“Mantık ve Duygu Dengesi Önemli” – Murat Danacı
Ekranların sevilen dizisi “Yeraltı”nın Hamburglu Sezai’si Murat Danacı, hayat verdiği karakterleri, güçlü ve otoriter rollere bakışından aşk ve kariyer dengesine uzanan oyunculuk yolculuğunu MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Son dönemde “Hudutsuz Sevda”da Russo ve ardından “Yeraltı”nda Sezai gibi sert, aksiyon tarafı güçlü karakterlerle ekranlardaydınız. Sektörün sizi bu güçlü ve otoriter karakterlerle özdeşleştirmesi sizce bir avantaj mı?
Bir oyuncu için seyircide bir karşılık bulmak her zaman avantajdır. Demek ki insanlar o karakterlere inanmış. Ama oyunculuk aynı zamanda dönüşebilme sanatıdır. Evet, güçlü ve otoriter karakterleri oynamayı seviyorum, çünkü içinde liderlik, strateji ve derinlik barındırıyorlar. Fakat bir gün çok kırılgan bir karakteri de aynı heyecanla canlandırmak isterim. Kendimi tek bir kalıba hapsetmeyi doğru bulmuyorum.
“Beni Affet” tam sekiz sezon sürmüştü ve Cüneyt Kozan karakteriyle milyonların evine her gün konuk olmuştunuz. Günümüz haftalık dizilerinin bile bu kadar uzun süre ekranda kalamadığı bir sektörde, o dönem yakaladığınız bu istikrarın ve başarının sırrı sizce neydi?
Sekiz sezon gerçekten çok uzun ve bugün dönüp baktığımda çok özel bir başarı hikâyesi. Bunun en büyük sırrı samimiyetti. Seyirci karaktere inanıyordu ve onların hayatlarına ortak oluyordu. Ayrıca çok disiplinli çalışan, işini seven bir ekibimiz vardı. Her gün milyonlarca insanın evine misafir olduk ve bunun sorumluluğunu gerçekten ekip olarak hissediyorduk. Bence başarının temelinde seyirciyle kurulan o duygusal bağ vardı.
“Yeraltı”ndaki Hamburglu Sezai’nin en çok hangi güçlü ve karizmatik yönlerini oynamaktan keyif aldınız?
Sezai’nin gücünü gösterme biçimini sevdim. O, bağırıp çağıran değil, bulunduğu ortamı varlığıyla değiştiren bir karakterdi. Soğukkanlı, hesapçı ve gerektiğinde son derece sert olabiliyordu. Böyle karakterlerde asıl mesele dışarıdaki gücü değil, içerideki sessiz fırtınayı oynayabilmek. Benim için en keyifli tarafı buydu.
“Yeraltı”nın ardından, masanızda şu an dijital platformlar mı, yoksa geleneksel televizyon projeleri mi ağırlıkta?
Aslında ikisi de. Dijital platformlar hikâye anlatımı açısından oyunculara çok farklı alanlar açıyor. Karakterleri daha derin işleyebiliyorsunuz. Ancak televizyonun da hâlâ çok güçlü bir etkisi var. Önemli olan, mecradan çok, hikâyenin ve karakterin beni heyecanlandırması. İyi bir proje olduğu sürece her iki tarafa da açığım.
Hayranlarınızın, duyduğunda “Gerçekten mi?” diye şaşıracağı, ekrana hiç yansımayan gizli bir yeteneğiniz, hobiniz veya takıntınız var mı?
Sanırım insanların şaşıracağı şeylerden biri organizasyon ve planlama konusundaki titizliğim olabilir. Sahne arkasında oldukça detaycıyımdır. Bir festivalin, bir tiyatro oyununun mutfağında olmaktan en az sahnede olmaktan aldığım kadar keyif alıyorum. Ayrıca tarih okumayı ve karakter analizleri yapmayı çok severim. Bir karaktere hazırlanırken bazen günlerce onun psikolojisi üzerine çalışırım.
Peki, duygularınızla mı hareket edersiniz yoksa mantığınızla mı? Örneğin; bir gün eski sevgilinizle aynı dizide başrolü paylaşmanız istense ve proje harika olsa, profesyonelliği mi seçersiniz yoksa o seti reddeder misiniz?
Gençliğimde duygularım daha öndeydi diyebilirim. Yaş aldıkça insan mantığın değerini daha iyi anlıyor. Ama ben ikisinin dengesine inanıyorum. Eğer iyi bir proje varsa ve herkes profesyonel davranabiliyorsa, neden olmasın? Sonuçta oyunculuk bir ekip işi. Kişisel hikâyelerimizi işimizin önüne koyarsak üretmek zorlaşır. Tabii şu ana kadar böyle bir şey yaşamadım. Bazen söylediklerinin tersini de yapabilir insan.
Son olarak; aşk için kariyeri bırakmak mı, kariyer için aşkı ertelemek mi?
İkisini birbirine rakip olarak görmüyorum. Gerçek aşk da gerçek kariyer de insanın hayatını zenginleştirir, eksiltmez. Hayat bana şunu öğretti; başarı da aşk da doğru zamanda ve doğru insanlarla anlam kazanıyor. Eğer bir seçim yapmak zorunda kalırsam, beni daha iyi bir insan yapan şeyi seçerim. Çünkü günün sonunda insanın yanında kalan şey ünvanları değil, yaşadığı duygular ve bıraktığı izlerdir.