© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Akdeniz’in İlham Veren Yaşam Kültürü – Arzu Demirer

Akdeniz’in İlham Veren Yaşam Kültürü – Arzu Demirer

 

Privée PR Istanbul’un kurucusu Arzu Demirer, bu sezon için şekillenen seyahat rotalarını ve yaz ritüellerini MAG Okurlarıyla paylaşıyor.

 

Yazın gerçek lüksü, destinasyonlardansa benim için ritüellerde saklı. Yıllardır işim gereği dünyanın en seçkin otellerini, en iyi davetlerini, en yeni restoranlarını ve en çok konuşulan destinasyonlarını keşfetme şansına sahip oldum. Takvimim çoğu zaman açılışlar, davetler ve lansmanlarla dolu.

Bir şehirden diğerine geçerken fark ettiğim en önemli şey ise şu oldu:

Artık hiçbirimiz yalnızca bir yere gitmek istemiyoruz. Bir ruhu deneyimlemek istiyoruz.

 

Eskiden seyahat, görülecek yerleri tamamlamaktan ibaretti. Bugün ise gerçek seyahat; bir şehrin ritmine uyum sağlayabilmek, sabahını nasıl yaşadığını görmek, akşamüstü ışığını izlemek ve oradan dönerken bavulunuza birkaç hediyeden çok, güzel hisler koyabilmek.

 

Belki de bu yüzden son yıllarda kendime her yaz aynı soruyu soruyorum: “Bu yaz nereye gidiyorum?” değil, “Bu yaz nasıl yaşamak istiyorum?”. Çünkü yazın gerçek lüksü artık gösteriş değil, yavaşlayabilmek.

 

Bodrum: Akdeniz’in Yeni Yaşam Sahnesi

Benim yazımın başlangıç noktası her zaman Bodrum oluyor. Ancak Bodrum’u sadece masmavi koylarıyla anlatmak haksızlık olur. Son yıllarda Bodrum, Akdeniz’in en güçlü yaşam destinasyonlarından biri hâline geldi. Dünyanın önemli moda evleri, gastronomi markaları ve tasarım dünyası artık burada yalnızca bir pop-up açmıyor; kendi yaşam kültürünü de beraberinde getiriyor.

 

Bu dönüşümün en güzel örneklerinden biri hiç kuşkusuz Jacquemus. Simon Jacquemus’un Provence’tan ilham alan yalın estetik anlayışı, bu yaz Mandarin Oriental Bodrum’da adeta yeniden hayat buluyor. Sarı-beyaz çizgiler, doğal dokular, sade ama güçlü tasarım dili… Burada sadece bir beach deneyimi yaşamıyorsunuz; markanın Akdeniz’e bakışını hissediyorsunuz. Moda artık sadece giyilen bir şey değil, yaşanan bir atmosfer oldu.

 

Bodrum’un ruhunu hissetmek için sabah erken saatlerde Gündoğan sahilinde yürümeyi, ardından denize karşı uzun bir kahvaltıyla güne başlamayı seviyorum. Gün batımına doğru Yalıkavak Marina’da kısa bir yürüyüş ve akşamı deniz kenarında sakin bir sofrayla tamamlamak ise benim yaz ritüelim.

 

Lezzet Durakları Başlı Başına Bir Keşif

Yazın en güzel ritüellerinden biri, iyi bir sofranın başında zamanın nasıl geçtiğini unutabilmek. Mandarin Oriental’da bulunan Gigi Rigolatto Bodrum tam da bunu hissettiriyor. Denizin hemen yanına konumlanan masalarda İtalyan mutfağının yalın ama rafine lezzetlerini sunuyor. Bodrum klasiklerinden Bitez Bağarası ve Gündoğan Paragadi de senelerdir vazgeçemediğimiz lezzet duraklarımız.

 

Puglia: İtalya’nın Yavaşlamayı Öğreten Köşesi

İtalya’da ise her zaman kalbim Puglia’da atıyor. Burası bana göre İtalya’nın en samimi yüzü. Beyaz taş evler, asırlık zeytin ağaçları, küçük meydanlar ve acele etmeyi unutmuş insanlar… Puglia’da kimse size hızlı olmayı öğretmiyor. Tam tersine, uzun sofralara oturmayı, öğleden sonraları gölgede bir espresso içmeyi ve gün batımını beklemeyi hatırlatıyor.

