© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz – Bilim Yolunda Sabır ve Emek

Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz – Bilim Yolunda Sabır ve Emek

Dünya çapında fizik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz, bilim yolculuğundaki başarı anahtarlarını ve fırsat eşitliği vizyonunu MAG Okurları ile paylaşırken, cam tavanları kırmak isteyen genç araştırmacılara rehberlik ediyor.

 

Oxford ve MIT gibi dünya devi kurumlardan ODTÜ’ye uzanan bu etkileyici yolculuğunuzda, bir bilim kadını olarak uluslararası arenalarda varlık göstermenin sizin için en zorlayıcı ve en ödüllendirici yanları neler oldu?

MIT ve Oxford’a “dünya devi” demezdim “çok iyi üniversiteler” derdim iki nedenden dolayı: İlki, gözümüzde çok büyütmemek lazım; ikincisi ise, devlerin hareket kabiliyeti sınırlıdır ancak bu üniversitelerin çok yüksek….

 

Çok çalışan, iş etiği olan, ahlaklı davranan insan her yerde hem kendine hem etrafına hem de topluma fayda sağlayacak işler yapabilir. Zor kısmı bence sabırlı olmak. Bilimle yapılan işin başarısı ancak uzun vadede ortaya çıkıyor çünkü. Ama en lezzetlisi de bu.

 

CERN gibi devasa ve çok uluslu organizasyonlarda önemli sorumluluklar üstlenmiş bir isim olarak; stratejik karar alma süreçlerinizde bilimsel disiplinin yanı sıra hangi kişisel yetkinliklerinizi ön plana çıkarıyorsunuz?

Belki yüz yıl önce bu alanlarda tek başına yahut küçük bir ekiple büyük işler ortaya çıkabilirken artık büyük ekiplerle çalışıyoruz. Onun için IQ kadar EQ (duygusal zeka) da önemli. Son on senede kendimi ikincisinde daha fazla geliştirdiğimi gözlemliyorum, çünkü bir bilim insanı akla hitap ettiği kadar toplumla konuşurken, kalbe ve ruha da hitap etmeli.

 

Fizik gibi tarihsel olarak erkek egemen görülen bir sahada, bu algıyı bizzat kıran bir figürsünüz. Sizin için bilimde kadın kimliğinin ötesinde, doğrudan bilim insanı performansıyla anılmanın temel anahtarı nedir?

Hiçbir zaman bilimsellikten ödün vermemek bence ve üzerine yapıştırılmaya çalışılan tüm etiketleri reddetmek. Şu da var: Ben on yıl önceki ben değilim. Aklımla hayatımı inceleyerek, irdeleyerek, sindirerek, yaşamımdaki kendimi şekillendiriyorum ve değişiyorum. İçten gelen değişime açık olmak da bunun parçası.

Yürüttüğünüz uzay radyasyonu ve parçacık fiziği odaklı çalışmaların, Türkiye’deki genel bilim okuryazarlığına ve özellikle kariyer yolundaki genç kızların tercihlerine nasıl bir çarpan etkisi yaptığını gözlemliyorsunuz?

Toplumumuzda birçok örnek bilim kadını var ve her gün sayıları çoğalıyor. Artık genç kızlar kendilerinin de bilim kadını olabileceğini biliyorlar ancak, hedefe giden süreçteki kadına özel zorluklar hâlâ var. Onlara zorluk olmadığını söyleyebileceğimiz günü iple çekiyorum.  Yine de gençlerimiz için şunu belirteyim ki, sabırla verilen emeğin mutlaka karşılığı geliyor ve zorluklarla mücadele de insanı daha dayanıklı kılıyor.

 

Bilim dünyasındaki “cam tavanları” kırmak isteyen genç araştırmacılar için, teknik donanımın ötesinde nasıl bir zihinsel dayanıklılık modeli önerirsiniz?

Bence hayatta az sayıda çok güvenilir ve kerem sahibi dostlar, insanı çok daha dayanıklı kılabiliyor.  Diğer husus da şu: Bilginin daima eksik olduğunu ve olacağını, neyi bilmediğini bilmenin bir süper güç olduğunu ancak, bunun bile insanı kibirden uzak tutması gerektiğini hatırlamalılar.

 

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, Türk bilim kadınının küresel uzay yarışındaki konumunu gerçek anlamda güçlendirmek için atılması gereken en önemli adım sizce nedir?

Ülkemizin sadece uzay değil, tüm bilişim alanlarında güçlenmesi için, bir çip fabrikası yatırımının yapılmasının elzem olduğunu, bu çağda yazılımı olduğu kadar, donanımı da üretmeden dijital egemenlikten bahsedemeyeceğimizi düşünüyorum.

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle akademi dünyasına fırsat eşitliği noktasında vermek istediğiniz en somut mesaj nedir?

Ülkemizin yarısı kadın olduğuna göre, benim doğal beklentim, milletimizi temsil eden Gazi Meclisimizin yarısının kadın olması. Aday listelerinde tek sayıların kadın, çift sayıların erkek olduğu fermuar sistemine artık geçmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.