Sevgililer Günü Röportajı: Derev Clara Kösedağ – Rudi Bodosoğlu
Kısa bir süre önce, ömürlük mutluluklarına ilk adımı atan Derev Clara Kösedağ ve Rudi Bodosoğlu, çocuklukta filizlenen bir dostluğun yıllar içinde derin, güvenli ve olgun bir aşka dönüşmesini, birlikte büyümeyi, mesafeleri aşmayı ve “biz” olmanın gücünü MAG Okurları için anlatıyor.
Tanışma hikâyenizi dinleyebilir miyiz?
Bizim hikâyemiz, hayatın en saf zamanlarında başladı. Bundan tam on dört yıl önce, Kınalıada’da… Henüz çok küçük yaşlardaydık. Hayatın büyük planlarından, “gelecek” kelimesinin ağırlığından habersizken sadece anın içinde vardık. İlk anda aşk değildi belki ama çok daha kıymetli bir şeydi: Gerçek bir dostluk… Birbirine her şeyini anlatabilen, susarak bile anlaşabilen, birlikte vakit geçirmekten tarifsiz keyif alan iki ruh olduk. Gülüşlerimiz, sırlarımız, hayallerimiz aynı yerde buluştu. Zaman geçti, biz büyüdük ve fark etmeden o sağlam dostluk derin bir aşka dönüştü. On yıl önce, hayatımızın en doğru kararını verdik, çünkü biz, önce “biz” olmayı öğrenmiştik. Aşk, zaten bunun doğal bir devamıydı.
Aralık ayındaki o kız isteme günü… O an hissettikleriniz nelerdi?
Gerçekten de her hâlimize tanıklık ettik. En güçlü anlarımıza da, en kırılgan zamanlarımıza da… Başarılarımızı birlikte kutladık, düştüğümüzde birbirimizi yerden kaldırdık.
Aralık ayında attığımız o ilk adım, on yıldır kalbimizde büyüyen sevginin sessiz ama çok güçlü bir ilanı gibiydi. On yıldır bir olduğum sevgilimle, ömrümün en gerçek, en duygusal “ilk” adımını attık… On sene önce bir gün, sadece kalbimin sesini dinleyip “evet” demiştim ama o gün, o masada, bu kararın ne kadar doğru olduğunu iliklerime kadar bir kez daha hissettim.
Sadece biz değildik orada. İki aile bir araya geldi, kocaman bir sevgi çemberi oluştu. Kalpler sarıldı, gözler doldu… Her şey o kadar içtendi ki, sanki hep böyle olmalıymış gibi hissettirdi. Birlikte büyüdüğüm, hayatımın her dönemine tanıklık etmiş biriyle şimdi yeni bir yol açıyoruz kendimize ve biliyorum, bu sadece bir başlangıç. Önümüzde daha nice an, nice kutlama, nice birlikte atılacak adım var.
Gelecekteki yuvanızı hayal ettiğinizde, nasıl bir hayat inşa etmek istiyorsunuz?
Gelecekteki yuvamızın temeli aslında çoktan atıldı. O temel; birliğimiz, samimiyetimiz ve doğallığımız. Bizim için en kıymetli şey, hâlâ birbirimizin en yakın arkadaşı olabilmek. Kahkahalarla dolu sohbetler, küçük anların büyük mutluluklara dönüşmesi… O evin içinde değişmeyen tek şey, birbirimize duyduğumuz güven ve “iyi ki sen” duygusu olacak. Hayat ne getirirse getirsin, biz aynı masada, aynı kalpte buluşacağız.
Sizce aşk nedir? Aşkınızı nasıl ifade edersiniz?
Aşk bizim için sadece büyük kelimeler, gösterişli anlar değil. Aşk; birlikte susabilmek, zor günlerde elini daha sıkı tutabilmek, en savunmasız hâlini çekinmeden gösterebilmek. Biz aşkımızı, her gün birbirimizi seçerek ifade ediyoruz. Küçük jestlerde, bakışlarda, omuz omuza verilen kararlarda… Çok derin bir bağ bizimkisi.
En romantik aşk yolculuğunuzu hangi ülkede gerçekleştirdiniz?
Roma ve New York… İkisi de bambaşka, ama ikisi de bize çok ait. New York ise başka bir sınavdı bizim için. Uzun mesafe ilişkisi yürüttüğümüz, benim orada yaşadığım bir dönemdi. Zorlayıcı ama bir o kadar da öğreticiydi. Mesafeye rağmen bağımızın ne kadar güçlü olduğunu orada anladık. O şehir, bize “gerçekten birlikteyiz” duygusunu bir kez daha hatırlattı.
14 Şubat için bir planınız var mı?
14 Şubat bizim için bu yıl çok ama çok özel olacak, çünkü o gün nişan yemeğimizi ve partimizi yapacağız. Bizim için sadece bir tarih değil; anılarla dolu, sevdiklerimizle paylaşılan unutulmaz bir gün olacak. Kalbimizde hep gülümseyerek hatırlayacağımız bir “anı”ya dönüşecek.
Özel bir randevu için en iyi kıyafet tercihiniz ne olurdu?
Zarif ama iddiasız… Şık bir elbise, stiletto ayakkabılar. Mini bir çanta, sıkı bir topuz ve sade ama zarif takılar. Abartısız bir şıklık, çünkü en güzel aksesuar, hissettiğin mutluluk oluyor.
En romantik bulduğunuz kentler hangileri?
Hawaii, Bali, Bora Bora, Tulum… Daha yazlık, tropikal ve bizi yansıtan yerler. Özgür, sıcak ve ruhu besleyen atmosferler. Kış içinse kar tatilini çok romantik buluyoruz. Avusturya’da Kitzbühel’e severek gitmiştik. Beyazın içinde, sakin ve masalsı bir dünya… Nerede olursak olalım, yan yana olduğumuz sürece her şehir bizim için romantik aslında.