Balmumcu’da Zamansız ve Rafine Bir Bahçe Dubleksi – Esra Kazmirci Mimarlık
Esra Kazmirci Mimarlık imzası taşıyan bahçe dubleksi; zamansız malzeme seçimleri, çağdaş sanat eserleri ve bahçeyle bütünleşen yaşam alanlarıyla sofistike bir şehir yaşamını yeniden yorumluyor.
Balmumcu Beşiktaş’taki Kempinski Residences içerisinde konumlanan bu bahçe dubleksi, yüksek tavanları, özel bahçesi ve havuzuyla İstanbul’un merkezinde sakin ve ayrıcalıklı bir yaşam sunuyor. Astaş ile Yapı & Yapı ortaklığında 2024 yılında tamamlanan projedeki daire, yaklaşık dört yüz metrekarelik iç mekânın yanı sıra iki yüz elli metrekarelik bahçe ve teras alanına sahip.
Projenin iç mimari tasarımını üstlenen Esra Kazmirci Mimarlık, 2011 yılından bu yana ağırlıklı olarak konut projeleri üzerinde çalışırken; ofis, tekne ve otel projeleriyle de farklı ölçek ve yaşam biçimlerine yönelik tasarımlar gerçekleştiriyor. Stüdyo, 2021 yılında 10. yılına özel olarak, bugüne kadar hayata geçirdiği projelerden seçkilerin yer aldığı bir kitap da yayımladı. Uluslararası tasarım yarışmaları ve elde edilen ödüller ise stüdyonun tasarım yolculuğunun önemli bir parçasını oluşturuyor.
Projenin Esra Kazmirci Mimarlık ile buluşması ise daha önce gerçekleştirilen bir konut projesi aracılığıyla oldu. Ev sahibinin yakın bir arkadaşının evini tasarlayan ekip, bu referansın ardından yeni projenin tasarımını üstlendi.
Yaklaşık bir yıllık süreç sonunda ortaya çıkan ev, müşterinin beklentileri ile stüdyonun tasarım yaklaşımının ortak bir noktada buluştuğu, yalın ama güçlü bir atmosfer taşıyor.
Bahçe dubleksi olarak planlanan konutun giriş katı daha çok sosyal yaşam alanlarına ayrılmış. Bu katta salon, mutfak, misafir tuvaleti ve kendi banyosu bulunan yardımcı odası yer alıyor. Alt katta ise her biri kendi banyosuna sahip dört yatak odası ve bir televizyon odası bulunuyor. Ebeveyn süiti; yatak bölümünün arkasında konumlanan giyinme alanı ve devamında yer alan banyosuyla kendi içinde daha özel bir yaşam kurgusuna sahip.
Evin mimari karakterini belirleyen en önemli unsurlardan biri, iç mekânın doğrudan bahçeye açılması. Daireye ait özel havuz da bu ilişkiyi güçlendiriyor. Bunun yanı sıra standartların üzerindeki tavan yükseklikleri, mekânlarda ferah ve etkileyici bir hacim yaratırken tasarım ekibine de daha özgür bir kompozisyon imkânı sunuyor.
Projenin genel atmosferi gösterişten uzak ancak sofistike bir çizgide ilerliyor. Tasarımın çıkış noktasında, müşterinin oldukça net biçimde ifade ettiği yaşam tarzı ve estetik beklentileri bulunuyor. Esra Kazmirci, bu yaklaşımı “yalın fakat şık, zamansız ve karakter sahibi” bir dekorasyon anlayışı olarak tanımlıyor.
İç mekânda kullanılan malzemeler de bu dengeli yaklaşımın önemli bir parçası. Özellikle lambri duvarlar, mekâna klasik bir zarafet ve daha katmanlı bir mimari kimlik kazandırıyor. Ancak bu güçlü malzeme bilinçli biçimde kontrollü oranlarda kullanılmış; doğal taş, tekstil ve metal yüzeylerle dengelenerek mekânların ağırlaşmasının önüne geçilmiş.
Aydınlatma tasarımı, projenin atmosferini tamamlayan bir diğer önemli unsur. Genel aydınlatmada tavanlara entegre ankastre spotlar kullanılırken, mobilyalara gizlenen LED aydınlatmalar mekânlarda daha yumuşak ve katmanlı bir ışık etkisi yaratıyor. Dekoratif aplik ve sarkıtlar ise yalnızca işlevsel elemanlar olarak değil, tasarımın bir parçası olarak ele alınmış. Özellikle salonda kullanılan cam kollu sarkıt, adeta bir sanat eseri gibi mekânın merkezinde konumlanıyor.
Perde seçimlerinde de her mekânın kullanım biçimine göre farklı çözümler geliştirilmiş. Salonda blackout storlara desenli fon perdeler eşlik ederken; mutfak, erkek çocuk odası ve merdiven kovasındaki sabit doğramalarda elli milimetre siyah jaluziler tercih edilmiş. Diğer odalarda ise blackout perde ile biye detaylı keten tüller kullanılmış.
Sanat eserleri, evin kimliğini oluşturan önemli unsurlardan biri. Bahçede Ayla Turan’ın, girişte Alex Petun’un, merdiven kovasında Hasan Pehlevan’ın eserleri yer alıyor. Salonda ise Seçkin Pirim, Arik Levy ve Peter Zimmermann’ın çalışmaları, mekânın çağdaş ve rafine karakterini tamamlıyor. Aksesuar seçimlerinde de Bann Design & Art, Inside Flowers & Events, Assouline ve Hermès gibi farklı kaynaklardan seçilen parçalar kullanılmış.
Esra Kazmirci için iyi bir iç mekân yalnızca estetik açıdan başarılı olmakla sınırlı değil. Onun tasarım yaklaşımında samimiyet, sıcaklık, işlevsellik ve zamansızlık bir arada var oluyor. “Tasarımı içgüdülerle başlayan ve hislerle şekillenen bir yolculuk olarak görüyorum,” diyen Kazmirci, her projeyi yeni bir keşif süreci olarak tanımlıyor. Bu süreç bazen bir renk tonuyla, bazen bir malzemenin dokusuyla, bazen de küçük bir fikir kıvılcımıyla başlıyor. Tasarımın en güçlü anı ise bu ilk fikrin müşterinin hayal dünyasıyla buluştuğu noktada ortaya çıkıyor.
Kazmirci’nin yaklaşımında kusursuzluk arayışından çok, yaşanmışlık hissi taşıyan gerçek ve doğal bir uyum öne çıkıyor. Farklı malzemelerin, renklerin ve dokuların bir araya gelişinde amaç, yalnızca estetik bir bütünlük yaratmak değil; mekâna kişilik ve duygu kazandırmak. Bu Balmumcu dairesinde de sonuç tam olarak bu düşüncenin karşılığını veriyor: Güçlü ama sessiz, sofistike ama sıcak, çağdaş ama zamansız bir ev; tasarımın dekorasyonun ötesine geçerek yaşam biçimini yansıttığı, sanat, malzeme ve mimarinin dengeli bir bütünlük içinde buluştuğu bir proje.