© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Setlerin “Gamer” Yıldızı

Setlerin “Gamer” Yıldızı

 

Melisa Akman, Teşkilat dizisinin “demir lady”si Nazlı’ya hayat veren Melisa Akman, karakteriyle kurduğu empatiyi ve hayatın zorluklarına karşı su gibi akma felsefesini de paylaşarak, ekran önündeki profesyonel maskesini indirip bilgisayar ve konsol oyunları tutkusuna kadar, iç dünyasını MAG Okurları için aralıyor.

 

Teşkilat gibi fiziksel ve psikolojik dayanıklılık gerektiren bir sette, kameranın kayıtta olmadığı anlarda yaşadığınız, “Bunu izleyici görse inanamazdı!” dediğiniz en uç performans ya da kaza anı neydi?

Nazlı, dizinin operasyondan çok teknik kısmında. Karargâh dışına çok çıkmıyor. Çıktığında da başına hep bir şey geliyor zaten… Üç yıldır, olabilecek en konforlu set ortamını deneyimliyorum, çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Setimizde yaşadığım herhangi bir kaza anı olmadı.

 

Sizce Nazlı, operasyonlardaki o soğukkanlı ve profesyonel maskesini çıkardığında aynadaki yansımasına en çok hangi zaafını itiraf ediyordur? Nazlı’nın kendi içinde bile susturduğu en büyük korkusu nedir?

Nazlı varoluşsal olarak, yardıma ihtiyacı olan herkesi destekleyen, fedakâr, tamamlayıcı ve empatik bir karakter. Nazlı’nın engelli kalmasının nedeni de kaza yapan bir aileye yardım etmesiydi. En büyük korkusu ise elbette sevdiklerini kaybetmek. Sevdikleri için her şeyi göze alabilir.

 

Eğer bir gün Nazlı ile bir kahve içme şansınız olsaydı; ona Melisa olarak “Bunu kendine neden yapıyorsun?” diyeceğiniz o en büyük fedakârlık ne olurdu? Onun hangi yarasını sarmak isterdiniz?

Nazlı, Uzay’ın onu olduğu gibi sevmeyeceğini düşünüyordu ama evlendiler. Hiç yürüyemeyeceğini, tedavilerin işe yaramayacağını düşünüyordu fakat şimdi yeniden yürüyor. Anne olamayacağını düşünüyordu ama şimdi hamile. Hayat önüne hep zorluklar çıkarsa da o çabalamayı bırakmadığı için işler hep lehine döndü.

 

Tüm bu dipten çıkma hikâyesine rağmen, umudunu yitirdiği ve kaygılarını içinde yaşayıp tek başına çözmeye çalıştığı anlar oluyor. Mesela ben yaşadığım her şeyi eşimle paylaşmadan duramayan biriyim ama Nazlı bu konuda tam bir demir lady. Ona “Neden kendini o derin ve dipsiz dünyanda yalnızlaştırıyorsun?” derdim. İşler kötü gitse de kabul göreceğini, o herkesin duygularına tercüman olurken kendi duygularıyla tek başına mücadele etmek zorunda olmadığını söylerdim. Güçlü olmak, yalnız olmak ve her şeyin üstesinden tek başına gelmek değildir.

 

Kariyerinizin başında “asla yapmam” dediğiniz bir şeyi, bugün “iyi ki yapmışım” dediğiniz bir noktada buldunuz mu kendinizi? Sektör size hangi prensibinizi esnettirdi?

Oyunculukta çok katı kurallarım yok çünkü bu mesleğin esneklik gerektirdiğine inanıyorum. Bu yüzden “asla yapmam” dediğim bir şey olmadı.

 

Eğitim olarak ensemble ekolünden geliyorum. Birimizin düştüğünde diğerinin kaldırdığı, birbirimizin eksiklerini tamamladığı, omuz olduğumuz, dayanışmaya dayalı kolektif bir eğitim süreci deneyimledim; ama sektör böyle değil, daha bireysel ve zaman zaman egosantrik. Başlarda bu tek başınalığa karşı çok sabırsız, idealist ve pesimisttim. On yedi yıllık profesyonel kamera önü oyunculuk kariyerimde kırılganlığımı daha iyi yönetmeyi, her şeyi şahsi algılamamayı öğrendim. Kendime ve sürecime inanmayı hiç bırakmadım. Süreç de bana hep daha iyi yol arkadaşları ve yolculuklar getirdi. Artık daha sabırlı, sakin ve pozitifim. Su gibi akmayı tercih ediyorum.

 

Herkesin bir “guilty pleasure”ı vardır. Melisa Akman’ın, dışarıdan bakıldığında “Hiç ona göre değil!” denilecek alışkanlığı veya takıntısı nedir?

Çok sosyal gözüksem de ben aslında bir ev kedisiyim. Seyahat dışında dışarı çıkınca sosyalleşmekten çok yoruluyorum. Günlerce evden çıkmayabilirim. Konsol ve PC oyunlarına ilgim var. Oyun oynarken telefonlara bakmam, kapıyı açmam. İyi ki beni anlayan biriyle evliyim; yoksa gerçekten çekilir bir şey değil, bunu yaşayan bilir!

 

Parfüm bir kadının imzasıdır derler. Sizin kokunuz hangi notalardan oluşuyor? İnsanlar sizi görmeden, kokunuzla hangi duyguyu hissetmeli?

Saf, temiz, çiçeksi ve güven veren kokuları severim. Yasemin, portakal çiçeği, vanilya, ylang ylang, bal ve amber notaları olan parfümler ilgimi çeker. Kendimi bildim bileli gündüz Dior Pure Poison, gece ise Armani Code kullanıyorum. Şimdi yeni tutkum Paco Rabanne Pure XS. Şekerli kokuları pek sevmem ama buna ayrı bir bağlılık geliştirdim. Patlamış mısır notası var…

 

Eğer geçmişe gidip tarihteki bir kadınla bir akşam yemeği yeme şansınız olsaydı, ona hangi sırrını sorardınız?

Sır olarak aklıma bir şey gelmedi ama kimsenin adını çok bilmediği bilim insanı Mileva Marić’e, yani Albert Einstein’ın eşine soru sormak isterdim. Malum, Mileva o dönemin fizik okuyan nadir kadın öğrencilerinden biriyken Einstein ile tanışıp evleniyor. Albert akademik kariyerine devam ederken Mileva kariyerini çocukları için bırakıyor. Aynı zamanda Albert’in çalışmalarına katkıda bulunduğu ve hatta görelilik kuramının fikir sahibi olduğu da söyleniyor. Nobel ödül parasını da Albert, Mileva’ya veriyor. Bu yüzden ona “Neden bu fedakârlığı yaptın ve pişman mısın?” diye sormak isterdim.

 

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.