Duygu Boz – Rafine Mekânlar Yaratmak
Soft renkler ve doğal dokularla tasarımlarına hayat veren İç Mimar Duygu Boz, mekân dekorasyonunda dikkat ettiği detayları, müşterileriyle iletişiminde izlediği yolu ve tasarımlarında uzak durduğu trendleri MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Projelerinize bakıldığında, mekânlarda soft renklerin ve doğal dokuların ağırlıkta olduğu görülüyor; bu imza tarzınız nasıl oluştu?
Bu tarz zamanla hem kişisel estetik anlayışım hem de kullanıcı ihtiyaçlarını gözlemlememle oluştu. Mekânların sakin, zamansız ve içinde uzun süre keyifle yaşanabilir olmasını önemsiyorum. Bu yüzden soft renkler, doğal dokular ve gözü yormayan, dengeli bir tasarım dili benim için ön planda.
Tasarımlarınızı yaparken, o evin içinde yaşayacak çocukları, evcil hayvanları veya bir pazar günü dağılacak olan o sehpanın üzerini düşünerek planlı bir kusurluluk payı bırakıyor musunuz?
Evet, kesinlikle bırakıyorum. Benim için iyi tasarım yalnızca fotoğrafta kusursuz görünen değil, günlük hayatın içinde de rahatça yaşanabilen tasarımdır. Bir evin içinde çocuklar koşar, evcil hayvanlar dolaşır, sehpanın üzerinde kitaplar, bardaklar, oyuncaklar birikir. Bunları tasarımın dışında değil, tam içinde düşünmek gerekir. Bu yüzden mekânları planlarken estetik kadar kullanım kolaylığını, dayanıklılığı ve esnekliği de önemsiyorum. Kusursuz ama yaşanamayan alanlar yerine; düzenli görünse de hayatın doğal dağınıklığını taşıyabilen, sıcak ve gerçek mekânlar tasarlamayı seviyorum.
Bir mekânı dekore ederken yatırımı en çok nereye yapıyorsunuz?
Dekorasyon tarafında yatırımı en çok sanat eserlerine yapmayı seviyorum. Çünkü sanat, bir mekâna yalnızca estetik değil; karakter, duygu ve kişisel bir hikâye katar. Mobilyalar ve aksesuarlar değişebilir ama doğru seçilmiş bir sanat eseri, evin ruhunu belirleyen en güçlü parçalardan biri olur.
Müşterilerinizle çalışırken, onların hayalleri ile sizin tasarım vizyonunuz arasında bir fikir ayrılığı yaşandığında, ortak nokta genellikle nasıl bulunuyor?
Böyle durumlarda önce müşterimin gerçekten ne istediğini anlamaya çalışıyorum. Bazen talep edilen şeyin arkasında bir renk, bir mobilya ya da bir stil değil; aslında bir his oluyor. Ben de kendi tasarım vizyonumu o ihtiyacı daha doğru karşılayacak şekilde yorumlamaya çalışıyorum. Ortak nokta genellikle dinlemek, doğru yönlendirmek ve estetik ile kullanışlılık arasında denge kurmakla bulunuyor.
Kendi evinizde tahammül edemediğiniz ve “Projelerime sokmam.” dediğiniz bir tasarım alışkanlığı veya trend var mı?
Kendi evimde de projelerimde de fazla parlak, gösterişli ve “lüks görünsün” diye yapılan detaylara tahammül edemiyorum. Özellikle her yerde kullanılan parlak gold detaylar, yoğun mermer desenleri ve fazla iddialı duvar panelleri bana çok hızlı eskiyen trendler gibi geliyor. Ben daha zamansız, sakin ve mekânın ruhunu yormayan seçimleri tercih ediyorum.