Estetiğin Ötesinde, Yaşam Odaklı İç Mimari – Fırat Life Style
Fırat Life Style’ın yaşam odaklı tasarım yaklaşımını ve Natura Banliyö’deki iç mekân kurgusunu ele alan, firmanın İç Mimari Tasarım Koordinatörü Güneş Dilek, estetikten öte deneyim ve konforun projelerde nasıl şekillendiğini MAG Okurları için anlatıyor.
Fırat Life Style projelerinde iç mimari tasarım, sadece estetik bir unsur mu, yoksa firmanın yaşam stili vaadinin temel taşı mı? Bu kimliği iç mekânlara nasıl yansıtıyorsunuz?
İç mimari tasarım; estetik etiketinden çok, yaşam kalitesini ve konforunu doğrudan etkileyen ve bu sebeple yaşam stiline de kimlik kazandıran en önemli unsur. Tasarım sürecinde kullanıcı profilini ve ihtiyaçlarını analiz ederek önceliklerimizi belirliyorum. Bu sayede kullanıcı odaklı, zamansız ve fonksiyonel mekân kurgusu oluşturuyorum. Bu yaklaşımla firmamız, estetik kaygılardan ziyade yaşam stiline odaklanan tasarımlar sunarak vadettiği deneyimi kullanıcılara yansıtmaktadır.
Natura projelerinde doğa ile modern yaşamı birleştirme mottosunu iç mekân tasarımlarında, malzeme seçimlerinde ve renk paletlerinde nasıl somutlaştırıyorsunuz?
Doğa ve modern yaşam kurgusu aslında birbirinin devamı niteliğinde iki konu. Doğadaki hiçbir detayın diğeriyle yarışmaması ve hepsinin birbiriyle bir ritim oluşturması, mekân tasarımında ilham aldığım ve iç mekânda yansımasını kullandığım en önemli unsur. Tasarım sürecinde iç ve dış mekân sürekliliğini gözetiyorum, gün ışığını tasarıma yön veren temel öğe olarak kullanıyorum. Doğal ışık ve gölge yansımalarıyla birlikte sıcak ile soğuk malzeme dengesi ve doğayı taklit eden pastel renk ve doku geçişlerini oluşturmak ele alığım temel konu. Bu sayede kullanıcıya, onu yormayan, güvende ve huzurlu bir atmosfer oluşturuyorum.
Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, tasarımlarınızın neresinde duruyor? Bu konuda Natura projeleri için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
Günümüzde etkilerini doğrudan yaşadığımız küresel sorunlar sebebiyle sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği artık bir seçenek değil, zorunluluk. Bu yüzden, tasarımın başlangıcından itibaren mekân kurgusuna yön veren en önemli unsuru bu zorunluluk olarak belirliyoruz. Planlama sürecinde; doğal gün ışığının mekâna etkisi, ısıtma-soğutmada enerji verimliliği ve doğal havalandırma gibi konular, mekân kurgusunu oluşturan temel detaylardır. Kullandığımız malzemelerde ve mekânsal çözümlerde; bakım ihtiyacı az, uzun ömürlü ve kaynak tüketimini azaltan seçenekleri tercih ediyoruz ve kendini yenileyebilen doğal malzeme kullanımına öncelik veriyoruz.
Fırat Life Style’ın son projelerinden Natura Banliyö’nün iç mekân kurguları, ev sahiplerini veya kullanıcıları nasıl bir atmosfere davet ediyor?
Natura Banliyö projesi; etkisini mekâna girdiğiniz andan itibaren hissettiğiniz, yalın ama bir o kadar güçlü karakteristik özellikleri olan ve bunu detaylarda ve fonksiyon kurgusunda hissettiğiniz bir proje. En başından beri bu projeyle kullanıcıya vermek istediğimiz tek bir mesaj var: Metropol hayatının yoğunluğu içinde, daire sahibi, kapısını hangi duyguyla açarsa açsın; her detayıyla düşünülmüş bir konfor alanı sunmak. Kullanıcının mekânla bütünleşerek kendini güvende ve iyi hissetmesini sağlamak, bu huzur deneyimini ona bizzat yaşatmak bizim en büyük önceliğimiz.
Buradaki dairelerin daha verimli kullanılabilmesi için yaptığınız akıllı dokunuşlar neler oldu?
Mekânı daha verimli kullanabilmek adına fonksiyonel kurgu, projenin başından itibaren hassasiyetle çalıştığımız başlıca konulardan biri oldu. Doğru bir mekân organizasyonu senaryosuyla, her alanı kullanıcının aktif kullanımına dâhil ettik. Örneğin; mutfaktaki tezgâh arası gibi alanlarda, depolama raf sistemlerini tasarıma entegre ederek görünürlüğü azaltan ve duvar kaplaması gibi algılanan estetik çözümler ürettik. Bu sistemleri; farklı kullanıcı ihtiyaçlarına göre esneyebilen, dönüşebilen ve mekânın bütünüyle uyumlu birer tasarım elemanı olarak ele aldık.
Natura Banliyö’de sizi en heyecanlandıran kısım nedir?
Natura Banliyö projesinde; farklı yaşam stillerine hızla adapte olabilen, kolaylıkla dönüştürülebilen bir kapsül tasarım felsefesinin benimsenmesi ve tüm alanın işlevsel kılınarak kullanıcının mekânı tam anlamıyla deneyimlemesi, beni en heyecanlandıran unsurlar oldu. Bu denli minimalist bir yaklaşımla sağladığımız sadelik, ölçek değişse dahi kullanıcının kendini özel hissettiği lüks algısına engel değil. Kullanıcı senaryosunun sürekli değişebileceği bilinciyle kurguladığımız bu yapı; tüm ihtiyaçları karşılarken, mekânın farklı hikâyelere ve renk paletlerine bürünebilme potansiyelini de ortaya koyuyor.