Yaren Yapıcı – Disiplinli Bir Kariyer Yolculuğu
“Abi” dizisindeki Nurgül karakterine hayat veren Yaren Yapıcı, oyunculuk serüveninin ilk adımlarından müzikle harmanlanan iç dünyasına merak edilenleri paylaşırken aşka olan bakış açısını da MAG Okurları için anlatıyor.
Kardeşlerim, Hudutsuz Sevda, Sahipsizler, Abi gibi birbirinden başarılı yapımlarda yer aldınız. Sizi daha yakından tanımak isteyenler için Yaren Yapıcı kimdir?
Aslında kendimi bildim bileli farklı dünyaların içine girip yeni hikâyeler anlatmaya meraklıyım. Radyo ve Televizyon Programcılığı eğitimi alırken bir yandan oyunculuk ve şan üzerine çalıştım. Oyunculuk eğitimim süresince müzik okulunda da eğitim görerek profesyonel bir koroda yer alma şansı yakaladım. Sosyal bir yapım var; gezmeyi, keşfetmeyi ve hayatın sunduğu anların tadını çıkarmayı seviyorum. Bununla birlikte, belirli çizgileri olan, düzeni önemseyen biriyim. Hayatım genellikle planlı ilerler ama spontane olmayı da seviyorum; ikisi arasındaki denge beni besliyor.
“Kardeşlerim”, “Hudutsuz Sevda”, “Sahipsizler” ve “Abi” gibi birbirinden farklı dünyalara sahip projelerde yer almak, oyunculuk anlamında bana çok geniş bir yelpaze kazandırdı. Her karakterle derin bir bağ kurmayı, izleyiciye samimi ve güçlü bir duygu geçirmeyi önemsiyorum. Bu nedenle risk almaktan da çekinmiyorum. Hayalim; uzun soluklu, nitelikli ve anlatacak sözü olan projelerle yolculuğunu adım adım büyüten, kalıcı işler bırakabilen bir oyuncu olmak.
Televizyon dünyasında hızlı bir yükseliş gösteriyorsunuz. Peki, oyunculuk yolculuğunuz nasıl başlamıştı? İlk karar, ilk teklif, ilk set… bunlar size nasıl hissettirmişti?
Açıkçası çocukluğumdan beri bu işi yapıyorum. On yedi yaşımda tesadüfen gelen bir teklif aslında hayalimi bana hatırlatmıştı ve ben o zaman “Bu işi yapmalıyım!” demiştim. Sete ilk çıktığımda oraya çok ait olduğumu hissetmiştim; sonrasında ufak tefek aksilikler yaşasam da aldığım karardan ve hayalimden vazgeçmedim. Üstüne koyarak kendimi daha da geliştirdiğim, yavaş ve emin adımlarla ilerlediğim ve içinde olmaktan büyük keyif aldığım serüvene başlamış oldum.
Oyunculuk dışında sizi neler besliyor? Günlük hayatında Yaren Yapıcı nasıl biri?
Günlük hayatımda sosyal bir kelebek olsam da kendime vakit ayırmayı hiçbir zaman ihmal etmiyorum. Yalnız vakit geçirmeyi çok seviyorum… Resim yapmayı seviyorum, çünkü resmin düşüncelerimi ve duygularımı özgürleştirdiğini hissediyorum. Şarkı söylüyorum; zaten müzik, hayatımın her anında. Gerek senaryo okurken gerek bir karaktere odaklanırken, o duyguya ait müzikleri dinlemekten çok keyif alıyorum ve beni daha fazla geliştirdiğini hissediyorum.
Sosyal medyayı oldukça aktif kullanan isimlerdensiniz. Hiç sosyal medya baskısı hissettiniz mi?
Tabii ki hissettim ama olumlu veya olumsuz eleştiriler beni negatif bir yönden hiçbir zaman etkilemedi. Tam tersi, kendi açıklarımı görebildiğim, kendime öz eleştiri yapabildiğim bir alan olarak görüyorum. Bu da benim daha da pozitif bir yönden kendimi geliştirmemi sağlıyor.
“Abi” kısa bir süre önce izleyici karşısına çıktı. Diziden ve karakteriniz Nurgül’den
biraz bahseder misiniz?
“Aile Bir İmtihandır” başlığı altında; gerçekten de aile içinde olan, aile bağlarının bir noktada çok kuvvetli ama bir noktada da çok zayıf olduğunu hissettiren bir proje. Çok duygulu, yer yer içimizi ısıtan, eğlendiren, aksiyonu bol, çok sıcak ama bir o kadar da sert bir dünyamız var. Nurgül de bu dünyanın içinde büyümüş, hayalleri olan ve kendine ayrı bir yol çizmek isteyen, cevval ve asi biri. İyi niyetli; dışarıdan yüzeysel gibi görünebilir ama iç dünyasında bir o kadar duygusal bir karakter. Yanlış gördüğü şeye karşı susmaz. Özetle, hep birlikte izleyip göreceğiz!
Çekimler nasıl gidiyor? Sette olmak size neler hissettiriyor?
Çekimler çok güzel gidiyor. Oyuncu arkadaşlarım, ağabeylerim ve ablalarım, yönetmenlerim ve tüm ekip arkadaşlarım iş ahlakını bilen, güler yüzlü, öğretici ve yönlendirici insanlar. Ekip olarak enerjilerimizin uyuştuğunu ve keyifli bir şekilde çalıştığımızı söyleyebilirim.
Aşk hakkındaki düşüncelerinizi de öğrenebilir miyiz?
Aşkın yakıcı bir duygu olduğunu düşünüyorum. Ben aşktan yana değil, sevgiden yanayım. Sevginin emekle inşa edildiğine, insanı iyileştirdiğine ve büyüttüğüne inanıyorum. Aşkı bugüne kadar hiç karşılıklı ve aynı yoğunlukta yaşamadım; bu yüzden iki kişinin aynı anda âşık olduğu bir ilişkinin varlığı bana biraz uzak geliyor. Yine de bu duyguyu tatmış olmanın, içindeki acıya rağmen insana çok güçlü, hatta fevkalade bir taraf kazandırdığını da biliyorum.
Aşkı hangi duyguya benzetiyorsunuz? Örneğin; bir renk, bir koku, bir şarkı…
Aşkı en çok koyu kırmızı bir renge benzetiyorum; hem sıcak hem tehlikeli, insanı canlı hissettiren ama fazla yaklaştığında yakabilen… Bir ton veya şarkı olsaydı da büyük ihtimalle sakin başlayıp giderek yükselen, insanın kalbini sıkıştıran bir parça olurdu, çünkü aşk bende her zaman bir yoğunluk hissi yaratıyor.
14 Şubat için bir “date”iniz olsa, nasıl giyinmeyi tercih ederdiniz? Makyajınız nasıl olurdu?
Şık ve çekici giyinmeyi tercih ederdim. Hafif koyu bir göz makyajı yapardım. Kar yağsa bile topuklu ayakkabı giyerdim!