© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Aybüke Yılmaz

Aybüke Yılmaz

Yüzleşmeler, Keşifler ve Oyunculuk

 

Oyunculuğa dair korkularını aşarak kamera karşısında özgürleşen Aybüke Yılmaz, “Haysiyet” dizisindeki Yıldız karakterini, oyunculuk yolculuğunda öğrendiklerini ve insan ilişkilerinde kendisiyle yüzleşmenin önemini MAG Okurlarıyla paylaşıyor.

 

Bir hastane odasında kameradan kaçarken bugün kameraların önünde başrol oynuyorsunuz. İlk set gününde yaşadığınız kırılma anı nasıl gelişmişti? Korkunun üzerine gitmek ile ateşe atlamak arasındaki ince çizgide neyi kaybettiniz, neyi kazandınız?

Benim için o kırılma tek bir set gününde yaşanmadı; her projede kendime biraz daha güvenmeye başladım. Kamera karşısında güvenim arttıkça, önceden korktuğum yerde kendimi daha özgür hissettim. Bu süreçte oyunculuktan aldığım keyif ve tutku da giderek büyüdü. Korkunun üzerine gitmekle ateşe atlamak arasındaki çizgi, benim için ne istediğini bilmek. Her şeyi kontrol etme ihtiyacımı biraz kaybettim; sezgilerime güvenmeyi, kendi içime daha çok yönelmeyi ve içimdeki o küçük, kapalı kapıları açmayı öğrendim.

 

Kamera karşısında ağlamakla gerçek hayatta ağlamak arasında sizin için nasıl bir fark var? Bir oyuncu bazen kendi duygularını bir performansın arkasına saklayabilir mi?

Benim için ikisi arasında bir fark var. Karakterin duygusunu sahici bir biçimde yaşarken onun duygularıyla kendi duygularım arasındaki sınırı koruyabilmek önemli. Kendi duygularımız elbette oyunculuğumuzu besleyebilir; ama benim için mesele onları performansın arkasına saklamak değil, karakterin duygusuna alan açmak. Kendi deneyimlerimden yararlansam da anlattığım hikâyenin ona ait olduğunu unutmamaya çalışıyorum.

 

“Haysiyet” setinde çekimler şu sıralar nasıl gidiyor? Çekim temposu ve sahnelerin yoğunluğu ilk bölümlere kıyasla değişti mi?

Yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Zamanla hem karakteri hem de birlikte çalıştığınız ekibi daha iyi tanıyorsunuz. Bu da sete daha rahat ve kendinizden emin gelmenizi sağlıyor. Ekibimizle çok güzel bir uyum yakaladık; herkes birbirine destek oluyor. Bu uyum da çalışırken büyük bir konfor sağlıyor. İlk bölümlerde karakteri keşfetmenin heyecanı vardı; şimdi ise onun farklı yönlerini ortaya çıkarmak beni heyecanlandırıyor.

 

İzleyicilerin Yıldız’ı yanlış anladığını düşündüğünüz bir durum var mı? Yoksa bir karakterin seyircide farklı duygular uyandırmasını hikâyenin doğal bir parçası olarak mı görüyorsunuz?

Bir karakterin herkeste aynı duyguyu uyandırmasını beklemiyorum. Herkes hikâyeyi kendi deneyimleriyle izliyor; dolayısıyla Yıldız’ı farklı açılardan değerlendirmeleri çok doğal. Ben onu oynarken davranışlarının arkasındaki ihtiyacı, korkuyu ya da kırgınlığı anlamaya çalışıyorum. Seyircinin onun her yaptığını haklı bulmasını değil, onu yargılamadan önce bir an durup düşünmesini isterim.

 

Senaryo geldikçe Yıldız’ın hikâyesine dair sizin de şaşırdığınız gelişmeler oluyor mu? Karakterin geleceği konusunda sizi heyecanlandıran, ayrıntı vermeden paylaşabileceğiniz bir şey var mı?

Oluyor tabii, ben de her yeni bölümde Yıldız’ın başka bir yönüyle karşılaşıyorum. Beni en çok heyecanlandıran, yaşadıklarının onun seçimlerini nasıl değiştireceği ve merhametiyle sabrının sınırlarını nasıl sorgulayacağı. Bir karakteri tanıdığınızı düşünürken onun sizi şaşırtan bir karar vermesi, oyuncu olarak da sizi canlı tutuyor. Ayrıntı vermeyeyim ama onun nereye kadar dayanacağını, nerede kendi yolunu çizeceğini ben de merak ediyorum.

 

İnsanlar sizi ekranda gördükleri karakterler üzerinden tanıyor. Peki, sizi tanıdığını söyleyen birinin aslında sizi hiç tanımadığını hangi anda anlarsınız?

Beni tek bir hâlimle tanımladığında anlarım. Mesela sakin durduğum için mesafeli olduğumu düşünenler oluyor. Sıcaklığımı, doğallığımı ve samimiyetimi görünce şaşıranlar da oldukça fazla. Bence beni tanımak; farklı taraflarımı da görebilmek ve hangi durumda nasıl davranacağımı anlayabilmek demek.

 

Hayatınızda sizi en çok etkileyen insanlar, size kendinizi iyi hissettirenler mi oldu, yoksa kendinizle yüzleşmenizi sağlayanlar mı?

Beni en çok etkileyenler, fikrini açıkça söyleyen ve kendi kararlarımı vermem için bana alan tanıyan insanlar oldu. Hayatımda hem beni iyi hissettirenlere hem de kendimle yüzleşmemi sağlayanlara yer var. Kendime dönüp bakmaktan, yanıldığımı kabul etmekten çekinmem. Ama birinin beni zorlamasını da tek başına değerli bulmam.

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.