Antrenörlükten Girişimciliğe Kendi Yolunun Mimarı – Sefa Tıraş
Fabrika Gym’in kurucu ortağı Sefa Tıraş, antrenörlükten iş insanı kimliğine uzanan hikâyesini, günlük rutinini ve yeni girişim planlarını
MAG Okurları için anlatıyor.
Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? Antrenörlükten iş insanı kimliğine geçiş süreciniz nasıl ilerledi?
1998 yılı, Adana doğumluyum. Yaklaşık yedi yıldır aktif ticaretin içindeyim. Yeni deneyimler, yeni işletmeler, yeni başarılar hep bana heyecan verdi. Spor hobimken, önce işim, ardından yeni maceraların anahtarı oldu. Bana birçok kapı açtı ve açmaya da devam ediyor. Azıyla yetinemeyen bir insan olduğum için de hedefime ulaşır ulaşmaz yeni rotalar çizdim. Başarılı olmamak ya da maddi olarak zorlanmak bana hiç endişe vermedi, çünkü hep kendime inanıyordum.
Türkiye’de ekonomik dinamikler ve sektör rekabeti bu kadar sertken, bir spor yatırımı yapma riskini alırken sizi cesaretlendiren en büyük vizyon neydi?
En başta işe duyduğum heyecan ve istekti. Rakiplerim yıllardır sektörü tekele almış ve mihenk taşı konumundalardı. Doğru ekip, doğru ilişkiler ve onlardan farklı bakış açısının bizi önce onlara yetiştireceğini, ardından da onları geri plana bırakacağımızı biliyordum. Dünyada sağlık ve sporun sosyal medya etkisiyle daha da öne çıkacağı aşikâr bir süreçti ve doğru zamanda doğru yerdeydik diyebilirim.
Kendi hayatınızda disiplini elden bıraktığınız, motivasyonunuzun düştüğü anlar oluyor mu? Bu süreçleri kendi içinizde nasıl yönetiyorsunuz?
Tabii ki insan düşer, kalkar, motivasyon kaybı yaşar; ama ben büyük resimden kopmamaya çalışıyorum. Büyük resmi terk etmeden bazen durup bir soluklanmak, bir şeyler için mücadele etmeden durmak istiyoruz ama başardığımızda alacağımız keyif bizi hep ayağa kaldırıyor.
Sizin için iyi bir antrenör kimdir? Üyelerinizle kurduğunuz bağın sınırı nerede başlar?
İyi bir antrenör öncelikle antrenman yapan antrenördür. Görüntüden, koşullardan bağımsız öncelikle kendini antre edebilen kişidir. Daha sonrasında, üyelerinin yaşadığı sıkıntıyı yaşayan ve o yollardan geçmiş kişidir. Üyelerimizle kurduğumuz bağ ortak hedefle başlar, çünkü her üye senin kartvizitindir; onun aldığı sonuç, senin aldığın sonuçtur. Takım olmazsanız, bir taraf ne kadar istekli olursa olsun, ne kadar disiplinli olursa olsun sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Karşınıza inancını tamamen kaybetmiş bir üye geldiğinde, Sefa Tıraş olarak ona uyguladığınız ilk zihinsel taktik ne olur?
Öncelikle bu duruma gelene kadar nasıl yollardan geçmiş, onu öğreniyorum. Bu branşın her yolunda acısıyla tatlısıyla yürüdüğüm için kendi yolumdan bahsediyorum ve motivasyonla değil, disiplinle neler olabileceği konusunda anlaşıyoruz. O kendine inanmıyorsa da ben ona inanmaya başlıyorum. Zaten her geçen gün farkı önce hissederek sonra aynada görerek süreci geçiriyor.
Peki, günlük rutininiz nasıl?
Günlük rutinimde; sabah 5.45’te uyanıp güne başlıyorum. Köpeklerimle ilgileniyorum. 6.30’da evden çıkmış ve işe geçmiş oluyorum. Sabah, öğrencilerim ardı ardına geliyor, sonrasında öğlen saatlerinde kendi antrenmanımla ilgileniyorum. Öğleden sonra derslerimin bitimiyle diğer sektörlerdeki yatırımlarımla ve hedeflerimle ilgilenmeye başlıyorum ve ertesi günün programlanmasıyla gece saatlerine gelmiş oluyoruz.
Yeni girişimleriniz olacak mı? Gelecek hedef ve planlarınızdan bahseder misiniz?
Şu anda sürprizlere açık bir dönemdeyiz. Doğru network ve doğru bir ekiple gıda sektörüne girmek için an kolluyoruz diyebilirim. Görüşmelerimiz hız kesmeden devam ediyor. Şu an hedefimiz sadece hayallerimizle çakışan birkaç isimle daha bir araya gelmek.