© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Güzellik Mottomuz: Yaşımızın En İyisi Olmak – Arzu Gökdemir Yanardağ

Güzellik Mottomuz: Yaşımızın En İyisi Olmak – Arzu Gökdemir Yanardağ

Dermatoloji Uzmanı Dr. Arzu Gökdemir Yanardağ, estetik müdahalelerde aşırılığın doğallığı nasıl gölgelediğini, popüler bakım trendlerinin arkasındaki pazarlama dilini ve kulaktan dolma bilgilerin cilt sağlığına verdiği zararları MAG Okurları için anlatıyor.

 

Öncelikle, eğitim ve çalışma alanlarınıza da değinerek kendinizden bahseder misiniz?

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesiyle başlayan ve dermatoloji uzmanlığıyla şekillenen mesleki yolculuğumda, yıllar içinde edindiğim deneyimlerle 2025 yılında kendi kliniğimi açma hayalimi gerçekleştirdim. Kliniğimde klinik dermatoloji ve medikal estetik alanlarında hizmet veriyorum. Cilt sağlığını korumayı, cildin doğal güzelliğini desteklemeyi ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sunmayı önemsiyorum. Yaş alma yolculuğunda danışanlarıma kılavuzluk ederken kendilerine yabancılaştıkları değil, yaşlarının en iyisi olacakları bir rota çiziyorum. Botox, dolgu, mezoterapi, PRP ve enerji temelli cihaz uygulamalarının yanı sıra sağlıklı yaş alma konusunda çalışmalarımı sürdürüyorum. Benim için hekimlik, yalnızca tedavi etmek değil; hastalarımı dinlemek, onların ihtiyaçlarını anlamak ve kendilerini iyi hissetmelerine katkıda bulunmak demek. Mesleğimi severek yapıyor, insanların hayatlarına dokunabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Hayatımın en özel yanlarından biri ise kızım Serra’nın annesi olmak. Mesleğimle anneliği bir arada yürütürken, benim için mutluluğun; sevdiğim işi yapmak, aileme zaman ayırmak ve hayatın küçük güzelliklerini fark edebilmek olduğuna inanıyorum.

 

Instagram filtreleri ve yapay zekâ ile oluşturulan kusursuz yüzler, hastaların sizden beklentilerini değiştirdi mi?

Kesinlikle değiştirdi. İnsanlar mükemmeli ararken doğallıktan uzaklaşmaya başladılar. Herkes filtreli yüzlerle dolu bir dünyada yaşadığı için beklentiler de bu kusursuz görüntülere göre şekillenebiliyor. Gelinen bu noktada biz dermatologlara büyük görev düşüyor. Danışanımızın beklentilerini dinleyip onu doğru yönlendirmek çok önemli.

 

Cilt bakımı konusunda etrafta çok fazla bilgi dolaşıyor. Kulaktan dolma bilgilerle yapılan en büyük hata nedir?

En büyük hata, cildin ihtiyacını ve kendi cilt tipini değerlendirmeden, sosyal medyada ya da çevreden duyulan her bilgiyi uygulamaktır. “Doğal” olan her ürün masum değildir; limon, karbonat, diş macunu gibi maddeler ciltte tahrişe, alerjiye ve lekelere yol açabilir. Benzer şekilde, başkasında iyi sonuç veren bir ürün ya da işlem sizin cildiniz için uygun olmayabilir. Cilt bakımı kişiye özel planlanmalıdır. Öncelikle nazik bir temizleme, cilt tipine uygun nemlendirme ve düzenli güneş koruması temel oluşturur. Bunun dışındaki ürün ve uygulamalar ise cildin ihtiyacına göre, mümkünse bir dermatoloğun değerlendirmesiyle seçilmelidir. Sosyal medyada gördüğümüz her öneriyi sorgulamadan uygulamak yerine, bilimsel dayanağına ve güvenilirliğine bakmak gerekir. Herkesin birbirine benzemeye başladığı bir dönemde bunun önüne geçmek için doğru yönlendirme şart.

 

Bir hastanız size “On yaş genç görünmek istiyorum” dediğinde, ona ilk ne söylersiniz?

Öncelikle, “on yaş genç görünmekten” çok, yaşımızın en iyi hâline ulaşmayı hedeflememiz gerektiğini söylerim. Çünkü her yüzün anatomisi, cilt yapısı ve yaş alma biçimi farklıdır. Danışanımın beklentisini dikkatle dinledikten sonra yüz ifadesini değiştirmeden, doğal ve sağlıklı bir görünüm sağlayacak, kişiye özel bir plan oluştururuz. Amaç, zamanı geri çevirmek değil; daha dinç, canlı ve kendisiyle uyumlu bir görünüm elde etmektir. Doğru uygulamalar ölçülü ve aşamalı şekilde planlandığında, kişi olduğundan farklı biri gibi görünmeden daha iyi hissedebilir.

 

Estetik müdahalenin, kişiyi gençleştirmek yerine yaşlı göstermeye başladığı sınır nerede?

Bu sınır, doğallığın ve yüzün kendine özgü ifadesinin kaybolduğu noktadır. Yüzün anatomisini, yaş alma sürecini ve kişinin ihtiyaçlarını göz ardı ederek yapılan aşırı dolgu uygulamaları, gereksiz hacim artışı, abartılı kaş ve dudak şekillendirmeleri zamanla yorgun ve donuk bir ifadeye yol açabilir. Amaç yüzü değiştirmek değil; cilt kalitesini desteklemek, gerekli bölgelerde ölçülü dokunuşlarla daha dinç ve sağlıklı bir görünüm sağlamaktır. Bu nedenle her uygulama kişiye özel, aşamalı ve mutlaka tıbbi gereklilikler doğrultusunda planlanmalıdır.

 

Paris ışıltısı, Somon DNA, biyolojik lifting gibi popüler uygulamalarda tıbbi gerçek ile pazarlama dili nerede ayrılıyor?

Bu ifadeler çoğu zaman tek bir standart tedaviyi değil, farklı içerik ve tekniklerin pazarlama adı olarak kullanılıyor. Tıbbi gerçek; kullanılan ürünün içeriği, güvenilirliği, uygulama tekniği, endikasyonu ve kişinin cilt yapısına uygunluğuyla belirlenir. Bir uygulamanın isminden çok, hangi ürünün hangi amaçla ve kim tarafından uygulandığı önemlidir. Bu işlemler cilt kalitesini destekleyebilir; ancak lifting etkisi yaratmak, yılları geri çevirmek ya da kalıcı gençleşme sağlamak gibi iddialar gerçekçi değildir. Danışanların beklentilerini doğru yönetmek, uygulamanın olası yararlarını ve risklerini şeffaf biçimde anlatmak gerekir. Kısacası, ışıltılı vaatlerden önce bilimsel dayanağa, ürün güvenilirliğine ve kişiye özel hekim değerlendirmesine bakılmalıdır.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.