© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Kıta Mu’nun Tasarım Hikâyesi – Nerio Interiors

Kıta Mu’nun Tasarım Hikâyesi – Nerio Interiors

 

Nerio Interiors kurucusu Yüksek İç Mimar Nihle Bozdağ, Kıta Mu’nun özgün tasarım dilini ve projedeki ilham kaynaklarını MAG Okurları için anlatıyor.

Öncelikle eğitim ve çalışma alanlarınızdan bahsederek başlar mısınız?

İç mimarlık eğitimime 2005 yılında Çankaya Üniversitesinde başarı bursuyla başladım ve 2009 yılında bölüm üçüncüsü olarak mezun oldum. Akademik yolculuğumu 2010 ila 2013 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nde yüksek lisans yaparak sürdürdüm. Yüksek lisans eğitimim boyunca mobilya ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalarda çalışarak tasarımın üretim, malzeme ve uygulama süreçlerini yakından deneyimleme fırsatı buldum. Bu süreç, tasarıma yalnızca estetik bir bakış açısıyla değil; üretilebilirlik, işlevsellik ve detay çözümlemeleri üzerinden yaklaşmamı sağlayan önemli bir deneyim kazandırdı. 2013 yılında Nerio Interiors’ı kurdum. Bugün ekibimle birlikte Türkiye’de ve yurt dışında ağırlıklı olarak yeme-içme mekânları, butik konut ve villa projeleri tasarlıyoruz. Her projeyi, markanın kimliği, mekânın bağlamı ve kullanıcı deneyimi doğrultusunda özgün bir tasarım yaklaşımıyla ele alıyoruz. Benim için tasarım, yalnızca estetik açıdan güçlü mekânlar üretmekten ibaret değil; kullanıcıyla bağ kuran, duyusal bir deneyim sunan ve zaman içinde değerini koruyan yaşam alanları oluşturmaktır. Bu anlayışla, konsept geliştirmeden uygulama sürecine kadar tüm tasarım aşamalarını bütüncül bir bakış açısıyla yönetiyor, her projenin kendi hikâyesini yansıtan, zamansız ve nitelikli mekânlar tasarlamayı hedefliyorum.

Kıta Mu’nun iç mimarisinde alışılmışın dışında bir tasarım dili oluşturdunuz. Mekânda ilk bakışta dikkat çeken büyük dairesel formun arkasındaki fikir neydi? Mekânın kapısından içeri adım atıldığı anda nasıl bir his uyandırmak istediniz?

Kıta Mu’nun tasarımına başlarken beni en çok etkileyen kaynaklardan biri, Mu efsanesinde anlatılan Naacal Tabletleri oldu. Tabletlerde yer alan dairesel semboller ve bütünlüğü temsil eden geometrik anlatım, tasarımın çıkış noktasını oluşturdu. Ben bu anlatıyı tarihsel bir referanstan çok, mekânın hikâyesini besleyen güçlü bir ilham kaynağı olarak ele aldım. Mekânın merkezindeki büyük dairesel form da bu yaklaşımın mimari bir yorumu. Benim için yalnızca dikkat çeken bir tasarım öğesi değil; mekânın akışını yönlendiren, insanları bir araya getiren ve bütünlük hissini güçlendiren bir merkez. Mekâna giren herkesin ilk anda yalnızca estetik bir etkiyle değil, hikâyesi olan bir atmosferle karşılaşmasını istedim. Benim için iyi tasarım, zaman geçirdikçe yeni katmanları keşfedilen ve kullanıcıda iz bırakan bir deneyim sunmalıdır.

 

Malzeme seçiminde hangi kriterler belirleyici oldu?

Malzeme seçiminde önceliğim, tasarımın anlattığı hikâyeyi desteklemesi oldu. Her malzemenin yalnızca estetik açıdan değil, dokusu, yaş alma biçimi ve kullanıcıda bıraktığı his açısından da doğru bir karşılığı olmasına önem verdim. Kıta Mu’da doğal taş, ahşap ve dokulu yüzeyler gibi zamansız malzemeleri tercih ederek sıcak, sakin ve dengeli bir atmosfer oluşturmayı hedefledim. Benim için malzeme, bir mekânın karakterini oluşturan en güçlü unsurlardan biri.

Bu nedenle seçimlerimi yalnızca görsel etkiyle değil, mekânın kimliği ve uzun yıllar değerini koruyacak bir tasarım anlayışı doğrultusunda yaptım.

 

Tasarımdaki el işçiliğinin arkasında nasıl bir emek gizli?

Kıta Mu’da el işçiliği, tasarımın ayrılmaz bir parçasıydı. Mekânda kullandığımız birçok ürünü hazır veya seri üretim olarak seçmek yerine, alanında uzman ve seçkin markalarla iş birliği içinde bu proje için özel olarak tasarladık. Her parçanın malzemesi, dokusu ve üretim tekniği büyük bir titizlikle belirlendi; tasarımlar usta eller tarafından hayata geçirildi. Benim için bir mekânın kimliği, çoğu zaman bu özel detaylarda saklıdır. El işçiliği ve özel üretim sayesinde Kıta Mu’ya yalnızca estetik değil, karakter ve özgünlük de kazandırmayı hedefledim. Bu yaklaşım, mekânın hikâyesini güçlendiren ve ziyaretçiye hissedilen bir kalite sunan en önemli unsurlardan biri oldu.

