Dekorasyondaki İmzanız – Ayes Home
Kurumsal hayatın yoğun temposunu geride bırakıp toprağın dinginliğinde kendilerini yeniden bulan Ayşen Ünal ve Esra Paçacı; Ayes Home çatısı altında seramik sanatıyla şekillenen karakteristik tasarımlarını, huzur dolu üretim süreçlerini ve çini sanatçısı Naciye Ünal önderliğinde gerçekleşen atölye çalışmalarını MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Seramik serüveniniz nasıl başladı? Sizi diğer sanat dallarından ziyade toprağa ve şekillendirmeye iten neydi?
Sekiz yıl önce atölyemizin açılışını gerçekleştirdik. Öncesinde uzun yıllar kurumsal iş dünyasında görev yaptık. Yoğun ve stresli çalışma sürecinden sonra sanat atölyesi kurma fikri bizlere ilaç gibi geldi.
Seramik ve çini sanatı, gerek maneviyatıyla gerekse toprağın vermiş olduğu huzurla bizleri en başından çok etkiledi. Topraktan gelen bu sanat her aşamasıyla yeniden doğuşu simgeliyor ve bizler bu sanatı ilk günkü heyecanımızla icra etmekten büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz.
Tasarımlarınızdaki karakteristik dokunuşu nasıl tanımlarsınız?
Bizler tasarımlarımızı yaparken ürünlerimizin gerek altyapısını gerekse üzerindeki motifleri büyük bir titizlikle seçerek, işçiliklerini üst düzey kalitede tutan bir yapıya sahibiz. Ekip arkadaşlarımızla birlikte ciddi emekler sonucunda çıkan bu tasarımları kullanıcılarımızın beğenisine sunmaktayız. Bununla birlikte kendimizi tekrar etmeden, yeni kreasyonlarla ürün gamımızı daima en iyi şekilde geliştirmekteyiz. Bizler atölyemize katılan öğrencilerimizle birlikte, evlerimizin dekorasyonunu sanat eserlerimizle tamamlıyoruz.
Sizce el yapımı seramik bir obje, girdiği evin enerjisini ve dekorasyon anlayışını nasıl değiştiriyor?
Sanat, insanın hem ruhuna hem de evine iyi gelen en güzel dokunuşlardan biridir. Evinizdeki bir aksesuarın ellerinizde hayat bulmuş olması olağanüstü bir motivasyon kaynağıdır.
Atölyelerinize gelen katılımcılar genellikle hangi duygularla masadan kalkıyor? Onlarla neler yapıyorsunuz?
Atölye çalışmalarımızı haftanın dört günü olmak üzere kurs şeklinde sürdürmekteyiz. Haftalık olarak ortalama yetmiş kişiyi atölyemizde ağırlamaktayız. Öğrencilerimizin atölyemizdeki hislerine gelecek olursak, atölyemizin huzur veren bir enerjisi olduğunu söylüyorlar.
Bir yandan ev dekorasyonlarını tamamlarken bir yandan da sosyal olarak güzel ilişkiler kuruyorlar. Aslında onlara öğrencilerimiz demek yerine dostlarımız demek daha doğru olur. Bizler onlara ne kadar iyi geliyorsak, onlar da bize o kadar iyi geliyor. Birlikte çini sanatını icra etmek, sohbet etmek, dertleşmek; inanın hepsi çok güzel duygular. Umuyoruz ki bu sanatı uzun yıllar sürdürerek gelecek nesillere taşıyabiliriz.
Seramik dünyasına adım atmak isteyen ama “el becerim yok” diyenlere ilk tavsiyeniz ne olurdu?
Bu sanatı yapmak isteyen fakat kendine güvenemeyen kişilere en başta denemekten vazgeçmemelerini ve sabırla üzerine gitmelerini tavsiye ediyoruz. Elinize fırçayı alın, toprak ve renklerle oynayın ve bunu yaparken sınır tanımayın. Sonuç ne olursa olsun vazgeçmeyin. Eminiz ki harika işler çıkaracaksınız. Bizler bu sanatı yapmak isteyen herkese destek vermekten büyük mutluluk duyarız.