Cemre Arda
Her Hikâye Yeni Bir Başlangıç
Sevilen dizi “Ömür Usta”nın Nazlı’sı Cemre Arda, oyunculuk yolculuğunda kendini keşfetmeyi, Zeynep’ten Nazlı’ya uzanan karakter dönüşümünü ve ilişkilerde sahiciliğin önemini MAG Okurları için anlatıyor.
Oyunculukta bugüne kadar kendinizde en çok şaşırdığınız özellik ne oldu?
İlk projemde mesleğe dair neredeyse hiçbir şey bilmeden sete çıktım. Ama kısa sürede, sette olmanın, bir karaktere bürünmenin bana ne kadar iyi geldiğini fark ettim. İşine âşık olan şanslı insanlardan biri oldum. Sanırım beni en çok şaşırtan da buydu; kendimi bir yere bu kadar ait hissedebileceğimi bilmiyordum.
“Rüzgârlı Tepe” uzun bir yolculuktu. Dizi bittiğinde mesleki olarak artık yapabildiğinizi hissettiğiniz şey neydi? Nasıl bir değişim geçirdiğinizi düşünüyorsunuz?
“Rüzgârlı Tepe” benim için çok özel bir projeydi; aynı zamanda tam anlamıyla bir okuldu. Oyunculukta öğrenmenin ve gelişmenin hiç bitmediğine inanıyorum. Ama o yoğun tempoda geçen iki yüz on yedi bölümün sonunda, setin teknik tarafına çok daha hâkim olduğumu hissediyordum.
Şimdilerde “Ömür Usta” ile ekranlardasınız. Çalışma arkadaşlarınız hakkındaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
“Ömür Usta”, içinde olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğum bir proje. Bu hikâyenin parçası olan herkesle aynı işi paylaşabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.
“Rüzgârlı Tepe”deki Zeynep ile sizi tanıyan izleyiciler, “Ömür Usta”da Nazlı’yla birlikte oyunculuğunuzun hangi yeni yönünü keşfedecek? Bu rolün, bugüne kadar hakkınızda oluşan algıyı değiştirebileceğini düşünüyor musunuz?
Zeynep ve Nazlı; yetiştikleri ailelerin sosyoekonomik koşulları, mücadeleleri ve zaaflarıyla bambaşka iki karakter. İçinde bulundukları hikâyeler de farklı dünyalara ait. İkisinin de bendeki yeri ayrı. Zeynep’le yolculuğumu tamamladım; o, kalbimin bir köşesinde. Şimdi Nazlı’yı tanıma zamanı. Onun hikâyesinin nasıl ilerleyeceğini ve bende nasıl bir karşılık bulacağını, yaşayarak göreceğim.
Bir oyuncu olarak tanınmaya başladığınızda, insanların sizin hakkınızda oluşturduğu algının kariyerinizi de şekillendirmeye başladığını hissediyor musunuz?
Göz önünde olan bir meslek yapıyoruz; dolayısıyla olumlu da olumsuz da tepkiler alıyoruz. Seyirci bazen oynadığımız karakterlerle bizi özdeşleştirebiliyor. Benimsenmek, yaptığım işin takdir edilmesi benim için bir motivasyon kaynağı. Yapıcı eleştirilerin de oyuncuyu geliştirip dönüştürdüğüne inanıyorum. Tüm bunların yanında, günün sonunda kariyerimde doğru zamanda, doğru projede ve kendimi ait hissettiğim yerlerde olmak istiyorum.
Bir ilişkide tanınan kişi olmak, iki insanın birbirini tanımasını zorlaştırır mı? Bu konuda kendinize koyduğunuz bir sınır var mı?
Benim hayatıma zaten az insan dâhil olur; dostluklarım da genellikle uzun solukludur. Tanınan biri olmanın iki insanın birbirini tanımasını zorlaştıracağını düşünmüyorum. Her türlü ilişkide, insanların birlikte zaman geçirdikçe ve anı biriktirdikçe birbirini daha iyi tanıdığına inanıyorum.
Sizin için romantik olan şey, herkesin görebildiği büyük bir jest mi, yoksa kimsenin bilmediği küçük bir ayrıntı mı? Bu sorunun cevabı, aşkı yaşama biçiminiz hakkında da bir şey söylüyor mu?
Sanırım ikisi arasında bir seçim yapmayacağım. İster büyük bir jest ister küçük bir ayrıntı olsun, benim için asıl önemli olan, bunu yapan insanın sahiciliği, içtenliği ve niyeti.