 

Polignano a Mare’deki Grotta Palazzese; manzarasıyla değil, kayaların içine kurulmuş atmosferiyle de unutulmaz. Daha sade ama gerçek Puglia ruhunu yaşamak isteyenler için Masseria Moroseta, doğayla iç içe zarif bir kaçış sunuyor. Borgo Egnazia ise Güney İtalya yaşam kültürünün modern bir yorumu.

 

Provence: İlhamın Başladığı Yer

Provence’a her gittiğimde Simon Jacquemus’u daha iyi anlıyorum. Çünkü onun tasarımlarındaki sadelik, güneşten solmuş sarılar, lavanta tonları ve doğal kumaşlar tam da bu coğrafyanın ruhundan besleniyor. Sabah köy pazarlarında dolaşmak, yeni pişmiş baget almak, lavanta kokuları arasında kaybolmak ve öğleden sonrayı bir meydan kafesinde geçirmek… ve antika pazarlarını kovalamak en büyük zevklerim arasında.

Burada mutlaka La Bastide de Gordes‘un terasında gün batımını izleyin. Sanat ve gastronomiyi bir araya getiren Château de la Gaude ise Provence’ın zarafetini sofraya taşıyan en özel adreslerden biri.

 

Hydra: Sessizliğin En Güzel Sesi

Yunanistan’da ise kalbimde ayrı bir yere sahip olan ada Hydra. Belki de bunun en önemli sebebi arabaların olmaması. Motor sesi yerine martıları duyuyorsunuz. Koşuşturma yerine yürümeyi seçiyorsunuz. Hydra, insana hiçbir şey yapmadan da mutlu olunabileceğini hatırlatıyor.

 

Sabah limanda kahvenizi için. Öğleden sonra küçük koylarda yüzün. Akşam üzeri limana dönen tekneleri izleyin. Akşam yemeğinde Techne Restaurant, yaratıcı Akdeniz mutfağıyla öne çıkarken, deniz ürünlerini sevenler için Ostria, adanın sade ruhunu en güzel şekilde yansıtıyor.

 

Como: Zarafetin Sessiz Hâli

Como Gölü bana göre Avrupa’nın en şiirsel sabahlarına sahip. Göl henüz uyanmamışken yapılan kısa yürüyüşler, Bellagio sokaklarında kaybolmak ve suyun kıyısında saatler süren öğle yemekleri… Her Milano seyahatimde uçaktan inerken hayalini kurduğum yer…

 

Ristorante Mistral; göl manzarasını kusursuz bir gastronomi deneyimiyle buluştururken, La Punta Bellagio’nun en romantik köşelerinden birinde uzun bir öğle yemeği için ideal.

 

Yazın Gerçek Lüksü

Seyahat dünyasında bugün en çok konuşulan kavramlardan biri “sessiz lüks.” Bence bu yalnızca modayı tanımlamıyor; seyahati de yeniden tarif ediyor. Gerçek lüks artık en pahalı otel değil. Telefonunuzu birkaç saatliğine unutabilmek. Bir sofradan acele etmeden kalkabilmek. Yerel bir pazardan çiçek alıp otelinize yürüyebilmek. Bir gün batımını yalnızca izlemek… Belki de bu yüzden dünyanın en güzel yazları, büyük şehirlerde değil; küçük ritüellerde saklı.

 

Yaz sonunda bavulumu açarken hiçbir zaman aklımda yalnızca gittiğim şehirler kalmıyor. Bir sabah denizin kokusu… Puglia’da taş sokaklardan yükselen kahkahalar… Provence’ta lavanta tarlalarının rüzgârı… Hydra’da limana dönen balıkçı tekneleri… Ve Bodrum’da güneş denizin üzerine usulca inerken kurulan uzun sofralar… Çünkü sonunda hatırladığımız şey, kaç ülke gördüğümüz değil, yazı nasıl yaşadığımız oluyor.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.