Barbaros
“Var Mı?”nın ardından “Yok Mu?”: “Bazı Cevapların Hiç Gelmeyeceğini Biliyorum”
Pasion Turca etiketi ile çıkan yeni şarkısı “Yok Mu?” hakkında konuşan Barbaros, cevabını artık beklemediği soruları, mizahı neden bir “zırh” olarak gördüğünü, geçmişte yaptığı seçimleri ve bugün olsa genç Barbaros’a ne söyleyeceğini MAG Okurları için anlattı.
Yeni şarkınız “Yok Mu?” ile yeniden dinleyici karşısındasınız. Bu şarkının sizde bıraktığı ilk duygu ne oldu?
İlk dinlediğimde hem gülümsedim hem de içim biraz burkuldu. Çünkü şarkı derdini anlatıyor ama kendini fazla ciddiye almıyor. O ironik tarafını hemen sevdim ve “Bu şarkı tam bana göre!” dedim. Bir de “Var Mı?”dan sonra “Yok Mu?” esprisi elbette hoşuma gitti. Şarkının içindeki bu zıtlık bana çok çekici geldi.
Murat Güneş’in “Var Mı?”dan sonra “Yok Mu?”yu yazması tesadüf gibi görünmüyor. Sizce bu iki şarkı yan yana geldiğinde nasıl bir hikâye anlatıyor?
Aslında iki ayrı hikâye. Birbirinden çok farklı şarkılar. “Var Mı?” çok daha mutlu, daha aydınlık hislerle dolu. Orada sevdiğine içindeki emin ve gururlu ifadeyle seslenen biri var. “Yok Mu?” ise daha karanlık bir mizah içeriyor. Sitem duygusunu barındırırken aynı zamanda ironik bir yerden konuşuyor. Gerek melodik yapı gerek anlatım açısından birbirlerinden çok ayrılıyorlar. Dolayısıyla arka arkaya gelmeleri hoş bir tesadüf ama bana göre iki farklı ruh hâlini anlatıyorlar.
Hayatınızda “Yok mu?” diye sormaktan yorulduğunuz, artık cevabını beklemediğiniz şeyler var mı?
Olmaz mı? Bazen “İnsanlarda biraz açıklık, biraz cesaret, biraz vicdan yok mu?” diye sormaktan yoruluyor insan. Bazı cevapların hiç gelmeyeceğini artık biliyorum. Yine de tamamen sormaktan vazgeçebilen biri değilim. Sitem duygusu besliyor muyum? Bazen, evet. Bazen sormaktan da yılıyorum ama hayat zaten sizi bu şekilde, bu soruyu sormaya itiyor.
Şarkının ironik tarafı dikkat çekiyor. Siz günlük hayatınızda da mizahı bir savunma mekanizması olarak kullanır mısınız?
Kesinlikle kullanırım. Mizah benim zırhım. En zor anlarda bile bir yerinden komik bir şey bulurum. Yaşadığım şeyi görmezden gelmek için değil, onunla baş edebilmek için kullanıyorum. Hem bir kaçış hem de bir sığınak. Bunun beni rahatlattığını ve bazı şeylerle daha rahat baş edebilmek için bana güç verdiğini düşünüyorum. Her şeyi de fazla ciddiye alırsak sanırım hayat bizi daha çabuk yoracak.
Bir şarkıyı seçerken artık daha seçici olduğunuzu düşünüyor musunuz? “Bunu Barbaros söylemeli” dedirten şey nedir?
Eskisine göre çok daha seçiciyim. Bir şarkının sadece sesime yakışması yetmiyor; bir cümlesinin beni dürtmesi, sahnede taşıyabileceğim bir hikâyesinin olması gerekiyor. Ben söyledikten sonra artık başkasının şarkısı gibi kalmıyorsa, “Bunu Barbaros söylemeli” diyorum. Bir de sanırım şarkıyı söylemeden önce içimde uyandırdığı hisler ne kadar yüksekse, stüdyoya da o kadar yansıyacağını düşünüyorum.
Opera, müzikal, caz ve pop… Bu kadar farklı müzik dünyasının içinde olmak bazen bir avantajdan çok bir mücadeleye dönüşüyor mu?
Bazen dönüşüyor. Çünkü müzik dünyası sizi tek bir cümleyle tarif etmek istiyor. Beni ise tek bir türe koymak çok kolay değil. Bu zaman zaman bir mücadele olsa da aslında beni ben yapan en önemli zenginliklerden biri. Hiçbirinden vazgeçmek istemem. Daha önce de söylemiştim; bu stillerin hepsiyle ilgilendim, hepsinden beslendim. Ama beni tipik bir caz şarkıcısı ya da bir operacı olarak tanımlamak doğru olmaz. Beni beslemiş olan, sahnede de bunun izlerini görebileceğiniz ve duyabileceğiniz stiller bunlar.
Geçmişte “Mutlaka yapmalıyım.” dediğiniz ama bugün baktığınızda “İyi ki yapmamışım!” dediğiniz bir şey var mı?
Bir dönem daha görünür olmak için her yerde olmam gerektiğini düşünüyordum. Şimdi “İyi ki her teklife, her modaya yetişmeye çalışmamışım.” diyorum. İnsan bazen yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da kendini koruyor.
Kariyeriniz boyunca sizi şaşırtan, “Ben buraya nasıl geldim?” dedirten bir dönüm noktası yaşadınız mı?
Aslında opera eğitimiyle başlayıp pop, caz ve müzikalin içinde bu kadar farklı yolların açılması başlı başına şaşırtıcı. Bazen geriye dönüp baktığımda ben de “Bütün bunlar nasıl aynı hikâyenin içinde buluştu?” diyorum. Ama galiba asıl dönüm noktası, kendimi tek bir türe hapsetmemeye karar vermemdi. Bu çeşitlilik beni hem diri tuttu hem de tek bir stil içerisinde sıkılacağımı düşündüğüm için beni daha mutlu kıldı.
Müzik dünyasında kalıcı olmak sizce yetenekle mi, disiplinle mi, doğru zamanda doğru yerde olmakla mı ilgili?
Üçü de gerekli. Yetenek başlangıç noktası, doğru zaman kapıyı açıyor, disiplin ise sizi içeride tutuyor ama kalıcı olmak için bunların yanında karakter, sabır ve sürekli merak da gerekiyor. Bazen hiçbir şey yapmadan da yolunuz açılabiliyor. Doğru zaman gerçekten çok önemli sanırım.
Bugün müzik sektöründe yeni bir sanatçı olarak yola çıksaydınız, ilk yıllarınızdaki Barbaros’a ne söylerdiniz?
“Acele etme” derdim. Her “evet” bir fırsat değildir; bazen “hayır” demek de çok önemli bir kariyer kararıdır. Kendi sesini, başkalarının beklentisine uydururken kaybetme. Bir de müzik kadar bu işin yönetim tarafını da öğren. Şarkı seçiminde daha dikkatli ol. Kimsenin dediğini dinleme; iç sesini dinle.