Mermeri Hamur Gibi Şekillendirebilen Uygarlıklar 3: Kehanetler Merkezi Apollon Tapınağı
Seyahatimizin her adımında bir öncekini unutturacak arkeolojik şehirlerin her bir yenisine giriş yapışımızda, bir öncekine girerken attığım çığlık bir sonrakinde daha da yükseğe ulaşıyor ve şimdi de burası diğerlerinden farklı oldu benim için. Tapınağın taşlarına dokunurken ve içinde adım adım yürürken hiç nedensiz aniden ağlamaya başladım. Arkadaşım şaşırmadı değil bana bakıp. Ben de anlayamadım ama beni çok derinden etkileyen bir frekans vardı burada.
Ve şimdi kehanetler merkezi Apollon Tapınağı’ndayız. Tapınak Didim’de. Didyma, klasik anlamda büyük bir antik kent değil, esas olarak Miletos’a bağlı bir kutsal alan ve kehanetler merkeziymiş. Miletos’un yaklaşık 19–20 km güneyinde bulunuyor. Miletos ile Didyma arasında, denize kadar uzanan ve “kutsal yol” olarak bilinen bir bağlantı var. Bu nedenle tapınağı tek başına düşünmek yerine Miletos → kutsal yol → Didyma → Apollon Tapınağı şeklinde düşünmek daha doğru.
Apollon Kimdir?
Apollon, Antik Yunan dünyasının en önemli tanrılarından biridir. Işık, müzik, okçuluk, kehanet, bilgelik ve düzen, arınma hep onun alanları. Didyma’da ise özellikle kehanet özelliği ön plana çıkmış. Antik insanlar gelecekte gerçekleşecek olayları öğrenmek, tanrıların iradesini anlamak veya önemli kararlar öncesinde danışmak için buraya geliyorlarmış.
Tapınağın başlangıcı MÖ 8. yüzyıl; yani Didyma’daki Apollon kültünün kökenleri oldukça eski. Kült alanındaki en eski arkeolojik bulgular MÖ 8. yüzyılın sonlarına kadar götürülebiliyor. İlk kutsal alanın merkezinde kutsal bir su kaynağı ve defne ağacı bulunuyormuş. Yani bugünkü devasa mermer yapıdan önce burada çok daha küçük ve ilkel bir kutsal alan varmış ve bu su kaynağı son derece önemliymiş. Çünkü Didyma’daki kehanet geleneğinde kutsal su, tanrısal bilginin ortaya çıkışıyla ilişkilendiriliyor.
Brankhos Efsanesi
Didyma’nın kuruluşuyla ilgili en meşhur anlatılardan biri Brankhos adlı çobanla ilgilidir. Efsaneye göre Apollon, Didyma civarında yaşayan Brankhos ile karşılaşır. Ondan hoşlanır ve ona kehanetin sırlarını öğretir. Brankhos da Apollon adına ilk kutsal alanı kurar. Onun soyundan gelen rahipler daha sonra Brankhidler (Branchidae) olarak anılır. Bu nedenle Didyma’nın rahiplik geleneği, mitolojik olarak Brankhos’a bağlanıyor. Burada önemli nokta şu: Brankhos hikâyesi mitolojik bir gelenek; arkeolojik olarak doğrulanmış biyografik bir kişi hikâyesi olarak değerlendirilmemeli.
MÖ 6. Yüzyıl: İlk Büyük Apollon Tapınağı Kurulur
MÖ 6. yüzyılda Miletos’un gücü ve zenginliği arttıkça Didyma da büyümüş ve bu dönemde daha görkemli bir Apollon Tapınağı inşa edilmeye başlanmış. Özellikle MÖ 560–550 civarında tapınağın büyük bölümünün tamamlandığı düşünülüyor ve bu dönem tapınağın şöhretinin çok büyük ölçüde arttığı dönem. Öyle ki, uzak ülkelerin hükümdarları bile Apollon’a adaklar gönderiyorlarmış. Herodotos; Mısır Kralı II. Nekho ve Lidya Kralı Kroisos’un Didyma’daki Apollon’a adaklar sunduğunu anlatmış.
