Mekânlara Kalıcı Kimlik – Ten Works Mimarlık
Ten Works Mimarlık’ın kurucuları Nil ve Tekin Örüklü, danışanlarına verdikleri hizmetleri, tasarım çizgilerini ve çalışma yöntemlerini MAG Okurları için paylaşıyor.
Öncelikle kendinizden ve firmanızdan bahseder misiniz?
İkimiz de İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunuyuz. Farklı mimarlık ofislerinde edindiğimiz deneyimlerin ardından, birlikte, İstanbul merkezli Ten Works Mimarlık’ı kurduk. Ten Works olarak konsept tasarım, iç mimari, mimari proje ve uygulama alanlarında hizmet veriyoruz. Şu anda aktif olarak devam eden villa projemizin yanı sıra, toplamda yüz yirmi dairenin üzerinde, üç ayrı yerde dönüşüm projesi yürütüyoruz. Genel olarak konut, ofis, kafe ve mağaza gibi farklı işlevlere sahip mekânlarda tasarım ve uygulama süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bazı projelerde sürecin tamamını tasarımdan uygulamaya kadar yönetirken, bazı projelerde yalnızca konsept tasarım veya yalnızca uygulama aşamasında yer alıyoruz. Her projede kullanıcı ihtiyaçlarını, estetik dili ve uygulanabilirliği bir araya getirerek kalıcı, işlevsel ve nitelikli mekânlar üretmeyi hedefliyoruz.
Bir mimarlık ofisi olarak, danışanlarınıza en temel adımdan son dokunuşlara kadar yardım ediyorsunuz. Bu süreçte danışanlarınız ne gibi hizmetlerden faydalanıyor?
Sürece genellikle ihtiyaç analiziyle başlıyoruz. Mekânı, danışanımızın beklentilerini, yaşam tarzını, gündelik alışkanlıklarını ve bütçesini doğru anlamak bizim için ilk adım. Ardından konsept tasarım, planlama, 3D görselleştirme, imalat ve uygulama çizimleri, malzeme ve mobilya seçimleri, aydınlatma kurgusu, renk paleti, detay çözümleri ve uygulama takibi gibi aşamalarda destek veriyoruz. Bizim yaklaşımımızda mimarlık yalnızca dekorasyon değildir. Mekânın planından ışığına, zeminden tavana kadar tüm detayların birbiriyle uyumlu olması gerekir. Uygulama sürecinde de tasarımı sadece çizimde bırakmıyoruz. Ürettiğimiz tasarımın sahada doğru şekilde hayata geçmesi için ekibimizden birisi, işin her aşamasında şantiyede aktif olarak bulunuyor. Çünkü bizim için tasarımın başarısı, gerçekte doğru ve kaliteli şekilde uygulanmasıyla tamamlanıyor.
Geçmiş projelerinizden hareketle tarzınızı ve tasarım çizginizi nasıl tanımlarsınız?
Tasarım çizgimizi modern, zamansız ve karakterli olarak tanımlayabiliriz. Mekânlarda yalnızca estetik bir görüntü değil, güçlü bir atmosfer yaratmayı önemsiyoruz. Brüt beton, doğal taş, mermer, ahşap, cam ve metal gibi malzemeleri bir arada kullanarak hem rafine hem de sıcak mekânlar tasarlamayı seviyoruz. Projelerimizde sanat, doğal ışık, bitkiler ve güçlü malzeme geçişleri önemli bir yer tutuyor. Sade ama etkili formları; kırmızı, kiremit, lacivert gibi güçlü renk dokunuşlarıyla desteklemeyi tercih ediyoruz. Bizim için iyi bir mekân, sadece güzel görünen değil; kullanıcısına duygu veren, yaşayan ve zamanla değerini koruyan bir mekân olmalı. Bu nedenle her projede tek bir stile bağlı kalmak yerine, mekânın ruhuna ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre tasarım dilimizi yeniden yorumluyoruz. Ortak hedefimiz ise her zaman işlevsel, özgün ve güçlü kimliği olan mekânlar üretmek.
Proje aşamasında öncelikleriniz neler oluyor? En çok hangi alanlara dikkat ediyorsunuz?
Bizim için en önemli konu, mekânın doğru çalışması. Yalnızca güzel görünen, fakat kullanıcısına konfor sağlamayan bir mekânın başarılı olduğunu düşünmüyoruz. Bu yüzden planlama, sirkülasyon, kullanım alışkanlıkları ve fonksiyonel ihtiyaçlar bizim ilk önceliklerimiz arasında yer alıyor Sonrasında malzeme kalitesi, detay çözümleri, aydınlatma, renk dengesi ve mekânın genel atmosferine odaklanıyoruz. Küçük detayların projeyi güçlendirdiğine inanıyoruz. Ayrıca tasarımın uygulanabilir olması da bizim için çok önemli. Çünkü kâğıt üzerinde iyi görünen bir fikrin, sahada da doğru ve kaliteli şekilde çözülebilmesi gerekir.
Müşterilerinizin isteklerini kendi tasarım anlayışınız ile nasıl harmanlıyorsunuz?
Her projede sürece önce danışanımızı dinleyerek başlıyoruz. Çünkü tasarladığımız mekân, kullanıcısının hayatının bir parçası olacak. Bu nedenle beklentilerini, zevklerini, alışkanlıklarını ve önceliklerini doğru anlamaya çalışıyoruz. Danışanlarımızın isteklerini kendi tasarım bakış açımızla geliştirerek daha güçlü, daha işlevsel ve daha zamansız hâle getiriyoruz. Bazen planlamayı iyileştiriyor, bazen malzeme ve detay seçimleriyle mekânı daha özel bir noktaya taşıyoruz.Bu süreçte en keyif aldığımız noktalardan biri, danışanımızın ilk başta fark etmediği bir ihtiyacı ya da problemi tasarım sürecinde yakalayabilmek.
Bizim önerdiğimiz bir tasarım kararı sayesinde kullanıcının beklemediği bir konforu deneyimlemesi ya da mekânla daha güçlü bir bağ kurması, mimar olarak bizim için çok tatmin edici bir his. Bizim için iyi tasarım, danışanın hayal ettiği şey ile tasarımcının profesyonel bakış açısının doğru noktada buluşmasıdır. Bu dengeyi kurabildiğimizde hem kullanıcıya ait hissettiren hem de güçlü bir tasarım kimliği olan mekânlar ortaya çıkıyor.