© Copyright 2018 Mag Medya
blank
Başa Dön

BAZILARI KORKU SEVER

BAZILARI KORKU SEVER

Cenk Erdem.

Kimileri korku filmlerine bayılır, kimileri bakmaya bile tahammül edemez. Korku filmi fanatikleri filmleri defalarca seyretmekle kalmaz, vizyona girer girmez sinemaya koşar. Hatta evde dvd koleksiyonlarını bile yapar. Peki korku filmlerini çok sevenlerin ya da seyretmekten hiç hoşlanmayanların duygularının arkasında neler olabilir?

Heyecan Aktarımı

Amerika’daki Purdue Üniversitesi İletişim Fakültesi Profesörlerinden Glenn Sparks, korku filmlerini sevme veya hiç sevmeme nedenlerinden birinin, film sonrasında nasıl hissettiğimizle alakalı olduğunu söylüyor.

Spark’ın yaptığı bilimsel araştırmada, korku filmi izleyenlerin kalp atışlarının, kan basıncının ve solunumlarının hızlandığı ortaya çıkmış. Üstelik film bittikten sonra da bu fizyolojik uyarılma sürüyor, sadece bizler farkında olmuyoruz. Bu nedenle, yaşanılan pozitif duygular daha da yoğun hissediliyor. Dahası, geriye film sırasında yaşanılan korku hissinden çok, iyi vakit geçirdiğiniz hissi kalıyor. İşte bu nedenle kimileri tekrar tekrar korku filmi izlemek isteyebiliyor.

Ne var ki, korku filmiyle deneyiminiz olumsuz ise bir daha hiç korku filmi izlemek istemeyebilirsiniz. Diyelim herhangi bir korku filmini izledikten hemen sonra pek de hoş deneyimler yaşamadınız. Misal, sevgilinizle kavga ettiniz ya da yolda bir kaza atlattınız, yine filmin sürdürdüğü fizyolojik uyarılma yüzünden olumsuz duygularınızı daha da yoğun yaşayacağınızdan, ileride bir başka korku filmi seyretmekten kaçınabiliyorsunuz…
13.CUMA_406x600

Farklı Eğilimler

Bazılarımız da yüksek düzeyde fizyolojik uyarılmalardan keyif almaya eğilimli olabiliyor. Psikoloji literatürüne göre yaklaşık 10 kişiden biri adrenalinden hoşlanıyor. Bu anlamda yüksek olasılıkla korku filmlerinden zevk alanlar, ayrıca lunaparkta gondola binmekten de keyif alıyorlar.

Basit anlamda her bireyin farklı mizaçta oluşunun, bazılarımızın neden korku filmlerinden hiç hoşlanmadığını açıkladığı da söylenebilir. Yine bilimsel olarak bireyler, çevrelerindeki istenmeyen uyaranlara farklı tepkiler veriyorlar. Örneğin, ortamdaki ısı değişikliğine veya bir tişörtün yakasındaki etikete bile aşırı hassasiyetli olabiliyor kimileri. Muhtemelen aynı bireyler korku filmi izlerken de çok daha yoğun fizyolojik tepkiler gösterebiliyorlar.

Acayiplik

İnsanın doğası gereği çevresindeki acayiplikler her zaman ilgisini çekiyor. Kimilerine de, korku filmlerindeki sıra dışı şiddet çekici gelebiliyor. Aslında tehlike her zaman rutini böldüğünden, çevredeki düzeni bozan herhangi bir değişikliğe duyulan merak hayatta kalabilmek için gerekli kabul ediliyor. Spark araştırmasında, korku filmlerinde izleyiciyi çeken çarpıcı sahnelerle kanlı bir trafik kazasının çevresinde merakla toplananlar arasında da bir bağ kuruyor ve “Kanlı bir trafik kazasına da her gün rastlamazsınız.” diye ekliyor.

Korku sinemasında da görsel efektler yine her gün rastlayamayacağımız kadar fantastik olabiliyor. Misal, efsanevi “Elm Sokağı’nda Kabus” filmlerini izleyenler serinin 4. filminde Freddy Krueger’ın kazağını açtığı sahnede göğsünde çığlıklar atan kurbanlarının görüldüğü ve aslında büyük bir emekle dev bir Freddy bedeni hazırlayarak gerçekleştirilen mekanik efektleri unutabilirler mi?

Wisconsin-Madison Üniversitesi, İletişim Araştırmaları Merkezi’nden Profesör Joanne Cantor, kimi izleyicilerin özellikle korku filmlerindeki efektlere ilgi duyduğunu ve kafalarında nasıl yapılmış olabileceklerini çözmeye çalışmaktan keyif aldıklarını söylüyor.

Spark ise yaptığı araştırmada, olumsuz duyguların acayipliklere duyulan ilgiyi de gölgede bırakabileceğini belirterek, eğer film çok da fazla korkutuyorsa, istediği kadar ilginç olsun, “böylesine korkmaya ne gerek var?” fikriyle de hareket edenler olabiliyor, diye konuşuyor.

