Küresele Açılan Güvenilir Köprü – Turga
Global pazarlara açılan firmalar için stratejik yol haritası belirlenmesi, finansal hizmetler ve yurt dışı operasyonları gibi alanlarda profesyonel danışmanlık hizmetleri veren Turga Yönetim Kurulu Üyesi Harun Turgut, çalışma alanlarını da detaylandırarak şirketlerin yurt dışına açılış süreçlerinin nasıl ilerlediğini ve karşılaşılabilecek zorluklarda nasıl hareket ettiklerini MAG Okurları için anlatıyor.
Turga’nın kuruluşunu anlatır mısınız? Sektördeki hangi boşluğu doldurmak amacıyla yola çıktınız?
Turga, şirketlerin ve girişimcilerin uluslararası pazarlara açılma süreçlerinde karşılaştıkları karmaşık operasyonel, finansal ve hukuki engelleri tek merkezden yönetmek amacıyla kurulmuş, İsviçre, Hollanda, İngiltere ve Türkiye ofisleriyle hizmet veren uluslararası bir firmadır.
Özellikle İsviçre, Hollanda ve İngiltere merkezli olarak yurt dışı şirket kuruluşu, hukuk, finansal ve ödeme altyapı kurulumu, finansal teşvikler, yatırım alma, oturum, çalışma vizeleri ve yerel regülasyonlara uyum gibi alanlarda parçalı ilerleyen hizmetlerin tek bir çatı altında, entegre, güvenilir ve en önemlisi Türkçe olarak sunulabilmesi önemli bir ihtiyaçtı.
Piyasada uzun yıllardır bu hizmetler farklı farklı şirketler tarafından verilebiliyor olsa da, süreçlerin farklı paydaşlar arasında bölünmesi hem ciddi bir zaman kaybına hem de yüksek operasyonel risklere yol açıyordu. Şirketler bir yandan kuruluş süreçlerini yönetirken, diğer yandan banka hesabı açılışları, vergi yapılandırmaları ve yerel regülasyonlara uyum gibi kritik konuları ayrı ayrı ilerletmek zorunda kalıyordu. Bu parçalı yapı, çoğu zaman hatalı kurgulara, gecikmelere ve maliyet artışlarına neden oluyordu.
Turga’nın çıkış noktası tam olarak bu dağınıklığı ortadan kaldırmak oldu. Biz, süreci yalnızca danışmanlık perspektifinden ele alan bir yapı kurmak yerine, uçtan uca sahiplenen, sahada yöneten ve hesap verilebilir bir model geliştirdik. Yani müşterilerimize sadece yol gösteren değil, aynı zamanda o yolu birlikte yürüyen bir iş ortağı yaklaşımı sunuyoruz.
Turga’nın temel felsefesi nedir?
Turga’nın temel yaklaşımı, hizmetlerini sadece danışmanlık ile sınırlamamak; sürecin aktif ve sahada sorumluluk alan bir parçası olmaktır. Şirketlere yalnızca “ne yapmaları gerektiğini” söylemek yerine, operasyonel olarak süreci bizzat uçtan uca yönetiyoruz. Bu yaklaşım, bizi klasik danışmanlık modelinden ayrıştırarak müşterilerimizle daha derin ve sürdürülebilir bir iş ortaklığı kurmamızı sağlıyor.
Danışmanlık sektöründe en sık karşılaşılan problem, öneri ile uygulama arasındaki kopukluk. Strateji doğru olsa bile, uygulama doğru yapılmadığında sonuç üretmiyor. Turga olarak bu boşluğu kapatıyoruz. Strateji, uygulama ve kontrol mekanizmasını tek yapı içinde yöneterek sürecin her aşamasında aktif rol alıyoruz.
Bu kapsamda sadece yönlendiren değil; operasyonu yöneten, riskleri öngören, süreci optimize eden bir yapıdayız. Şeffaflık, hız ve regülasyonlara tam uyum, iş yapış şeklimizin temelini oluşturuyor. Özellikle uluslararası pazarlarda, regülasyonlara uyum sadece bir gereklilik değil, aynı zamanda güven inşasının en kritik unsuru. Bu nedenle tüm süreçleri ölçülebilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir sistem içinde kurguluyoruz.
