Kalbe Küçük Deliklerden, Büyük Teknolojiyle Yolculuk – Memorial Ankara Hastanesi
Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünden Prof. Dr. Cengiz Bolcal ve Prof. Dr. Murat Kadan, robotik kalp ve damar cerrahisinin sağladığı avantajları ve hangi durumlarda bu yöntemin tercih edilebildiğini MAG Okurları için anlatıyor.
Kalp cerrahisi denildiğinde birçok kişinin zihninde göğüs kafesinin tamamen açıldığı, uzun bir iyileşme dönemi gerektiren büyük ameliyatlar canlanıyor. Oysa günümüzde teknolojinin ve cerrahi deneyimin gelişmesiyle birlikte, seçilmiş hastalarda kalbe küçük deliklerden ve sınırlı kesilerden ulaşmak mümkün hâle geldi. Robotik kalp cerrahisi, bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri.
Ancak robotik cerrahiyi yalnızca “küçük kesi” ile açıklamak eksik kalır. Bu yaklaşım; ileri teknolojiye sahip bir sistemin, özel eğitim almış cerrahların ve bu yönteme alışkın bir ameliyathane ekibinin aynı hedefte buluşmasını gerektiriyor. Robot, ameliyatı kendi kendine yapmıyor; tüm hareketler cerrah tarafından, ameliyat masasından birkaç metre uzaktaki konsoldan kontrol ediliyor. Cerrahın el hareketleri robotik kollara aktarılıyor; üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü görüntü altında son derece hassas işlemler gerçekleştirilebiliyor.
Türkiye’de robotik kalp cerrahisi sertifikasına sahip cerrah sayısı bugün yalnızca on yedi. Ancak sertifikaya sahip olmak ile robotik kalp ameliyatlarını düzenli ve bağımsız biçimde uygulayabilecek deneyime, altyapıya ve ekibe sahip olmak aynı şey değil. Bu ameliyatlar; cerrahın tecrübesinin yanı sıra anestezi ekibinin, kalp-akciğer makinesi ekibinin ve ameliyathane kadrosunun bu yönteme özel bir uyum içinde çalışmasını gerektiriyor.
Bu nedenle Türkiye’de robotik kalp cerrahisini her an düzenli bir programla uygulayabilecek merkezlerin sayısı oldukça sınırlı. Ankara’da iki, İstanbul’da ise birkaç merkez bu altyapı ve deneyime sahip. Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi olarak, robotik cerrahiyi günlük pratiğimizin bir parçası hâline getirmeyi ve doğru hastaya doğru yöntemi sunmayı amaçlıyoruz.
Hastanemizde kullanılan Da Vinci Xi sistemi, ülkemizde klinik kullanımda bulunan dördüncü nesil ileri robotik cerrahi platformlarından biri. Bu sistemin sağladığı hassasiyet ve görüntü kalitesi, özellikle dar alanlarda yapılan kalp ameliyatlarında cerraha önemli avantajlar sunabiliyor.
Robotik Cerrahi Kimler İçin Uygun?
Robotik yaklaşım her kalp hastası için gerekli ya da uygun değil. Cerrahi plan; hastanın yaşı, kalbin yapısı, eşlik eden hastalıkları, daha önce geçirilmiş ameliyatlar ve yapılacak işlemin niteliği dikkate alınarak kişiye özel oluşturuluyor. Burada amaç, her ameliyatı robotla yapmak değil; robotik yöntemin hastaya gerçek bir fayda sağlayacağı durumları doğru belirlemek.
Robotik kalp cerrahisinin en sık kullanıldığı alanların başında mitral kapak hastalıkları geliyor. Mitral kapağın onarılması ya da gerektiğinde değiştirilmesi, seçilmiş hastalarda göğüs kemiği açılmadan, küçük deliklerden gerçekleştirilebiliyor. Benzer şekilde triküspit kapak ameliyatları, kalp içindeki bazı kitlelerin çıkarılması, doğuştan kalp deliklerinin kapatılması ve ritim bozukluklarına yönelik cerrahi girişimler de robotik yöntemle uygulanabiliyor.