MÖ 494’te Perslerin Saldırısı
Didyma’nın tarihindeki en büyük kırılmalardan biri MÖ 494 yılı olmuş. İyon kentlerinin Perslere karşı ayaklanması sırasında Miletos, Persler tarafından ele geçirilmiş. Bunun sonucunda Didyma’daki kutsal alan da yağmalanıp tahrip edilmiş. Antik kaynaklarda tapınağın ve kutsal alanın bu dönemde ağır şekilde zarar gördüğü anlatılıyor. Apollon’un kült heykelinin de Persler tarafından götürüldüğü aktarılır. Bu heykel, heykeltıraş Kanakhos (Canachus) ile ilişkilendirilir. Daha sonraki dönemde heykel yeniden Didyma’ya getirilmiş. Asıl büyük dönüşüm Büyük İskender döneminde gerçekleşmiş. İskender’in MÖ 334–331 yılları civarında Anadolu’da Pers egemenliğini kırması sonrasında Didyma yeniden önem kazanmış. Kehanet merkezi tekrar aktif hâle gelip ve mevcut tapınaktan çok daha büyük bir yapı planlanmış ve burada tarihsel açıdan ilginç bir ayrıntı var: Bugün gördüğümüz dev tapınak, aslında Büyük İskender döneminde başlatılan Helenistik yeniden yapılanmanın sonucu fakat inşaat birkaç hükümdarın dönemini aşarak yüzyıllarca devam etmiş.
Tapınak Neden Bitirilememiş?
Bu, Didyma Apollon Tapınağı’nın en ilginç özelliklerinden biri. İnşaat yaklaşık olarak MÖ 4. ya da 3. yüzyılda başlayıp Roma dönemine kadar devam etmiş. Avusturya Bilimler Akademisinin Didyma araştırmasına göre, anıtsal tapınakta yaklaşık yarım bin yıl boyunca çeşitli dönemlerde inşaat faaliyetleri gerçekleşmiş. Yani burası bir neslin yaptığı bina değil. Bir kuşak başlamış, başka bir kuşak devam etmiş, imparatorluklar değişip durmuş ve tapınak hâlâ tamamlanmaya çalışılmış. Bunun nedenlerinden biri yapının olağanüstü boyutlardaki büyüklüğü ve karmaşıklığı. Ayrıca siyasi ve ekonomik koşullar da inşaatın sürekliliğini etkileyip durmuş. Sonuçta tapınak hiçbir zaman tamamlanmamış. Benim bugün gezdiğim bu inanılmaz yapı bu nedenle hem tamamlanmış hem de tamamlanmamış özellikler taşıyor.
Apollon Tapınağı’nın Mimarisi Neden Bu Denli Olağanüstü?
Didyma Apollon Tapınağı, İyon düzeninin en büyük ve en etkileyici örneklerinden biri ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dünyanın en büyük üçüncü İyon tapınağı olarak tanımlanmakta. Henüz görmeyenleriniz için gözünüzde canlandırabilmeniz adına ufak bir betimlemede bulunacak olursam, 109 × 51 metre ölçülerinde ve bu çektiğimiz fotoğraflarda belli olamasa da olağanüstü ve inanılmaz derecede büyük bir yapı. Tapınağa, dört tarafında yüksek basamaklarla çıkılan büyük bir platforma tırmanarak girebiliyorsunuz. 124 adet sütun var ve hepsi olağanüstü geniş çaptalar. Zaten tapınağın en çarpıcı özelliklerinden biri sütunları. Ve tapınağı çevreleyen ayrıca bir çift sütun sırası var. Sütunların bazıları yaklaşık 20 metre yüksekliğe ulaşacak kadar devasa boyutta. Bu yüzden tapınağın kalıntıları arasında yürürken insan kendisini aşırı minik hissediyor. Ben yapının nefesimi kestiğini hissettim, sanki devler için yapılmıştı burası ve tabii ki aklımda hep aynı sorular dönüp duruyordu: “Burayı insanlar mı yaptı, burayı yapanlar insanlar mıydı?”
Dipteros Planı
Apollon Tapınağı’nda en etkilendiğim hislerden biri kendimi bir devasa sütun ormanında dolaşır gibi hissetmemdi. İşte burada bu kelime önem kazanıyor: “Dipteros”, tapınağın çevresinde iki sıra sütun bulunması anlamına geliyor. Tapınak bu özelliğiyle klasik Yunan tapınak mimarisinin en görkemli örneklerinden biri. Ayrıca tapınağın içi de çok enteresan, çünkü normalde büyük Yunan tapınaklarını düşündüğümüzde merkezde kapalı bir kutsal oda gibi hayal ederiz ya, işte burada burası çok farklı. Tapınağın içinde açık gökyüzüne sahip dev bir kutsal avlu, yani “aditon” bulunuyor ve halk buraya giremiyormuş. Burası sadece rahipler ve kâhinlerle ilişkili özel kutsal alan. O dönemi gözünüzün önüne getirmeye çalışın lütfen, bu gerçekten çok etkileyici.
