Prof. Dr. Mustafa Ulubay – Her Ay Âdet Sancısı Çekmenin Fizyolojisi
Kadınların her ay düzenli olarak katlanmak zorunda kaldığı şiddetli âdet sancılarının aslında kaçınılmaz bir kader olmadığını vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ulubay, bu kronik ağrıların ardındaki fizyolojik gerçekleri ve gizli tehlikeleri MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Her ay âdet döneminiz yaklaştığında içinizi saran bir sıkıntı olduğunu biliyorum. Sadece karnınızda değil; belinizde, kasıklarınızda ve hatta bacaklarınıza doğru yayılan, adeta bıçak saplanırcasına giren keskin ağrılar hissediyorsunuz. Sıcak su torbalarına sarılıyor ve hatta avuç dolusu ağrı kesiciler kullanıyorsunuz fakat yine de bu ağrılar azalmıyor; hatta gün geçtikçe daha da artıyor. Bu âdet ağrısını çekerken ders çalışmak, önemli bir iş toplantısına girmek veya sevdiklerinizle dışarıda vakit geçirmek gibi en basit günlük rutinler bile sizin için artık çok zor bir hâl aldı. Ne yazık ki günümüzde pek çok genç kız ve kadın için âdet görmek, bedenin doğal bir döngüsü olmaktan çıkıp, her ay düzenli olarak katlanılması gereken bir işkenceye dönüşüyor.
Acıyı Normalleştiren Toplumsal Yanılgılar
- “Bu çok normal, her genç kız yaşar.”
- “Evlenince hiçbir şeyin kalmaz.”
- “Anne olduğunda bu ağrıların hepsi geçecek.”
Bu ve benzeri cümleler, kuşaktan kuşağa aktarılan, kadınların acılarını küçümseyen ve onları sessizliğe mahkûm eden büyük yanılgılardır. Çeyrek asrı aşan akademik hayatım ve yoğun klinik pratiğim boyunca, muayenehanemin kapısından içeri giren sayısız kadının gözlerinde hep o aynı tanıdık çaresizliği ve yorgunluğu gördüm. Yıllarca süren ağrıları nedeniyle psikolojisi yıpranmış, doktor doktor gezmesine rağmen “Hiçbir sorunun yok.” denilerek eve gönderilmiş hastalarımın hikâyeleri, bir hekim olarak beni bu alanda daha da derinleşmeye ve çözüm üretmeye iten temel motivasyon olmuştur.
Bilimin, cerrahinin ve yıllara dayanan klinik gözlemlerimin bana öğrettiği en temel gerçek şudur: Şiddetli ağrı, bedenin bir şeylerin normal olmadığını size anlatma şeklidir. Hayat kalitenizi yerle bir eden hiçbir ağrı normal kabul edilmemelidir.
Âdet Döneminde Ağrı Çekmenin Temel Nedeni: Endometriosis
Peki, bu ağrıları yaşamanıza neden olan tablonun tıbbi adı ne? Her ay âdet dönemlerini bir çileye dönüştüren bu ağrıları gördüğümüzde ilk şüphelendiğimiz hastalık endometriosis hastalığıdır.
Normal şartlarda sadece rahim iç tabakasını oluşturan ve her ay gebelik olmadığı takdirde kanamayla vücuttan atılan dokuya “endometrium” adını veriyoruz. Endometriozis hastalığında ise bu doku, rahim dışında olmaması gereken yerlere —yumurtalıklara, fallop tüplerine, bağırsak yüzeylerine, mesaneye ve hatta karın zarına— yerleşip büyümeye başlar.
Âdet döngüsü sırasındaki hormonal değişimlerle birlikte, tıpkı rahim içindeki doku gibi bu yanlış yerleşimli dokular da kanar. Ancak vücut dışına atılamayan bu kanama içeride hapsolur; zamanla iltihaplanmalara, organlar arası yapışıklıklara, derin kistlere ve ciddi bir anatomik tahribata yol açar. Sonuç, her ay katlanarak artan kronik ve tüketici bir pelvik ağrıdır.
Doğru Teşhis ve Doğru Tedavi ile Bu Tablodan Kurtulmak
Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, bir kadının ilk belirtilerini yaşamasından itibaren kesin endometriozis tanısı almasına kadar geçen sürenin ortalama yedi ila on yıl olduğunu gösteriyor. Bu gecikmenin ana sebebi tıbbın yetersizliği değil, âdet ağrısının kadının kaçınılmaz kaderi olduğu yönündeki kemikleşmiş toplumsal ön yargıdır. Zamanında tanı konulamadığında bu sinsi hastalık yalnızca ağrı yapmakla kalmıyor, aynı zamanda üreme organlarının yapısını bozarak kısırlığa giden yolu da açabiliyor.
Ancak umutsuzluğa kapılmaya hiç gerek yok. Bugün modern tıp, bu hastalıkla mücadele etmek için elimize son derece güçlü araçlar veriyor. Hastalığın evresine, kadının yaşına ve çocuk sahibi olma isteğine göre şekillendirdiğimiz tedavi protokolleri —ileri düzey laparoskopik cerrahi teknikler ve kişiye özel medikal tedaviler— ile hem ağrıları kadınların hayatından çıkarmak hem de doğurganlığı korumak mümkündür.
Bu meslekte uzun yıllar geçirmiş bir uzman olarak en büyük arzum, bu farkındalığın dalga dalga yayılması ve acı çeken tek bir kadının bile kalmamasıdır. Bedeninizin size verdiği sinyalleri dinleyin ve ağrınızı asla küçümsemeyin. Hiçbir kadın âdet dönemlerinde şiddetli sancılarla yatakta iki büklüm kalmak zorunda değil. Çözüm var; yeter ki doğru zamanda, tecrübeli uzman ellerde tedavi arayışına girmekten vazgeçmeyin.