Bir yandan da, olumsuz duygular beynimizin duygusal kısmı olan Amigdala’da depolanıyor ve olumlu duygulara göre yok olmaya daha çok direniyorlar. Hemen herkes için herhangi bir ortam duygusal hafızada yer eden olumsuz bir anıyı da kolaylıkla çağrıştırabiliyor. “Jaws” filmini izleyen birinin denizde yüzerken kolaylıkla aklına köpekbalıkları gelebileceği gibi. Issız bir ormanda, bir kamp alanında ya da göl kenarında “13. Cuma” filmlerinin ünlü katili Jason Voorhees’i hatırlamak zor olmayacaktır.

Kimileri de, kendi hayatlarına yakın hissettirebilecek bazı korku filmlerinden özellikle uzak durabiliyorlar. Örneğin yalnız yaşayan bir öğrenci, hele yarı zamanlı bebek bakıcılığı yapıyorsa, Jamie Lee Curtis’in unutulmaz Laurie Strode karakteri olarak, çocuklara göz kulak olmak için evde kaldığı gece arkadaşlarını katleden, sonrasında da peşlerine düşen korku sinemasının efsanevi katili Michael Myers’in saldırısına uğradığı, meşhur “Halloween” filmini izlemek istemeyebilir.

Cinsiyet Rolleri

Araştırmalar, korku filmlerini erkeklerin kadınlara göre çok daha fazla sevdiğini gösteriyor. Psikolojik olarak böyle bir farklılığın nedeni belki de sosyalleşme sürecinde erkeklerin daha cesur olmaları ve tehlikelerden keyif almaları öğretisiyle yetiştirilmeleri olarak da açıklanabilir. Nitekim cinsiyet rollerinin fazlaca ayrıştırıldığı çevrelerde, kızlar korku filmlerinden çok korkuyor ve gözlerini kapatarak erkek arkadaşlarına sarılıyorlar…

Roller üzerinden erkekler de toplumun beklediği cinsiyet rolünü yerine getirecek şekilde korku filmlerinden hiç de korkmuyorum havasıyla ayrı bir doyum yaşıyor olabilirler. Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Profesör Joanne Cantor, kadınların korktuklarında fiziksel olarak yakınlaşacak bir sığınak aramaya meyilli olmalarından ötürü, kimi erkeklerin sevgilileriyle buluşmalarında beraber korku filmi izlemeye çok motive olduklarını söylüyor ve hatta bu etkiye de korku filmlerinin “sarılma etkisi” adını veriyor.

Yapılan başka bir araştırma, erkeklerin, kız arkadaşlarının korktukları filmleri daha çok sevdiklerini de ortaya koymuş, biraz işlerine geliyor… Aman bizimkiler duymasınlar, kızlı erkekli korku filmi seyretmeye de müdahale gelirse şaşırmam…
JASON_406x600

Korku filmleri başka nelerden ötürü sevilebilir?

Cantor, “Kimileri korku filmlerine, adrenalini ve heyecanı sevdikleri için bayılıyor olabilirler. Üstelik bu heyecan sırasında güvende olduğunuzu da bilirsiniz” diyor. Ancak bir yandan da herkesin aklını günlük hayattan uzaklaştırmak, zihnini boşaltmak için farklı tercihleri de olabilir. Korku filmlerini bu yüzden seviyor olabilirler, diye ekliyor.
Joanne Cantor ayrıca, aşırı empati kuran bireylerin korku filmlerinden hoşlanmayacakları iddiasında da bulunuyor. Ancak çok hassas ve kırılgan biri belki de daha fazla kırılmak istemediği halde bu hassasiyetinden kurtulamıyorsa, diyelim korku filmlerinde en azından tıpkı kendi gibi çaresiz durumda olan kurbanlardan kurtularak rahatlıyor olabilir.
Özellikle çatışmalarından ve hassasiyetlerinden kurtulmak isteyen gençlerin korku sinemasına gösterdikleri ilgi, belki işte tam da bu yüzden kamplarda veya ormanlarda öldürülen gençlerle gişe hasılatlarına imza atan genç kıyımı (teen-slasher) filmleriyle ve benzerleriyle hiç tüketilemiyor olabilir… Hele hele aşktan canı yananların, kalbi kırılanların, ama yine de merhametinden inceliğinden birşey kaybetmeyenlerin biraz acımasız olabilmeye ya da acımasız birer anti-kahramana ihtiyacı yok mu? Aşk hep can yakıyor ya, birileri kıymet bilmeyebiliyor. Sağlam bir Freddy Krueger tekerlemesi hak edenler de olmuyor değil… Sizi üzdüler mi? 1- 2 onun için gelsin Freddy…
FREDDY_405x600

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.