Tasarımda Süreklilik Hikâyesi – Merve Fedai
Yönetim kurulu üyesi olduğu Mervem Kanepe’deki üretim disiplini ile kurucusu olduğu MFLUDAM’daki tasarım vizyonunu birleştiren Merve Fedai; mobilyadaki dayanıklılık kavramını tekstilde zamansızlığa nasıl dönüştürdüğünü ve disiplinler arası bağın tasarıma kattığı hızı MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Mobilyadaki dayanıklılık ile tekstilde zamansızlığı nasıl birleştiriyorsunuz?
Benim için dayanıklılık sadece fiziksel bir özellik değil, bir tasarım yaklaşımı. Mobilyada bu kavram, yıllarca formunu ve fonksiyonunu koruyan yapılarla tanımlanırken; tekstilde bu, zamansızlık ve tekrar tekrar giyilebilirlik olarak karşılık buluyor.
MFLUDAM’da tasarım yaparken aslında iki disiplini birleştiriyorum: Yapısal düşünme ve estetik süreklilik. Bir parçanın sadece bugün değil, yıllar sonra da anlamlı olması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden trend odaklı değil, form ve his odaklı ilerliyoruz.
Nasıl ki iyi bir mobilya yıllarca aynı mekânda varlığını sürdürebiliyorsa, iyi bir kıyafet de yıllarca gardıropta yer bulabilmeli.
Mobilya üretimindeki disiplin, MFLUDAM’a nasıl avantaj sağlıyor?
Mobilya üretimi bana detayın aslında her şey olduğunu öğretti. Milimetrik hesaplama, malzeme bilgisi ve üretim sürecine hâkimiyet… Bunlar tekstilde çok büyük bir fark yaratıyor.
MFLUDAM’da bir ürün tasarlarken sadece görünümü değil, üretim sürecini de aynı anda düşünüyoruz. Bu da bize hız, kontrol ve kalite avantajı sağlıyor.
Ayrıca hammaddeye hâkim olmak, doğru kumaşı doğru tasarımla eşleştirmek demek. Bu sayede hem daha sürdürülebilir hem de daha tutarlı koleksiyonlar oluşturabiliyoruz.
Mekân tasarlamak ile kıyafet tasarlamak arasında nasıl bir bağ var?
Aslında ikisi de bir “deneyim” tasarlamak. Bir mekân, içine giren kişinin ruh hâlini nasıl etkiliyorsa; bir kıyafet de gün içindeki hissini doğrudan etkiliyor. Mervem Kanepe ile fiziksel alanlara, MFLUDAM ile ise kişisel alanlara dokunuyoruz.
Ben tasarımı her zaman bir atmosfer yaratma süreci olarak görüyorum. Bu bazen bir salonun hissi oluyor, bazen de bir kumaşın tenle kurduğu ilişki. Sonuçta ikisinin de amacı aynı: İnsanın kendini daha iyi hissetmesi.
Mobilya sektöründe yönetici olmak mı, moda markası yaratmak mı sizi daha çok dönüştürdü?
İkisi de farklı şekilde dönüştürdü ama moda markası yaratmak çok daha kişisel bir yolculuk.
Mobilya sektörü bana disiplin, sistem ve üretim gücü kazandırdı; ama MFLUDAM tamamen içgüdü, estetik ve vizyonla ilgili bir alan. Orada daha cesur, daha hızlı ve daha sezgisel olmak gerekiyor.
Kendi markanı yaratmak, aslında kendi bakış açını ortaya koymak demek. Bu da insanı hem profesyonel hem de kişisel olarak çok daha fazla geliştiriyor.
Yoğun tempoda başarı tanımınız ve enerji yönetiminiz nedir?
Benim için başarı, sürdürülebilirlik. Sadece kısa vadede üretmek değil, uzun vadede aynı kaliteyi ve enerjiyi koruyabilmek.
Gün içinde üretim ve tasarım arasında gidip gelmek aslında zihinsel bir denge gerektiriyor. Bu yüzden enerjimi yönetirken odak bloklarıyla çalışıyorum. Üretimdeyken tamamen teknik, tasarımda ise tamamen yaratıcı olmayı tercih ediyorum.
Ayrıca ilhamı dış dünyadan beslemek benim için çok önemli. Seyahat, gözlem ve farklı disiplinlerle temas hâlinde olmak enerjimi sürekli taze tutuyor.