 

Aydınlatma tasarımını mekân deneyiminin bir parçası olarak nasıl ele aldınız?

Ben ışığı, mekânın karakterini şekillendiren en güçlü tasarım katmanlarından biri olarak görüyorum. Bu nedenle aydınlatma kararlarını tasarımın en başından itibaren mimari kurgunun ayrılmaz bir parçası olarak ele aldım. Kıta Mu’da en önemli ışık kaynağımız, iç bahçenin üzerindeki cam çatıdan süzülen doğal gün ışığıydı. Gün boyunca değişen ışığın bitkiler, su öğesi ve doğal malzemeler üzerinde oluşturduğu atmosferi tasarımın bir parçası olarak kurguladık. Doğal ışığın geri çekildiği saatlerde ise aynı atmosferi sürdürecek bir aydınlatma senaryosu oluşturduk. Özellikle seçtiğimiz dekoratif armatürler, yalnızca mekânı aydınlatan objeler değil; mekânın kimliğini tamamlayan, odak noktaları oluşturan ve hikâyeyi güçlendiren tasarım elemanları olarak kurgulandı. Renkleri, ölçekleri ve formlarıyla gündüz farklı, akşam ise bambaşka bir karakter ortaya koyuyorlar. Günün saatine göre kademeli olarak değişen ışık senaryoları sayesinde de Kıta Mu, sabahın doğal ve ferah atmosferinden akşamın daha sıcak, teatral ve davetkâr ambiyansına dönüşen, yaşayan bir mekân deneyimi sunuyor.

 

Farklı oturma seçenekleriyle misafir deneyiminde nasıl bir çeşitlilik yaratmayı hedeflediniz?

Misafirlerin mekânı tek bir oturma düzeni üzerinden deneyimlemesini istemedim. Bu nedenle farklı kullanım senaryolarına cevap veren, farklı karakterlerde oturma alanları kurguladım. Grup kullanımları için geniş masalar, daha özel ve mahrem bir deneyim için VIP odalar ve istiridye kabuğunun formundan ilham alarak tasarladığım localar bu çeşitliliğin önemli parçaları oldu. Mekân içerisindeki tefriş yerleşimlerini de mümkün olduğunca esnek tuttum. Masaların gerektiğinde birleştirilip ayrılabilmesiyle hem küçük gruplara hem de daha kalabalık organizasyonlara uyum sağlayabilen bir düzen oluşturdum. Benim için önemli olan, her misafirin kendi kullanım biçimine ve beklentisine uygun bir alan bulabilmesi; aynı mekân içerisinde farklı ölçekte, farklı mahremiyet seviyelerinde ve farklı atmosferlerde deneyimler yaşayabilmesiydi.

Bu projede sizi en çok zorlayan tasarım detayı neydi ve bunu nasıl çözdünüz?

Bu projede beni en çok zorlayan konu, tasarımda hayal ettiğim özgün formları ve detayları uygulama açısından aynı hassasiyetle hayata geçirmek oldu. Kıta Mu’da standart ürünlerle ilerlemek yerine, birçok detayı mekâna özel olarak tasarladım. Bu da özellikle kavisli formlarda, özel üretim mobilyalarda ve farklı malzemelerin bir araya geldiği detaylarda ciddi bir koordinasyon ve uygulama hassasiyeti gerektirdi. Bu süreci, tasarım ekibimiz, uygulama ekipleri ve birlikte çalıştığımız seçkin üreticilerle çok yakın ilerleterek çözdüm. Bir detayın yalnızca çizimde doğru görünmesi benim için yeterli değildi; malzemenin gerçek ölçekte nasıl davranacağını, ışıkla ve diğer malzemelerle nasıl ilişki kuracağını defalarca test ettik. Sonuçta bu zorluğu, tasarımın özgünlüğünden taviz vermeden uygulama kalitesini koruyarak aşmayı başardık.

 

Islak zeminlerde nasıl bir tasarım dili tercih ettiniz?

Islak hacimlerde Kıta Mu’nun genel hikâyesini daha teatral ve sofistike bir dille devam ettirmek istedim. Zeminde, Sirius yıldızını temsil eden özel mozaikler kullandım. Duvarların tamamında ise ithal eskitme kesme ayna tercih ederek mekânda derinlik, yansıma ve katmanlı bir atmosfer oluşturdum. Lavabolar ve bataryalarda Antoniolupi imzalı ürünleri tercih ederken, klozetleri Paris’ten özel olarak temin ettim. Bu seçimlerde benim için yalnızca estetik değil, ürünlerin tasarım dili ve mekânın genel karakteriyle kurduğu ilişki de önemliydi. Islak hacimlerin, ana mekândan bağımsız bir servis alanı gibi değil, Kıta Mu’nun hikâyesinin devam ettiği özel ve deneyimsel alanlar olmasını hedefledim.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.