© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Efe Taşdelen

Efe Taşdelen

Sahneden Ekrana Bir Karakter İşçisi

 

“Altı Üstü İstanbul”da Mert Aksoy karakteriyle izleyici karşısına çıkan Efe Taşdelen, oyunculuk yolculuğunu ve yeni projesini MAG Okurları ile paylaşıyor.

 

Üniversitede tiyatro eğitimi aldınız. O günler nasıldı? Kendinizi nerede hayal ediyordunuz, şimdi neredesiniz?

Okul insanın içinde. Yaptığım her işten, yaşadığım hayattan, kurduğum bağlardan, şahit olduğum dünyadan bir şey öğrenmeye çalışıyorum. Hayatın verdiği mesajı alabilmek için gayret ediyorum, çaba gösteriyorum. O yüzden aslında eğitimimin hâlâ devam ettiğini düşünüyorum.

Peki, nasıl bir çocuktunuz; mahallede dur durak bilmeden koşturan, yaramaz ve ele avuca sığmayan biri miydiniz, yoksa odasına kapanıp kendi hayal dünyasında yaşayanlardan mı?

İkisi de. İkisi aynı anda ve bazen tek başına. Çocukluğum, hayatın coşkusu ile öğrenmeye duyduğum tutku arasında bir sarkaç gibi gidip geliyordu. Çok kitap bitirdim, çok kavga ettim. Tiyatroyla tanışınca da duruldum. Ondan sonra bütün odağım oyunculuk oldu.

Evde tek başınıza kaldığınızda nasıl bir ortam yaratırsınız? Örneğin; mutfağa mı girersiniz, kitap mı okursunuz, müzikle dans mı edersiniz, film izleyerek mi geçirirsiniz zamanınızı?

Sıkıcı bir hayatım var. Böyle söylemeyi seviyorum. Rutinlerimi ve düzeni çok seviyorum; biraz da içimdeki kaosu durdurmak için. Spor yapmayı, az ışıklı ortamları, sağlıklı yemekler pişirmeyi, dopaminden uzak kalmayı seviyorum. Basit ve dürüst bir yaşantı; az ve gerçek insanlar…

 

“Altı Üstü İstanbul” ve Mert Aksoy karakteriyle yeni bir döneme girdiniz. Mert’i ilk okuduğunuzda sizi bu karaktere çeken ne oldu? Namıdiğer “Merdo”yu tanıtır mısınız biraz?

Sessizliğinin altında yatan yumru. Beni ona ilk çeken şey bu oldu. Garipliğin, fakirliğin, hapisteki bir babanın, yorgun bir annenin onda bıraktığı bir yumru var. Beni en çok şaşırtan şeylerden biri de şu: Birçok temel ihtiyacından yoksun olmasına rağmen doğruya, hakka karşı çok güçlü bir meyli var. Mert’in sessizliğinin altında çok yoğun bir adalet duygusu olduğunu düşünüyorum.

 

Mert bir futbol tutkunu. Sizin spor dallarıyla aranız nasıl?

Göztepe’de çok top oynadık. Daha çok çocukluk zamanlarımda… Yaklaşık on yıldır da düzenli olarak spor yapıyorum, gym’e gidiyorum.

 

Ama en tutkulu olduğum şey kaya tırmanışıydı. Kayaları çok seviyorum. O umursamaz yüzeye tırmanmak; zorlu bir yolculuğun içinde nerede vazgeçtiğini, nerede bıraktığını, nerede devam ettiğini görmek… Bunların hepsini öğretiyor sana.

 

Birkaç yazımı üç-dört arkadaşımla Türkiye’nin birçok yerinde tırmanarak geçirdim. Sonra bir gün Geyikbayırı’nda riskli bir düşüş yaşadım. O an çok dert etmedim, hatta birkaç gün daha tırmandım. Ama ölümle burun buruna gelmek insanı sandığından daha çok etkiliyor sanırım. Zamanla uzaklaştım. Yakın zamanda yeniden yapmak istiyorum. Üstüne gitmek için heyecanlıyım.

 

Ekranda Mert’i korumacı, sadık ve güven veren biri olarak izliyoruz. Gerçek hayatta Efe bir kadına âşık olduğunda nasıl birine dönüşüyor? Mert kadar çekingen ve sessiz mi kalıyorsunuz, yoksa adımlarınızı daha cesur ve flörtöz mü atarsınız? Aşk ve ilişkilerde Efe Taşdelen nasıl biridir?

Eğer çekingenlik konusunda Mert’le bir yarışa girecekseniz, şansınız hemen hemen yok gibi. Onun derinliğini anlıyorum; vicdanını ve korumacılığını da. Benim hayatımda da aşk hep çok merkezde oldu. Seversem eyvah… Bu konuda benziyoruz.

 

“Altı Üstü İstanbul” devam ederken bir yandan da Netflix’te yayımlanacak olan “Seni Tanıyorum” projesinde yer alıyorsunuz. Televizyonun ardından dijitalde de izleyiciyle buluşacaksınız. Bu proje sizin için nasıl bir deneyimdi? Canlandırdığınız karakter ve hikâyeyle kurduğunuz bağdan biraz söz eder misiniz?

Her karakter başka bir kapı açıyor. Ben de mümkün olduğunca o kapının arkasında ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. “Seni Tanıyorum” da benim için başka bir dünyaya, başka bir karaktere girme fırsatıydı. Bir karakteri oynarken onu dışarıdan tarif etmekten çok, içeriden anlamaya çalışıyorum; neyi neden yaptığını, neyi sakladığını, neyle mücadele ettiğini bulmaya çalışıyorum. Bu projede de beni en çok heyecanlandıran şey buydu. Farklı bir hikâyenin ve dünyanın içinde kendime oyuncu olarak yeni sorular sorabildiğim bir deneyim oldu.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.