Hmbrgr – Anne Köftesi Tadında Lezzet
Doğal burgerleriyle öne çıkan Hmbrgr’in kurucuları Volkan ve Ateş Ersu; markanın büyüme serüvenini, lezzet anlayışını ve AR-GE mutfağındaki yenilikleri MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Türkiye’de gıda sektöründe rekabet etmek ve yirmi iki şubeli bir zincir yaratmak büyük bir başarı. Girişimci ve lider olarak, bu yolculukta karşılaştığınız en büyük meydan okuma neydi ve bunu nasıl aştınız?
Hmbrgr’yi kurarken büyük bir hayalimiz vardı: İnsanlara taze, sağlıklı, lezzetli ürünleri en erişilebilir fiyatlarla ulaştırmak. Ama asıl zorluk, bu hayali yirmi iki şubeye taşımaktı. Gastronomide şube sayısı arttıkça kaliteyi ve samimiyeti korumak epey zordur. Bizim en büyük meydan okumamız, dev bir operasyonu yönetirken o ilk günkü butik ruhu ve her şubede aynı standart lezzeti yakalamaktı. Bunun da ötesinde, misafirlerimizin, hangi şubemize giderlerse gitsinler kendilerini evlerinde hissetmelerini istedik. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu zorlu sınavı başarıyla verdiğimizi ve çok şubeli bir sistemde bile o sıcak ev hissini yaşatabildiğimizi görmek bizim en büyük zaferimiz.
Menü ve lezzet dışında, şubelerinizin mimari tasarımı, müzik seçimi ve dekorasyonunda ev sıcaklığı imajını desteklemek için nelere dikkat ediyorsunuz?
Şubelerimizin mimari tasarımında sıcak, samimi ve rahat hissettiren bir atmosfer oluşturmaya önem veriyoruz. Aydınlatma, renk dengesi, oturma düzeni ve genel mekân kurgusuyla misafirlerimizin kendilerini sadece bir restoranda değil, keyifle vakit geçirebilecekleri tanıdık ve rahat bir ortamda hissetmelerini amaçlıyoruz. Müzik seçiminde de bu ev sıcaklığı hissini destekleyen, sohbeti bastırmayan ama ortama enerji katan bir akış oluşturuyoruz. Dekorasyonda ise markanın dinamik ruhunu korurken, fazla resmî veya soğuk bir atmosferden uzak durmaya çalışıyoruz. Kısacası Hmbrgr’de hedefimiz; iyi bir burger deneyimini, samimi bir ortam, keyifli müzik ve rahat bir atmosferle tamamlamak.
Sizce bir Hmbrgr şubesi, modern şehir hayatında ve kent kültüründe nasıl bir boşluğu dolduruyor?
Hmbrgr, modern şehir hayatında hızlı, kaliteli ve ulaşılabilir bir yeme-içme deneyimi arayan misafirlerin ihtiyacına karşılık gelen samimi bir şehir durağı olarak konumlanıyor. Hmbrgr olarak biz, günlük hazırlanan ürünlerimiz, ulaşılabilir fiyat politikamız ve samimi şube atmosferimizle farklı beklentilere sahip misafirler için güvenilir ve keyifli bir durak olmayı hedefliyoruz. Bu anlamda Hmbrgr, kent kültüründe yalnızca yemek yenilen bir nokta değil; öğrencilerden profesyonellere, arkadaş gruplarından ailelere kadar farklı misafirleri bir araya getiren, samimi ve yenilikçi bir şehir buluşma alanı olarak konumlanıyor.
Günümüzde nitelikli markaların en büyük sorumluluklarından biri de sürdürülebilirlik. Hmbrgr olarak karbon ayak izinizi azaltmak, ambalaj atıklarını yönetmek veya yerel üreticiyi desteklemek adına ne gibi adımlar atıyorsunuz?
Sürdürülebilirliği markamızın uzun vadeli değerlerinden biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda doğaya pozitif katkı sağlamak adına TEMA Vakfı ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdik. Hmbrgr müşterileri adına oluşturulan hatıra ormanı kapsamında yirmi bin fidan toprakla buluştu ve bu alan “Hmbrgr Misafir Ormanı”na dönüştü. Misafirlerimizin de bu sürecin bir parçası olması bizim için çok değerli. Önümüzdeki dönemde de çevresel etkimizi azaltacak ve doğaya katkı sağlayacak çalışmalar geliştirmeye devam etmeyi hedefliyoruz.
Ankara’da doğup büyüyen bir markanın İstanbul gibi devasa bir gastronomi pazarına açılması büyük bir adım. İstanbul’daki ilk geri dönüşler nasıldı? İstanbullular “anne köftesi” reçetenizi nasıl karşıladı?
İstanbul, Türkiye’nin ve dünyanın en büyük, en rekabetçi gastronomi pazarlarından biri. Dolayısıyla bu pazara adım atmak bizim için çok önemli bir sınavdı ve biz bu sınava çok sıkı bir şekilde hazırlandık. İstanbulluların ilk tepkileri ve geri dönüşleri bizi inanılmaz mutlu etti. Sektördeki o fabrikasyon, tek tipleşmiş ve sıradan ürünlerin aksine; onlara tamamen doğal, taze ve o özlenen “anne köftesi” samimiyetini sunduk. Misafirlerimizi doğru ürünlerle, doğru bir iletişimle karşılamak ve onlara o karmaşanın içinde “evinde hissetme” konforunu yaşatmak çok büyük bir ilgiyle karşılık buldu. İstanbul’un bu samimi ve kaliteli lezzete gösterdiği ilginin, katlanarak artacağına ve bağımızın daha da güçleneceğine inancımız tam.
Dünya genelinde gastronomi trendleri çok hızlı değişiyor; vegan/vejetaryen alternatifler, glütensiz beslenme veya yerel malzemelerin modern yorumları ön planda. Hmbrgr AR-GE mutfağında şu an ne gibi yenilikler pişiyor? Gelecekte menüde ne tür sürprizler olacak?
Gastronomi dünyasındaki trendleri yakından takip ediyoruz ancak bizim için önemli olan, her yeniliği olduğu gibi uygulamak değil, Hmbrgr’ın lezzet anlayışıyla buluşturabilmek. Marka olarak önceliğimiz her zaman taze ve lezzetli ürünler sunmak. Bugün menümüzde vegan köfte ve falafel gibi alternatifler bulunuyor. Glütensiz ürünler de ilgilendiğimiz bir alan ancak bu konuda doğru ve güvenilir bir deneyim sunabilmek için özel üretim süreçleri gerekiyor. Şu an aktif bir çalışmamız olmasa da planlarımız arasında yer alıyor. AR-GE mutfağımızda ise sürekli yeni burgerler, soslar ve atıştırmalıklar üzerinde çalışıyoruz. Yakın zamanda iki yeni menüden oluşan özel serimizi misafirlerimizle buluşturduk ve bunun devamı gelecek. Özellikle burger kategorisinde yeni lezzetler üzerinde çalışıyoruz; önümüzdeki dönemde menümüzde yeni lezzetler sunmaya devam edeceğiz.