Ayrıca müşterilerimizle ilişkimizi proje bazlı değil, uzun vadeli değer üretimi üzerinden tanımlıyoruz, çünkü yurt dışına açılmak tek seferlik bir aksiyon değil, doğru yönetilmesi gereken dinamik bir süreç. Biz bu sürecin her aşamasında müşterinin yanında konumlanarak, büyümenin sağlıklı ve kontrollü ilerlemesini sağlıyoruz.
Küreselde sunduğunuz hizmetler, yurt dışına açılmak isteyen Türk markaları için nasıl bir yol haritası sunuyor?
Turga, yurt dışına açılmak isteyen şirketler için stratejik ve operasyonel adımları entegre eden bütüncül bir yol haritası sunar. Bu süreci yalnızca bir “pazar giriş planı” olarak değil, baştan sona kurgulanmış bir uluslararası büyüme modeli olarak ele alıyoruz.
Süreç; global hedef pazar analizi, doğru ülke seçimi, şirket kuruluşu, finansal altyapının kurulması, yerel uyum süreçleri ve operasyonel sürdürülebilirlik başlıklarını kapsar. Burada kritik olan nokta, bu adımların tek tek değil, birbirine bağlı ve optimize edilmiş bir sistem içinde ilerlemesidir.
Örneğin; ülke seçimi yalnızca vergi avantajına göre yapılmaz; aynı zamanda bankacılık erişimi, müşteri davranışı, regülasyon yoğunluğu ve iş modelinin ölçeklenebilirliği birlikte değerlendirilir. Aynı şekilde şirket kuruluşu, finansal altyapıdan bağımsız kurgulanmaz, çünkü globalde asıl darboğaz çoğu zaman operasyon değil, finansal erişimdir.
Turga’nın yaklaşımı bu noktada devreye giriyor. Markalara sadece “nerede şirket kurmaları gerektiğini” değil; hangi yapıyla ilerlemeleri gerektiğini, nasıl bir nakit akışı kurgusu kuracaklarını, hangi finansal araçları kullanacaklarını net şekilde tanımlıyoruz ve süreci bizzat yönetiyoruz.
Ayrıca yerel uyum süreçleri çoğu zaman göz ardı edilen ama en kritik alanlardan biri. Yanlış veya eksik yapılan uyum süreçleri, ilerleyen dönemde operasyonun tamamen durmasına kadar gidebilen riskler yaratabiliyor. Bu nedenle biz sürecin en başından itibaren regülasyon uyumunu merkeze alıyoruz. Son aşamada ise operasyonel sürdürülebilirlik devreye giriyor. Yani şirket sadece kurulmuş olmuyor; çalışır, büyür ve ölçeklenebilir hâle geliyor.
Bir şirket veya girişimci size “Yurt dışına açılmak istiyorum.” dediğinde, ülkeyi nasıl seçiyorsunuz?
Ülke seçimi, tek bir kritere bağlı değil, çok katmanlı ve veri odaklı bir analiz sürecine dayanıyor. Şirketin iş modeli, hedef müşteri kitlesi, operasyonel ihtiyaçları, vergi avantajları, regülasyon yapısı ve finansal erişim imkânlarını birlikte değerlendiriyoruz. Burada asıl kritik olan, bu parametreleri ayrı ayrı değil, birbiriyle ilişkili bir sistem içinde analiz etmek.
Birçok şirket ülke seçimini genellikle “en düşük vergi” ya da “en hızlı kurulum” üzerinden yapıyor. Bu yaklaşım kısa vadede avantaj gibi görünse de, orta ve uzun vadede ciddi darboğazlar yaratabiliyor. Örneğin; bankacılık sistemine erişim zayıf olan bir ülkede şirket kurmak, operasyonu daha en baştan kilitleyebiliyor.
Turga olarak biz ülke seçimini bir lokasyon tercihi değil, stratejik konumlandırma kararı olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda; şirketin gelir modelini ve para akış yönünü analiz ediyoruz, hedef pazardaki müşteri davranışlarını inceliyoruz, regülasyon yoğunluğu ve uyum maliyetlerini değerlendiriyoruz, bankacılık ve ödeme sistemlerine erişim kolaylığını ölçüyoruz.
