Doğru Geliştirici, Doğru Yatırım – Medar Gayrimenkul Geliştirme
Ankara’nın geleceğine yönelik kentleşme vizyonunu da paylaşan Medar Proje Geliştirme Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz gayrimenkul sektöründeki güncel gelişmeleri ve yatırım anlayışındaki değişimleri MAG Okurları için değerlendiriyor.
Sektöre ilk girdiğiniz dönemle bugünü kıyasladığınızda, Türkiye’de gayrimenkul yatırımcısının beklentileri nasıl değişti?
Ben sektöre başladığımda yatırımcıların en önemli sorusu, “Buradan ne kadar kazanırım?” oluyordu. Bugün ise bunun yanına çok önemli iki soru daha eklendi: “Ne kadar güvenli?” ve “Bu projeyi kim yapıyor?” Yani artık yatırımcı sadece metrekare almıyor; güven, şeffaflık ve vizyon satın alıyor. Türkiye’de son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, insanlara çok önemli bir şey öğretti. Doğru lokasyon kadar doğru geliştirici de yatırımın kaderini belirliyor. Biz Medar olarak hiçbir zaman günü kurtaran işler yapmadık. Her zaman uzun vadeli değer üreten bölgeleri tercih ettik. Çünkü bizim anlayışımıza göre yatırımcı bugün kazansın ama beş yıl sonra “İyi ki buraya yatırım yapmışım.” desin istiyoruz.
Ankara’da geliştirdiğiniz arsa ve konut projelerinde, geleceğin Ankara’sı için nasıl bir şehirleşme vizyonu hayal ediyorsunuz?
Ben, Ankara’nın önümüzdeki yirmi yılda Türkiye’nin en planlı büyüyen şehirlerinden biri olacağına inanıyorum. Şehrin artık sadece merkezde büyümesi mümkün değil. Yeni ulaşım aksları, organize sanayi bölgeleri, teknoloji yatırımları ve yeni yaşam alanları Ankara’nın gelişim yönünü belirliyor. Biz Medar olarak da tam bu noktaları takip ediyoruz. Bugün yatırım yaptığımız bölgelerin çoğu, aslında geleceğin Ankara’sı. Biz sadece bina yapmak istemiyoruz. Yaşam alanı oluşturmak istiyoruz. Yeşil alanı, sosyal yaşamı, ulaşımı ve yatırım değerini birlikte planlayan projeler geliştiriyoruz. Çünkü bizim için proje teslim edildiğinde iş bitmiyor. Asıl başarı, insanlar yıllar sonra o bölgede mutlu yaşamaya devam ediyorsa başlıyor.
Yüksek faizler ve enflasyon derken; Medar olarak yatırımcılarınıza bugün nasıl bir güvenli liman portföyü sunuyorsunuz?
Ekonomik belirsizlik dönemlerinde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şey güvendir. Biz de tam bunu sunmaya çalışıyoruz. Her yatırım aynı değildir. Doğru bölgede, doğru zamanda alınmış gayrimenkul; enflasyona karşı en güçlü korumalardan biridir. Biz yatırımcılarımıza rastgele proje sunmuyoruz. Altyapısını araştırdığımız, resmî süreçlerini incelediğimiz ve gelecekte değer üretme potansiyeline inandığımız bölgelerde projeler geliştiriyoruz. Ayrıca yatırımcılarımızla sadece satış anında değil, satış sonrasında da iletişimimizi sürdürüyoruz. Bence güveni oluşturan şey budur. İmza atıldıktan sonra da yatırımcının yanında olabilmek.
Yenipeçenek’te Medar Panorama projesi için imzaları attınız. Bundan biraz bahseder misiniz?
Medar Panorama bizim için sadece yeni bir proje değil. Aynı zamanda Medar’ın ulaştığı seviyeyi gösteren önemli bir kilometre taşı. Bu projede güçlü iş ortaklarıyla birlikte hareket ediyoruz. Çünkü büyük projeler tek kişinin değil, güçlü ekiplerin eseridir. Biz arsa geliştirme tecrübemizi, iş ortaklarımızın inşaat kabiliyetiyle bir araya getiriyoruz. Bu sinerjinin yatırımcıya çok önemli avantaj sağlayacağına inanıyorum. Mimari anlamda ise modern çizgilere sahip, fonksiyonel ve uzun yıllar değerini koruyacak bir yaşam alanı hedefledik. Biz modaya göre değil, zamana dayanacak projeler üretmeye çalışıyoruz.
Bir geliştiricinin kendi arsası üzerinde projeyi yükseltmesi, konut alıcılarına ve yatırımcılara maliyet ya da güvence anlamında ne gibi somut avantajlar sağlıyor?
Bence bu çok önemli bir konu. Bir geliştirici kendi arsası üzerinde proje yapıyorsa, bu, yatırımcı açısından ciddi bir güven unsurudur. Çünkü arsa maliyeti en baştan kontrol altındadır. Süreç daha planlı ilerler. Karar alma mekanizması daha hızlıdır ve en önemlisi, proje üzerinde tam hâkimiyet sağlanır. Bu da hem maliyet yönetimine hem de teslim sürecine olumlu yansır. Biz Medar olarak mümkün olduğunca kendi geliştirdiğimiz arsalar üzerinde projeler üretmeye önem veriyoruz, çünkü yatırımcıya sadece daire satmak istemiyoruz. Başından sonuna kadar kontrol ettiğimiz, arkasında durabildiğimiz projeler sunmak istiyoruz. İnsanlar parasını teslim ederken sadece beton ve arsa almıyor. Aslında güven ve vizyon satın alıyor. Bizim en büyük sermayemiz de tam olarak bu güvendir.