Kutsal Su Kaynağı
Tapınağın merkezindeki kutsal alanın en önemli unsurlarından biri kutsal su kaynağı. Bu kaynak, Didyma’nın kehanet geleneği açısından kritik öneme sahip. Mimarlar, devasa tapınağı inşa ederken bu eski kutsal kaynağı ortadan kaldırmayıp tam tersine, mimari tasarımı kutsal alanı ve kaynağı koruyacak şekilde oluşturmuş. İşte tüm bu olgular tapınağın neden normal bir Yunan tapınağından farklı tasarlandığını anlamamızı sağlıyor.
Kehanetler Nasıl Çalışıyordu?
Didyma’nın asıl şöhreti tapınağın büyüklüğünden değil, kehanet merkezi oluşundan geliyor. İnsanlar buraya, “Savaş yapmalı mıyım?”, “Bu sefere çıkmalı mıyım?”, “Bir şehir kurmalı mıyım?”, “Hangi tanrıya adak sunmalıyım?”, “Gelecekte neler olacak?”, “Bu siyasi karar doğru mu?” gibi önemli sorularla gelirlermiş ve sorular Apollon’a yönetilirmiş. Kehanet mekanizmasının ayrıntıları konusunda antik kaynaklar ve modern araştırmalar arasında farklı yorumlar bulunuyor ancak rahiplik kurumu ve kutsal alanın Apollon’un kehanet merkezi olarak işlev gördüğü konusunda genel bir uzlaşma var. Burada; din, siyaset, kehanet, ekonomi, uluslararası prestij birbirine bağlanıyormuş. Tapınakta ayrıca başka tanrılar da varmış. Merkezdeki ana kült Apollon olmakla birlikte Didyma kutsal alanında ayrıca Artemis, Zeus, Aphrodite gibi tanrılara ait kültler ve yapılar da bulunması buranın başka tanrılara da ait bir yer olduğunu açıklıyor.
Medusa Neden Burada?
Didim’in sembollerinden biri olan Medusa başı da tapınakla ilişkilidir. Medusa, Yunan mitolojisindeki üç Gorgon’dan biridir ve biliyoruz ki mitolojiye göre Medusa’nın bakışı insanları taşa çevirebiliyordu. Bu nedenle Gorgon/Medusa tasvirleri antik yapılarda koruyucu sembol olarak kullanılmış hep. Tapınağın Medusa tasviri de bu koruyucu işlevle bağlantılı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Medusa’nın binalarda, tapınaklarda, silahlarda ve zırhlarda koruyucu amaçla kullanıldığını belirtmektedir.
Peki, Roma Döneminde Ne Oldu?
Tapınağın yapımı Roma döneminde de devam etmiş fakat Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlığın güçlenmesiyle birlikte eski pagan kültlerinin statüsü değişmeye başlıyor tabii ve MS 4. yüzyılın sonlarında Apollon kehaneti artık faaliyetini sürdüremez hâle geliyor. MS 385’te Theodosius döneminde kutsal alanın kehanet işlevi sona eriyor ve daha sonra Hristiyan kullanımı yerleşerek tarih açısından çok ilginç bir dönüşüm gerçekleşiyor ve tapınağın içine kilise yapılıyor. Apollon’un kutsal alanının merkezindeki aditon bölgesine daha sonraki dönemde bir Hristiyan bazilikası inşa ediliyor. Yani gördüğünüz bu aynı mekân Apollon kutsal alanı, Roma dönemi, Hristiyanlık dönemi şeklinde farklı dinî dönemlerden geçiyor. Bazilika da daha sonraki bir deprem sonrasında harap olmuş. Daha sonraki yüzyıllarda ise depremler, taşların başka yapılarda kullanılması, dinî dönüşümler, doğal yıpranma gibi süreçler yapının bugünkü hâline gelmesine yol açmış. Orta Çağ’da yapı kısmen ayakta kalmış; sonraki yüzyıllarda büyük ölçüde harap olmuş. Ama inanın bugünkü hâli bile size çığlıklar attıracak bir görkeme ve şaşaaya sahip. Didyma’nın bilimsel olarak araştırılması özellikle 19. yüzyılın sonlarında hızlanmış ve Fransız arkeologlar 1890’larda kapsamlı araştırmalara başlamış, Daha sonra Alman arkeologların çalışmalarıyla alan çok daha sistematik biçimde kazılmış. Özellikle 1906–1913 yılları arasındaki çalışmalar, tapınağın büyük bölümünün ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamış. Günümüzde de Didyma yalnızca turistik bir ören yeri değil, aktif arkeolojik ve mimari araştırmaların konusu olmaya devam ediyor. Örneğin; antik yapı hesapları ve inşaat kayıtları üzerine akademik çalışmalar sürdürülüyor.
Umarım Didim Apollon Tapınağı’nı mutlaka gezersiniz. Bakalım bu muazzam yapı sizin kulağınıza ne kehanetler fısıldayacak…