© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Memorial Ankara Hastanesi – Modern Radyoterapi Teknolojileri

Memorial Ankara Hastanesi – Modern Radyoterapi Teknolojileri

Memorial Ankara Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nden

Prof. Dr. Müge Akmansu, yapay zekâ destekli modern radyoterapi ve solunum ayarlı yenilikçi teknolojiler sayesinde, sağlıklı organları maksimum düzeyde koruyarak kanser tedavisinde nasıl yüksek başarı sağlandığını

MAG Okurları için açıklıyor.

 

Kanser tedavisinde radyoterapi teknolojileri, son yıllarda yaşanan gelişmeler sayesinde tümör dokusunu yüksek hassasiyetle hedeflerken çevredeki sağlıklı organların korunmasına olanak sağlayan önemli yenilikler sunmaktadır. Solunum hareketlerine uyum sağlayan ileri görüntüleme sistemlerinden meme, akciğer, prostat gibi kanserlere yönelik yüksek doğruluklu ışınlama tekniklerine kadar pek çok modern uygulama, tedavinin etkinliğini arttırırken yan etkilerin azaltılmasına da katkıda bulunmaktadır. Radyoterapi alan hastalarda tedavi nereye verilirse o bölge etkilenir, kemoterapideki gibi saç dökülmesi, kan tablosunda hassasiyet genel olarak radyoterapi sırasında beklenmez. Hastalar tedavi sırasında aldıkları radyasyonu çevrelerine yaymaz bu nedenle kimseden uzak durmaları, yediklerini ve odalarını ayırmaları gerekmez, yakınları ile temas hâlinde olabilirler.

 

Meme Kanseri Radyoterapisinde Kalbi Koruyan Yeni Teknoloji: Solunum Ayarlı Radyoterapi

Modern kanser tedavisinde radyoterapinin temel amacı, tümör dokusuna maksimum dozu ulaştırırken çevredeki sağlıklı dokuları ve kritik organları olabildiğince korumaktır. Ancak insan vücudu dinamik bir yapıya sahiptir ve özellikle göğüs ile üst karın bölgesinde yer alan tümörler, hastanın her nefes alıp verişinde sürekli hareket eder. Akciğer, karaciğer, safra yolları veya meme kanseri gibi durumlarda tümörler, solunum döngüsü sebebiyle birkaç santimetreye kadar yer değiştirebilir.

Sistem Nasıl Çalışır?

Tedavi cihazı, hastanın nefes alıp verme döngüsünü milisaniyeler düzeyinde takip ederek ışınlamayı sadece tümörün belirli bir konumda olduğu güvenli zaman aralığında açık tutar. Süreç temel olarak şu aşamalardan oluşur:

 

4-Boyutlu Bilgisayarlı Tomografi (4D-BT): Tedavi planlama aşamasında, hastanın solunum döngüsü kaydedilirken tomografi kesitleri alınır. Böylece tümörün nefes döngüsü boyunca hangi koordinatlarda hareket ettiği, zamana bağlı olarak haritalandırılır.

 

Anlık Solunum Takibi: Tedavi sırasında hastanın göğsüne yerleştirilen özel kızılötesi bloklar veya gelişmiş kamera sistemleri yardımıyla anlık solunum grafiği çıkarılır.

Respiratory Gating (Pencereleme Aralığı): Radyasyon onkolojisi uzmanı, tümörün en durağan olduğu ve sağlıklı dokulardan en uzaklaştığı güvenli fazı (örneğin solunum döngüsünün %30 ila %70’lik kısmını) tedavi aralığı olarak belirler.

 

Dinamik Işınlama: Lineer hızlandırıcı cihaz, hasta bu belirlenen güvenli pencerenin dışına çıktığında (öksürdüğünde veya derin nefes aldığında) radyasyonu otomatik olarak keser. Hasta tekrar uygun faza döndüğünde tedavi kendiliğinden devam eder.

 

Derin Nefes Tutma (DIBH) ve Sol Meme Kanseri İlişkisi

Solunum ayarlı radyoterapinin en yaygın ve kritik uygulamalarından biri “derin inspiratuar nefes tutma” (DIBH) tekniğidir. Özellikle sol meme kanseri olan hastalarda bu yöntem hayati önem taşır. Hasta derin bir nefes alıp bunu tuttuğunda, akciğerler hava ile dolarak genişler ve göğsün ön duvarı kalpten fiziksel olarak uzaklaşır. Cihaz, hastanın nefesini tam istenen seviyede tuttuğunu algıladığı anda ışınlama yapar. Bu sayede sol meme dokusu tam doz alırken, kalbin ve koroner arterlerin radyasyondan zarar görme riski neredeyse sıfıra indirilerek uzun vadeli kardiyak yan etkilerin önüne geçilir.

