© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

İpek, Keten, Renkler ve El İşçiliği – Suedea

İpek, Keten, Renkler ve El İşçiliği – Suedea

 

Suedea markasının kurucusu Moda Tasarımcısı Süeda Zengin; özgün estetik dilini, farklı coğrafyalardan aldığı ilhamı, zanaatla kurduğu bağı ve tasarım sürecinin ardındaki hikâyeyi MAG Okurları ile paylaşıyor.

 

Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz? Suedea’nın fikri nasıl doğdu?

Moda benim için her zaman yalnızca giyinmekten çok daha fazlasıydı. Küçüklüğümden beri, piyasada gördüğüm ürünleri olduğu hâliyle beğenmekte zorlanır, mutlaka kendimden bir şey katmak isterdim. Çok büyük markaların klasikleşmiş parçalarında bile gözüm hep başka bir detay arardı. Çünkü beni asıl heyecanlandıran; hayal gücünün, renklerin, özel dokunuşların ve bir hikâyenin tasarıma dâhil olmasıydı. Bu tutkum beni Moda Tasarımı okumaya yönlendirdi. Suedea’nın fikri de tam olarak bu kişisel arayıştan doğdu. Bir üründe yalnızca güzellik değil, özgünlük de arayan; herkeste olmayan, kendine ait hissettiren parçaları seven insanlara ulaşmak istedim. Bu fikri bir markaya dönüştürmek ise zaman aldı. Çünkü benim için mesele yalnızca ürün çıkarmak değil; gerçekten kendi estetik dünyamı yansıtan ve arkasında durabileceğim bir marka yaratmaktı. Doğru zamanın geldiğini hissettiğimde, yıllardır kendim için sürdürdüğüm bu arayışı başkalarıyla da paylaşmaya karar verdim. Suedea böyle doğdu.

 

Tasarımlarınızda modanın hangi kavramları hayat buluyor? Markanızın kimliğini ve estetik algısını nasıl tanımlarsınız?

Suedea’yı yalnızca minimal ya da yalnızca maksimalist bir çizgide tanımlamıyorum. Markanın estetik dili benim için farklı dünyaların bir araya gelişinden doğuyor: Modern ve zaman zaman mimari formlar, beklenmedik renkler, zanaatın inceliği ve çöl coğrafyalarının kendine özgü ışığı. Yalın bir silüeti güçlü bir renk ya da ince bir el işçiliğiyle dönüştürmeyi seviyorum, çünkü benim için sadelik, iddiadan vazgeçmek anlamına gelmiyor.

 

Renk dünyamızda da bu karşıtlığı seviyorum. Bir tarafta çölün kumdan altına uzanan tonları, pastel geçişleri, ışığın ipek üzerindeki hareketi ve o uçsuz bucaksızlık hissi var. Özellikle ipek kimono ve abayalarda bu daha dingin, duyusal atmosfer kendini gösteriyor. Diğer tarafta ise leylak pembe bir ketenin üzerinde fuşya, turuncu ve limon sarısı nakışların yarattığı cesur ve enerjik birliktelikler var. Beklenmedik tonları yan yana getirmenin yarattığı etki, Suedea’nın estetik dilinde önemli bir yere sahip. Zanaat ise bütün bu dünyaları birbirine bağlayan unsurlardan biri. Nakış ve işlemeleri sonradan eklenen süslemeler olarak değil, daha ilk eskizden itibaren parçanın kimliğini kuran detaylar olarak düşünüyorum. Böylece kimi zaman yalın ve mimari, kimi zaman renkli ve iddialı bir parçada bile aynı Suedea dilini koruyabiliyoruz.

 

Suedea kadını da aslında bu dünyaya benziyor; tek bir çizgiye ait değil. Fark edilmekten çekinmiyor ama bunu abartıyla değil, kendi stilinin gücüyle yapıyor. Modayı takip ediyor; trendleri olduğu gibi üzerine almak yerine kendi diliyle yorumluyor. Feminenliğini korurken kimi zaman güçlü ve net, kimi zaman özgür ve bohem, kimi zaman da duyusal ve gizemli bir çekim taşıyor. Bir Suedea parçasının da onun için yalnızca bir sezon giyilecek değil; yıllar sonra bile dolabında saklamak isteyeceği, yerine yenisini koyamayacağını hissedeceği kadar kendine ait bir parça olmasını istiyorum.

