Zamansız, Zahmetsiz, Vizyoner Cozy Cosmetics
Güzelliği ulaşılabilir kılma isteğinden yola çıkarak Cozy Cosmetics’i kuran Hamiyet Akpınar ve Erkan Uluç, her üründe yılların birikimi, emeği ve tecrübesinin var olduğu belirtiyor. Akpınar ve Uluç, markanın yolculuğunu ve felsefesini MAG Okurları için anlatıyor.
Yıllardır binlerce farklı yüzle çalıştınız. Bu kadar çeşitli cilt tipi ve kemik yapısıyla karşılaşmış olmanız, Cozy ürünlerinin formülasyon sürecinde nasıl belirleyici bir rol oynadı?
Hamiyet Akpınar: Uzun yıllar boyunca sahnede, sette ve defilelerde; cilt tipi, yüz şekli ve kemik yapısı farklı sayısız insana makyaj yaptık. Bu yıllara yayılan deneyimle Cozy ürünlerini tasarlarken amacımız, profesyonel bakış açısını günlük yaşama taşımaktı. Meslek hayatım boyunca hem moda ve celebrity makyajlarında hem de verdiğim masterclass’larda yüzlerce farklı ürünle çalıştım; sadece kendi ihtiyaçlarımı değil, farklı makyaj sanatçılarının hangi dokuları ve renkleri tercih ettiğini de yakından gözlemleme fırsatı buldum. Cozy’nin formülleri ve renkleri; elimizin en çok gittiği, en güvenilir ve en çok karşılık bulan dokulardan ilhamla şekillendi.
Erkan Uluç: Moda ve dergi çekimlerinde çok farklı konseptlerde, çok çeşitli yüzlerle çalışmış olmam, bunun yanı sıra global markalarla hem kullanıcı hem de kreatif direktör kimliğiyle edindiğim deneyim, Cozy’yi yaratırken sağlam bir arka plan sundu. Cozy ürünlerini tasarlarken önceliğim, mümkün olan en yalın ama en işlevsel formülleri geliştirmekti. Yapı ve renklerde ise tek bir stile değil, en geniş kullanıcı kitlesinin makyaj alışkanlıklarına ve cilt tonlarına uyum sağlayabilecek bir dengeyi hedefledim.
Setlerde veya çekimlerde “Keşke şöyle bir ürün olsa da hayatımı kolaylaştırsa…” dediğiniz o eksik parça, Cozy koleksiyonunda hangi ürünle hayat buldu?
Hamiyet Akpınar: Bu sorunun çıkış noktası setlerdeki hız ve zaman ihtiyacı. Setlerde vakit her zaman kısıtlıdır; ışık değişir, yüzler değişir ve hız kaçınılmazdır. Elbette çok amaçlı krem stick’ler bunun en net karşılığı; ancak, Cozy’deki tüm ürünler aynı bakış açısıyla tasarlandı… Setlerde olduğu gibi modern insan için de zaman çok kıymetli. Bu nedenle profesyonel olmasalar bile herkesin kolayca kullanabileceği ve iyi sonuç alabileceği formül ve yapılar geliştirdik. Farklı yüz yapıları ve makyaj tarzlarıyla çalışmanın bize öğrettiği en temel ihtiyaç, birden fazla kullanım alanı sunan ürünlerdi.
Makyaj sanatçıları genelde ürünleri karıştırarak (mixing) kullanmayı sever. Cozy ürünlerini tasarlarken tüketicinin de bu “karıştırma ve kişiselleştirme” özgürlüğüne sahip olmasını hedeflediniz mi?
Erkan Uluç: Makyajda katı kurallar olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Kariyerim boyunca ürünleri ezberlenmiş kullanım şekillerinin dışına çıkararak; karıştırarak, dönüştürerek ve farklı amaçlarla kullanarak sayısız görünüm yarattım. Cozy’yi tasarlarken de Hamiyet’le birlikte bu özgürlük alanını merkeze aldık. Her ürünün hem yapı hem renk olarak farklı kombinasyonlara açık olmasını, kullanan kişinin kendi tarzına ve ruh hâline göre kolayca kişiselleştirebilmesini özellikle önemsedik. Cozy, “nasıl yapılmalı”yı dayatan değil, kullananların kendi ışığını yansıtmasına alan açan bir yaklaşım.
Dijital filtrelerin ve sosyal medya estetiğinin bu kadar baskın olduğu bir çağda, Cozy’nin “gerçekçi ve zahmetsiz” duruşuyla bu yapaylığa bir başkaldırı sergilediğinizi söyleyebilir miyiz?
Hamiyet Akpınar: Buna bir başkaldırı demek doğru olmaz. Cozy, kusursuz görünme takıntısından çok, iyi hissetme hâlini savunuyor. Günümüz insanının değişen beklentilerine uyum sağlayabilen, filtreli ya da daha doğal estetik arasında seçim yapmadan herkesin makyaj rutinine eşlik edebilecek bir yaklaşım benimsedik. Ürünlerimiz cildi saklamıyor; ciltle iş birliği yapıyor ve kendi ışığını görünür kılıyor. Yıllardır setlerde söylediğim gibi: “Cilt maske gibi durmuyorsa, nefes alıyor ve kendi ışığını yansıtıyorsa güzeldir.” Cozy de tam olarak, kullananların kendi ışığını yansıtabilmesi için var.
Cozy’nin mutfağında iki farklı profesyonel gözün çatıştığı mı, yoksa uzlaştığı noktalar mı daha fazlaydı? Ortak estetik imzanız nedir?
Erkan Uluç: Hamiyet’le yıllardır aynı mesleğin içinde olan iki meslektaşız. İş arkadaşlığımızı bir marka ortaklığına dönüştürme fikri, farklı bakış açılarını bir araya getirme isteğinden doğdu. Uzlaştığımız noktalar kadar farklı düşündüğümüz alanlar da var; bu çeşitlilik Cozy’nin gücünü oluşturuyor. Ürünlerin pratik kullanımını ikimiz de önceliklendirdik; İngilizcede “rahat ve samimi” anlamına gelen Cozy ismi de bu yaklaşımı yansıtıyor. Ortak estetik imzamız, farklı zevklere hitap eden dengeli bir güzellik dili yaratmak.
Sektöre 1990’larda adım atmış biri olarak; o günkü güzellik algısıyla Cozy’nin bugünkü vizyonu arasında nasıl bir köprü kurdunuz?
Hamiyet Akpınar: 1990’larda güzellik daha kuralcı, daha yoğun ve daha zahmetliydi; bu dönem bana güçlü bir teknik altyapı ve disiplin kazandırdı. Yıllar içinde moda, defile ve setlerde edindiğim deneyimle ise güzelliğin zamanla daha sade, daha hızlı ve daha gerçek bir dile evrildiğini gördüm. Cozy, bu iki dönemi bir araya getirdiğim doğal bir köprü. Gösterişli ya da fazla uğraşılmış bir görünümden ziyade, doğru dokunuşlarla kendiliğinden iyi görünen bir etki sunuyor. Benim için Cozy, uzun yıllara yayılan profesyonel birikimin bugünün insanına güncel, pratik ve anlaşılır bir şekilde aktarılması.