Anneler Günü: Hülya Gülşen
“Yeraltı”nın Gülsüm Ana’sı Hülya Gülşen, kuşaklar arasında kurduğu sevgi köprülerini ve anneliğin sadece kan bağıyla değil, emekle de harmanlanan o sonsuz şefkatle nasıl büyüdüğünü MAG Okurlarıyla paylaştı.
Sizin döneminizdeki annelik kalıplarıyla, kızınızın kuşağının hayata bakışı arasında nasıl bir köprü kuruyorsunuz?
Kendi kuşağımda annelik, daha geleneksel rollerle şekillenmişti; ama kızımın dünyasında özgürlük ve bireysellik daha ön planda. Bu köprüyü kurarken, kendi tecrübelerimi aktarıyorum ama onun bakış açısını da dinliyorum. Böylece karşılıklı öğrenme ve anlayışla, zamanın ruhuna uygun bir köprü kuruyoruz. Yani o köprü, köklü deneyimlerle yeni ufukları buluşturuyor.
Sanatla iç içe bir anne olarak, çocuklarınızın dünyayı algılayış biçiminde sizin estetik bakış açınızın nasıl bir iz bıraktığını gözlemliyorsunuz? Örneğin; onlar sizi hangi cümlenizle taklit eder?
Sanatla iç içe bir anne olarak, çocuklarımın dünyayı algılayışında estetik bakışımın bıraktığı iz oldukça derin. Onlar beni taklit ederken, sık sık “Her şeyde bir güzellik bul.” deyişimi hatırlatıyor. Bu da onların, her şeye daha açık, meraklı ve estetikle dolu bir gözle bakmalarını sağlıyor.
Anneler Günü’nde aldığınız en anlamlı hediye neydi?
Kızım beni o kadar iyi tanır ki, onun hediyeleri hep tam da ihtiyacıma uygun olur. Mesela bir Anneler Günü’nde bana aldığı çorba makinesi, çalışan bir anne olarak mutfakta bana nefes aldırdı. Aldığı giysileri de o kadar severek giyerim ki, neredeyse üstümden çıkarmam. Onun hediyeleri, benim için gerçekten anlam yüklü.
“Yeraltı” dizisindeki karakteriniz Gülsüm Ana, sadece kendi çocuklarının değil, Bozo gibi sokaklardan gelen birçok gencin de manevi sığınağı. Sizce doğurmadan anne olmak nasıl bir duygu?
Doğurmadan anne olmak, emeğini sevdiğin birine yoldaş olmak demek. Gülsüm Ana’da da bunu yaşadım. Gençliğimde izlediğim Kafkas Tebeşir Dairesi’ndeki “İnsan, emeğini sever.” sözü hep aklımda. O söz, hem Gülsüm Ana’nın hem benim annelik anlayışımın temelinde duruyor.
Gülsüm Ana, hayatını tamamen başkalarına adamış bir karakter. Modern dünyada kendinden vazgeçen anne figürünü Gülsüm Ana üzerinden nasıl yorumluyorsunuz?
Gülsüm Ana, kendini başkalarına adayan bir figür. Modern dünyada ise annelik, dengeyi kurmayı gerektiriyor. Gülsüm Ana üzerinden şunu anlıyorum: Kendini adamak, topluma şefkatle yaklaşmak anlamlıdır; ama günümüzde annelik, hem toplumu hem de kendini sevmeyi gerektiriyor. Gülsüm Ana bana bunu hatırlatıyor.
Annelerin o meşhur “İçime doğdu…” cümlesi çoğu zaman hayat kurtarıcı oluyor. Sizin hayatınızda bu sezginin, mantığın önüne geçtiği ve sizi haklı çıkardığı bir anınız var mı?
“İçime doğdu” dediğimiz o sezgi, gerçekten de anneler için çok güçlü. Mantığım “Her şey yolunda…” derken, içimden bir his tersini fısıldadı ve haklı çıktı. Annelerin sezgisi, özellikle evlatları için, mantığın ötesinde bir rehber. Bu yüzden o sezgi, hayat kurtarıcı olabiliyor.
Toplumda annelerin her şeyi önceden bildiğine dair sarsılmaz bir inanış var. Bu durum anneler üzerinde, her an tetikte olma gibi bir duygusal yük yaratıyor mu sizce?
Toplumun “anneler her şeyi bilir” inancı, annelerde bir tetikte olma hissi yaratabiliyor. Evet, annelik sorumluluk demek ama hata yapma hakkımız da var. Anneler de insan ve her şeyi bilemeyiz. Bu yüzden annelere de alan tanımak, bu duygusal yükü hafifletir.
“Anneler her şeyi bilir.” söyleminin aksine, çocuklarınızdan annelik hakkında öğrendiğiniz ve sizi en çok şaşırtan, ezberinizi bozan bilgi neydi?
Çocuklarımdan öğrendiğim ve beni en çok şaşırtan şey, anneliğin mükemmel olmaya gerek duymadığı oldu. Anneliğin; her gün yeniden denemek, hata yapabilmek ve o hataları birlikte aşmak olduğunu anladım. Çocuklarım bana anneliğin birlikte büyüme süreci olduğunu öğretti.
Bugüne kadar canlandırdığınız onlarca anne karakterinden sizin anneliğinize sızan bir öğüt ya da alışkanlık oldu mu?
Canlandırdığım anne karakterlerinden elbette çok şey öğrendim. Bazıları bana bir ebeveyn olarak ne yapmamam gerektiğini, bazıları da tam tersine ne yapmam gerektiğini gösterdi. Her rol, anneliğime farklı bir pencere açtı. Sonuçta, her karakterde kendimi keşfettim ve anneliğim bu rollerle zenginleşti.