 

Ürün yelpazenizde neler bulunuyor?

Ürün yelpazemizde kimonolar, abayalar, elbiseler ve şalvarlar gibi farklı silüetlerin yanı sıra, kenarları elde kıvrılarak tamamlanan ipek şallar ve bandana formundaki aksesuar parçaları bulunuyor. Koleksiyonlarımızı yeni ürün gruplarıyla genişletmeye devam ediyoruz. Özellikle resortwear alanında, farklı malzeme ve zanaatları bir araya getiren parçalar üzerinde çalışıyoruz.

 

Ham madde seçiminde öncelikleriniz ve tekstil politikanız nedir?

Hammadde seçiminde önceliğimiz, mümkün olduğunca doğal ve nitelikli malzemeler kullanmak. Sertifikalı ketenler ve %100 ipekler koleksiyonlarımızın temelini oluşturuyor. Aynı özeni, Miyuki boncuklardan nakış iplerine kadar kullandığımız en küçük malzemede de sürdürüyoruz. Malzeme seçiminde estetik kadar, kumaşın tenle ve mevsimle kurduğu ilişkiyi de önemsiyoruz. Özellikle yaz koleksiyonlarında nefes alan ketenler ve bedende hafif, akışkan bir his bırakan ipekler, konforu tasarımın doğal bir parçası hâline getiriyor. En büyük hayallerimden biri, farklı coğrafyaların ve dönemlerin kendine özgü zanaatlarını, dokularını ve hikâyelerini keşfedip Suedea’nın dünyasında yeniden yorumlamak. Bugün Antep ve Kilis’ten seçtiğimiz geleneksel beyaz delik işlerini ketenle buluşturuyoruz; yarın bu, Hindistan’da karşılaştığımız nadir bir ipek dokusu, Japonya’dan ilham veren bir teknik, eski bir sandıktan çıkan el işçiliği ya da yalnızca ait olduğu coğrafyada rastlanabilecek bir renk olabilir. Benim için asıl heyecan verici olan; bu malzeme ve zanaatların taşıdığı hafızayı ve nadide olma hâlini korurken, onları Suedea’nın ruhuyla yeniden yorumlayıp farklı zamanların ve coğrafyaların buluştuğu yeni bir tasarıma dönüştürmek.

 

Bir tasarımın fikir aşamasından nihai ürüne dönüşmesine kadar geçen süreci anlatır mısınız?

Tasarım sürecimiz her zaman aynı noktadan başlamıyor. Bazen zihnimde canlanan bir silüet beni doğru kumaşı ve rengi aramaya yönlendiriyor; bazen de özel bir doku ya da renk, kendi modelini hayal ettiriyor. Hayal gücümü harekete geçiren o ilk kıvılcım, her tasarımda değişebiliyor. Ardından titiz bir deneme süreci başlıyor. Önce kalıp üzerinde çalışıyor, istediğimiz formu ve konforu yakalayana kadar tekrar tekrar deniyoruz. Sonrasında seçtiğimiz kumaşın ve rengin o kalıptaki duruşunu değerlendiriyor; gerektiğinde yeniden numunelendiriyoruz. El işçiliği ise benim için başlı başına ikinci bir tasarım süreci. Hayal ettiğim renkleri, çizgileri ve hissi ekibimle paylaşıyorum; motifleri, iplikleri ve tonları kumaş üzerinde deneyerek parçanın karakterini birlikte oluşturuyoruz. Hayalimi anlayıp onu el işçiliğine dönüştüren ekibimin katkısı, bu süreçte benim için çok kıymetli. Kalıbından konforuna, renginden el işçiliğine kadar bütün detayların aynı ruhu taşıdığını hissettiğimizde ise tasarımımız artık sahneye çıkıyor.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.