadece fabrikaları olan bir marka değil, üç yüz altmış derece hizmet veren bir ekosistemiz. Arabica Radyo’dan Arabica Akademi’ye, modüler eğitim sistemlerimizden operasyonel altyapılarımıza kadar tüm süreçleri kendi bünyemizde kurguluyor ve yönetiyoruz. Yapay zekâ uygulamaları, kasa sistemleri ve çeşitli teknolojik altyapıları melek yatırımcı olarak destekliyor, geliştiriyor ve operasyonlarımızın bir parçası hâline getiriyoruz. Sipariş sistemlerinden operasyonel mükemmeliyet süreçlerine kadar her alanda sürekli gelişim odaklı çalışıyoruz. Bu yapı sayesinde son tüketiciye hiçbir şekilde kalitemizden ödün vermeden hizmet sunabiliyoruz. Misafirlerimizin gördüğü taraf bir kahve evi olsa da işin arka planında AR-GE ve girişimcilik odaklı çalışan güçlü bir yapı bulunuyor. Pazar analizlerini, tüketici beklentilerini ve rakip analizlerini sürekli takip ederek dinamik bir şekilde hareket ediyor, değişen ihtiyaçlara hızlı uyum sağlıyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı sosyal sorumluluk projeleri ve sponsorluk çalışmalarıyla destekliyor, markamızın büyümesini toplumsal fayda odağıyla birlikte yürütüyoruz.
Üçüncü dalga kahvecilik anlayışıyla beraber kahve çekirdeğinin kalitesi, nereden geldiği, nasıl kavrulduğu, nasıl demlendiği ve nasıl sunulduğu önem kazanıyor. Arabica Coffee House olarak bu süreçlerde hangi noktalara dikkat ediyorsunuz?
Arabica, bir bitkinin adıdır ve kahve çekirdeği olarak bildiğimiz ürün de bu bitkinin meyvesinin çekirdeğidir. Markamızın ismi de buradan gelmektedir. Arabica Coffee House, yerli ve millî bir markadır. Kahve çekirdeklerimizi ağırlıklı olarak Guatemala, Kolombiya ve Brezilya’dan temin ediyoruz. Bunun yanı sıra yöresel kahvelerimiz için Latin Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve Afrika’nın farklı bölgelerindeki üreticilerle çalışıyoruz. Bu bölgelerdeki çiftçilerden temin ettiğimiz çekirdeklerle sürdürülebilir şekilde aynı kaliteyi korumaya özen gösteriyoruz. Kullandığımız arıtma sistemlerinden ekipmanlara kadar tüm süreçlerde yüksek kalite standartlarını benimsiyoruz. Kendimize özgü kahve profillerimiz ve reçetelerimiz sayesinde lezzetli, kaliteli ve sağlıklı bir kahve deneyimini son tüketiciyle buluşturuyoruz.
Arabica Coffee House’un WeWalk ile hayata geçirdiği iş birliği, markanızın toplumsal sorumluluk anlayışında nasıl bir yere sahip? Önümüzdeki dönemde benzer sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı planlıyor musunuz?
Kahve deneyiminin ötesine geçerek topluma değer katan projeler üretmeyi önemsiyoruz. WeWALK ile gerçekleştirdiğimiz “Farkındayız ve Desteği Artırıyoruz” projesiyle görme engelli sporcularımızın hayatına dokunabilmek, onların bağımsız hareketlerini desteklemek ve toplumda kalıcı bir farkındalık yaratmak bizim için çok kıymetli oldu. Sosyal sorumluluk ve geri verme kültürü, markamızın temel değerlerinden biri. Bu kapsamda çeşitli sosyal sorumluluk projeleri üretiyor, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarıyla iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. Baristalığın bir meslek hâline gelmesi ve meslek liselerinde ders olarak okutulmasını son derece değerli buluyoruz. Bu doğrultuda Kalaba Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Mogan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde kurulan barista sınıflarına destek verdik. Önümüzdeki dönemde de erişilebilirlik ve kapsayıcılık odağında projeler üretmeye devam edeceğiz.
Müdavimlerinize müjdeleriniz var mı? Gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?
Arabica Coffee House olarak hem şubeleşmeye hem de e-ticarete ciddi yatırımlar yapıyoruz. Bunun yanı sıra, tüketicilerin gel-al veya eve sipariş şeklinde tatlı ihtiyacını karşılayacak Arabica Sweet House oluşumunu başlattık ve bu markamızı da büyütmeye devam edeceğiz. Müdavimlerimiz için heyecan verici gelişmelerimiz var. Şubelerimizde kapsamlı renovasyon projeleri yürütüyor, yeni nesil mağaza konseptlerimizi hayata geçiriyoruz. Bununla birlikte markalar grubumuz bünyesindeki diğer konseptlerimizin de renovasyon süreçleri devam ediyor ve yeni şubelerini açıyoruz. Bugüne kadar yalnızca İstanbul’da hizmet veren Arabica Maestro konseptimiz de çok yakında Ankara’da hayata geçecek. Farklı deneyimler, özel menüler ve yenilikçi yaklaşımlar misafirlerimizle buluşacak. Yaz mevsimiyle birlikte yoğun bir döneme girdik; birçok farklı etkinlikte yer alacağız. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da 1-16 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek İstanbul Festivali’nin münhasır kahve sponsoruyuz. Sonrasında, eylül ayında Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’nde de yer alacağız.
Önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz yeni iş birlikleriyle misafirlerimize farklı lezzetler ve yeni deneyimler sunmaya devam edeceğiz. Amacımız sadece şubelerimizin bulunduğu şehirlerde değil, Türkiye’nin ve bu coğrafyanın en sevilen kahve markalarından biri olmak. Yeni yatırımlarımızı da bu vizyon doğrultusunda şekillendiriyoruz.