 

Yöntemin Sağladığı Temel Avantajlar

Yüksek Doz Güvenliği: Tümör hareketine rağmen tam isabet sağlanabildiği için, tümör hücresini yok edecek daha yüksek ve etkili dozlar güvenle uygulanabilir.

 

Maksimum Organ Koruması: Işınlama alanı daraltıldığı için çevredeki sağlam akciğer, kalp, omurilik ve karaciğer gibi kritik yapılar gereksiz radyasyondan maksimum düzeyde korunur.

 

Konforlu Süreç: Herhangi bir cerrahi müdahale içermez. Hasta tedavi esnasında tamamen normal ve rahat bir şekilde nefes alıp verebilir. Özetle; solunum ayarlı radyoterapi, kanser tedavisinde hedefe yönelik yaklaşımın radyasyon fiziğindeki en net yansımalarından biridir.

 

Ameliyatsız Prostat Kanseri Tedavisi: Radyoterapi

Radyoterapi (ışın tedavisi), prostat kanserinin yönetiminde cerrahiye (ameliyata) eş değer başarı oranlarına sahip, yüksek enerjili röntgen ışınları kullanılarak kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlayan, son derece etkili ve yaygın bir ameliyatsız tedavi yöntemidir. Erken evre prostat kanserinde doğrudan ana tedavi olarak uygulanabileceği gibi; ameliyat sonrası nüks riski olan hastalarda veya ileri evre vakalarda tümör yayılımını kontrol altına almak amacıyla da tercih edilebilir. Günümüz tıp teknolojisi sayesinde, ışınlar çevre dokulara minimum zarar verecek şekilde milimetrik olarak prostat dokusuna odaklanabilmektedir.

 

Uygulama Yöntemleri

Prostat kanserinde radyoterapi temelde iki ana klinik yaklaşımla gerçekleştirilir:

  • Dışarıdan (Eksternal) Radyoterapi: Vücut dışındaki bir cihazdan (Lineer Akseleratör) çıkan ışınların prostata yönlendirilmesidir. IMRT (yoğunluk ayarlı radyoterapi), IGRT (görüntü eşliğinde radyoterapi) ve SBRT (nokta atışı/siberbıçak) gibi modern tekniklerle, mesane ve bağırsaklar korunarak sadece tümör hedeflenir. Genellikle haftada beş gün, birkaç hafta sürer. Hafta sonları dinlenme sürecidir. Bu sürede normal dokular aldığı radyasyondan olan hasarı tamir ederken tümörlü dokular bu tamiratı yapamaz.
  • İçeriden Radyoterapi (Brakiterapi): Prostat bezinin içerisine, ultrason kılavuzluğunda kalıcı veya geçici küçük radyoaktif çekirdeklerin (tohumların) yerleştirilmesi işlemidir. Işın doğrudan prostatın içinden verilir, böylece çevre dokular maksimum düzeyde korunur. Genellikle erken evre ve düşük riskli tümörlerde tercih edilir.

 

İdrar Yolları: Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma veya idrar akışında zayıflama (ilaç tedavileriyle kolayca rahatlatılır).

 

Bağırsak Sistemi: Dışkılama sıklığında artış, hafif ishal veya rektal bölgede dolgunluk hissi.

Genel Durum: Tedavi haftaları ilerledikçe vücudun enerjisini harcamasına bağlı olarak hafif veya orta derece halsizlik. Uzun dönemde cerrahiye kıyasla idrar kaçırma riski ve ereksiyon riski son derece düşüktür. Eğer böyle durumlar gelişirse medikal destek sağlanır.

 

Sonuç olarak; radyasyon onkolojisi bilimi, kanser tedavisinde en önemli tedavi yöntemlerinden birisidir. Çoğu zaman sistemik tedaviler ile eş zamanlı veya bazen tek başına uygulanarak hastalarda tam iyileşme sağlayabilen veya hastalığın büyümesini azaltabilen ve gerekli durumlarda ağrıyı durdurmakta kullandığımız anahtar tedavi metotlarından birisidir. Gelişen teknoloji sayesinde radyasyonu, yapay zekâ desteğiyle organlara zarar vermeden kullanmaktayız.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.