Kalbin içindeki iyi huylu tümörlerden biri olan miksomalar ya da bazı kalp kası içindeki kitleler de robotik cerrahinin kullanılabildiği alanlar arasında. Ayrıca hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati adı verilen, kalp kasının aşırı kalınlaşmasıyla seyreden hastalıkta, fazla kalınlaşmış kalp kasının kontrollü biçimde inceltilmesi amacıyla yapılan myektomi ameliyatı da robotik yöntemle gerçekleştirilebiliyor. Seçilmiş aort kapak ameliyatları da robotik cerrahinin sınırlarını genişleten uygulamalar arasında yer alıyor.
Koroner Bypass Cerrahisinde Farklı Bir Pencere
Robotik teknolojinin önemli kullanım alanlarından biri de seçilmiş koroner bypass hastaları. Özellikle tek damar koroner bypass gerektiren durumlarda, uygun hastalarda robotik yöntemle bypass ameliyatı yapılabiliyor. Bu yöntemin dikkat çeken yönlerinden biri, göğüs duvarının iç yüzeyinde bulunan ve bypass cerrahisinde en değerli damarlar arasında kabul edilen sol ve sağ iç meme atardamarlarının hazırlanmasında sağladığı hassasiyet. Sol iç meme atardamarı, koroner bypass cerrahisinde uzun yıllardır güvenle kullanılan ve uzun dönem açıklığı yüksek olan bir damar. Sağ iç meme atardamarının da kullanılabilmesi ise uygun hastalarda bypass ameliyatının uzun dönem başarısına katkı sağlayabilen önemli bir seçenek.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Göğüs kemiğinin beslenmesinde de bu iki damarın rolü bulunuyor. Klasik açık cerrahide göğüs kemiği tamamen açıldığında hem sol hem de sağ iç meme atardamarına ulaşmak mümkün olsa da, iki damarın birden çıkarılması bazı hastalarda göğüs kemiğinin beslenmesini ve iyileşmesini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle sağ iç meme atardamarının kullanımı, geçmişte daha sınırlı kalıyordu. Robotik sistem bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Göğüs kemiği açılmadan, küçük deliklerden girilerek sağ ve sol iç meme atardamarları hassas biçimde hazırlanabiliyor. Böylece göğüs kemiğinin bütünlüğü korunurken, uygun hastalarda iki iç meme atardamarının da bypass için kullanılabilmesi mümkün olabiliyor. Robotik cerrahinin koroner bypass alanındaki en güçlü taraflarından biri de bu.
Teknoloji İlerliyor, Cerrahi Ufuk Genişliyor
Robotik kalp cerrahisi dünyada hızla gelişen bir alan. Bugün kullanılan Da Vinci Xi, dördüncü nesil bir platform olarak çok sayıda karmaşık cerrahi işlemin uygulanmasına imkân sağlıyor. Dünyada yeni nesil, beşinci kuşak robotik sistemler de kullanılmaya başlandı. Bu sistemlerin ülkemizde yaygın kullanıma sunulmasıyla birlikte, özellikle çoklu damar koroner bypass cerrahisinde robotik uygulamaların daha geniş bir hasta grubuna ulaşması bekleniyor.
Kalp cerrahisinde teknolojinin yönü; daha küçük giriş noktaları, daha hassas görüntüleme, daha kontrollü hareketler ve hastanın günlük yaşamına daha konforlu dönmesini sağlayabilecek yöntemler geliştirmek üzerine ilerliyor. Ancak bu yolculukta teknolojinin tek başına yeterli olmadığını unutmamak gerekiyor.
Robotik cerrahi, deneyimli cerrahın yerini alan bir yöntem değil; onun bilgi ve becerisini daha hassas biçimde uygulamasına yardımcı olan güçlü bir araç. Bizim için asıl değerli olan, her hastaya aynı yöntemi sunmak değil; o hasta için en güvenli, en doğru ve en sürdürülebilir cerrahi seçeneği birlikte belirlemek.