Bununla birlikte; seçilen ülkenin, şirketin ölçeklenme potansiyeline nasıl katkı sağlayacağını da net şekilde ortaya koyuyoruz, çünkü doğru ülke seçimi sadece bugünü değil, şirketin üç ila beş yıllık büyüme planını doğrudan etkiliyor.
Kısacası, biz ülke seçimini “Nerede şirket kurulur?” sorusuna cevap vermek için değil, “Şirket en doğru nerede büyür?” sorusunu çözmek için yapıyoruz.
Şirket kurulumunda Turga sadece bir aracı mı, yoksa bir kurucu ortak vizyonuyla mı hareket ediyor? Banka hesabı açılışından yerel adres teminine, yasal temsilcilikten vergi numarası alımına kadar hangi noktalarda anahtar teslim hizmet veriyorsunuz?
Klasik bir aracı rolünün ötesinde, süreci sahiplenen ve yöneten bir iş ortağı yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Turga olarak kendimizi yalnızca hizmet sağlayıcı değil, müşterinin uluslararası büyüme sürecinde konumlanan stratejik bir paydaş olarak görüyoruz.
Şirket kuruluşu bizim için sadece başlangıç noktası. Asıl değer, bu yapının doğru kurgulanması ve sürdürülebilir hâle getirilmesinde ortaya çıkıyor. Bu nedenle süreci parçalı değil, uçtan uca yönetiyoruz.
Kuruluş aşamasından itibaren; şirketin doğru hukuki ve finansal yapıda kurulması, banka hesap açılışlarının yönetilmesi, yerel adres ve ofis altyapısının sağlanması, yasal temsilcilik süreçlerinin yürütülmesi, vergi numarası ve tüm resmî kayıtların tamamlanması, yıllık vergi beyanlarının verilmesi, ülkeler nezdinde vergi danışmanlığı gibi tüm adımları anahtar teslim şekilde gerçekleştiriyoruz.
Burada kritik fark şu: Biz sadece bu işlemleri tamamlamıyoruz, aynı zamanda bu yapının ileride sorun çıkarmayacak şekilde doğru kurgulandığından emin oluyoruz, çünkü globalde en büyük problem, hızlı kurulan ama sürdürülemeyen şirket yapılarıdır.
Turga’nın yaklaşımı; kuruluş sürecini operasyonel bir checklist olarak görmek yerine, şirketin gelecekteki büyüme planına hizmet eden bir altyapı olarak ele almak. Bu sayede müşterilerimiz, ilk günden itibaren bankacılık erişimi olan, regülasyonlara uyumlu ve finansal olarak çalışabilir bir yapı ile yola çıkıyor.
Yatırımcıların “Bu çok kolaymış!” diyerek kendi başına ilerlemeye çalıştığında en çok çarptığı duvarlar neler? Özellikle hatalı vergi yapılandırması veya eksik uyum bildirimleri ne gibi riskler doğuruyor?
Yurt dışı şirketleşme süreçleri ilk bakışta basit görünebilir; ancak detaylara girildiğinde ciddi teknik bilgi ve deneyim gerektiren bir yapı ortaya çıkar. Bu nedenle birçok yatırımcı “Bu çok kolaymış” diyerek süreci kendi başına ilerletmeye çalıştığında, genellikle en kritik noktalarda sorunla karşılaşır.
En sık karşılaşılan problemlerden biri hatalı vergi yapılandırmasıdır. Yanlış kurgulanan bir vergi modeli, ilk etapta avantajlı gibi görünse de ilerleyen süreçte çift vergilendirme, beklenmeyen vergi yükleri veya geriye dönük cezalar gibi ciddi finansal riskler doğurabilir. Özellikle farklı ülkeler arasındaki vergi anlaşmalarının yanlış yorumlanması, şirketi doğrudan riskli bir pozisyona sokar.
Bir diğer kritik konu ise uyum süreçleri. Eksik veya hatalı yapılan bildirimler; banka hesaplarının askıya alınması, finansal işlemlerin durdurulması veya doğrudan regülasyon ihlali kapsamında yaptırımlarla karşılaşılması gibi sonuçlar doğurabilir. Uluslararası finans sisteminde bu süreçler son derece hassas ilerler ve küçük bir hata bile operasyonu tamamen kilitleyebilir.
Bunun yanında banka hesap açılışları da en çok zorlanılan alanlardan biri. Özellikle doğru dokümantasyon ve yapı sunulmadığında, bankalar tarafından ret alınması veya sürecin aylarca uzaması oldukça yaygın. Bu da şirket kurulmuş olsa bile fiilen çalışamaz hâle gelmesine neden olur.
Bu nedenle biz her zaman şunu vurguluyoruz: Mesele yurt dışında şirket kurmak değil, ilk günden itibaren doğru ve sürdürülebilir bir yapı kurmak.
Turga, küresel finans kuruluşları nezdinde müşterileri için nasıl bir güven referansı oluşturuyor?
Turga, uluslararası finans kuruluşları nezdinde müşterileri için güvenilir bir köprü görevi görür. Bunu sadece iş birlikleriyle değil, süreç yönetimindeki disiplin ve standartizasyon ile sağlar, çünkü global finans sisteminde güven, ilişkiden önce uyum, şeffaflık ve tutarlılık üzerinden inşa edilir.
Bu noktada en kritik alan mevzuata uyum süreçleridir. Turga olarak tüm müşteri yapılarında; müşterilerimizin faaliyet konusu, gelir modeli, ortaklık yapısı ve para akışı gibi unsurları en baştan doğru şekilde kurguluyoruz ve bankalara doğrudan biz anlatıyoruz. Ardından bu yapıyı uluslararası finans kuruluşlarının beklentilerine uygun, eksiksiz ve tutarlı bir dokümantasyonla destekliyoruz.
Bankalar ve finansal kurumlar için en önemli kriter, riskin öngörülebilir ve yönetilebilir olmasıdır. Bizim sağladığımız yapı tam olarak bunu mümkün kılıyor. Şeffaf operasyon modeli, izlenebilir para akışı ve regülasyonlara tam uyum sayesinde müşterilerimiz finansal kurumlar nezdinde daha güçlü bir profil ile konumlanıyor.
Bunun doğal sonucu olarak; banka hesap açılış süreçleri hızlanıyor, ret oranları minimize ediliyor, finansal ürünlere erişim kolaylaşıyor.
Uluslararası bir ticari uyuşmazlık veya bir regülasyon sorunu yaşandığında, Turga’nın o ülkedeki yerel hukuk ağları ve çözüm ortakları nasıl bir refleks gösteriyor?
Faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde güçlü yerel hukuk ve legal danışmanlık ağlarıyla çalışıyoruz. Bu ağlar yalnızca birer çözüm ortağı değil, aynı zamanda bulunduğumuz pazarlarda operasyonel refleksimizi hızlandıran kritik bir altyapı oluşturuyor. Özellikle dış ticaret uyuşmazlıkları, oturum ve çalışma vizeleri konularında hukuk partnerlerimizin güçlü olmasının avantajını hissedebiliyor müşterilerimiz.
Uluslararası bir ticari uyuşmazlık veya regülasyon sorunu ortaya çıktığında en önemli faktör hız ve doğru aksiyon. Turga olarak süreci merkezî bir koordinasyonla yönetirken, ilgili ülkedeki yerel uzmanlarımızı anında devreye alıyoruz. Bu sayede hem mevzuata hâkim hem de sahayı bilen bir ekip ile ilerleniyor. En önemli konu ise yurt dışındaki tüm süreçlerinizi Türkçe olarak yönetebiliyor olması diyebilirim müşterilerimiz açısından, zira en önemli sorun dil bariyeri olabiliyor yurt dışında firma sahipleri için.
Yaklaşımımız üç temel üzerine kurulu; sorunu hızlı tespit etmek, yerel mevzuata uygun şekilde doğru aksiyonu almak, operasyonel sürekliliği kesintiye uğratmadan çözümü sağlamak.
Birçok durumda sorunların büyümesinin nedeni geç müdahale veya yanlış yönlendirme oluyor. Biz bu riski ortadan kaldırmak için süreci baştan sona kontrol altında tutuyoruz. Özellikle regülasyon kaynaklı problemlerde, doğru iletişim ve doğru dokümantasyon ile süreci hızlıca stabilize etmek kritik önem taşıyor.