© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Elif Zorlu Tapan – Hollywood’un Görsel Efektteki Türk İsmi: Olçun Tan

Elif Zorlu Tapan – Hollywood’un Görsel Efektteki Türk İsmi: Olçun Tan

 

Hollywood’da görsel efekt denince akla gelen ilk isimlerden Olçun Tan’ın başarısı ve yeteneği kısa sürede dikkat çekmiş, 2003’te Amerika’dan davet almıştı. Sonra, 2005’te Los Angeles’ta kendi şirketini kurarak kariyerinde yeni bir sayfa açtı…

 

Tan, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nde (Oscar), Görsel Efektler (Visual Effects) dalında oy kullanan tek Türk isim olarak da bir ilki temsil ediyor. Frankfurt’ta doğan Olçun Tan, Harry Potter, Stranger Things, Doctor Strange ve Thor: Ragnarok gibi dev yapımlara imza attı. Leonardo DiCaprio’ya Oscar kazandıran The Revenant filmine katkısı çok büyük. Hollywood’un görünmeyen kahramanları arasında yer alan Olçun Tan ile konuştuk.

 

Akademi üyesisiniz ve büyük Hollywood projelerinde çalıştınız ancak, en başından başlamak istiyorum. VFX’i ilk olarak nasıl keşfettiniz ve Hollywood’a nasıl geçiş yaptınız? Yani kariyer yolunuz nasıl şekillendi?

Çocukluk hayalim araba tasarımcısı olmaktı, mekanik tasarım ve teknoloji her zaman ilgimi çekiyordu; ancak sinemada Jurassic Park’ı izlediğim gün hayatımın yönü tamamen değişti. Dinozorların gerçekçi görünmesi, henüz kimsenin bilmediği dijital bir dünyanın kapısını araladı. O andan itibaren görsel efektlerin arkasındaki bilimi ve yaratıcılığı keşfetmeye odaklandım. 90’ların başında Frankfurt’ta 3D grafiklerle çalışmaya başladım. O dönem bilgisayar grafikleri bugünkü gibi yaygın değildi; oldukça pahalı ve sınırlı teknolojilerdi. Buna rağmen sistem entegrasyonu, görsel efekt geliştirme ve yazılım alanlarında deneyim kazanarak kendime çok yönlü bir teknik altyapı oluşturdum. Geliştirdiğim yöntemler ve çalışmalarım Roland Emmerich (Universal Soldier, Stargate, Independence Day, Godzilla, The Patriot, The Day After Tomorrow, 10.000 BC, White Independence Day: Resurgence vb. filmlerinin yönetmeni) ekibinin dikkatini çekti ve “The 13th Floor” ile Los Angeles’a davet edildim. Ardından “The Patriot”, “Enemy at the Gates”, daha sonra Mill Film ve ardından DreamWorks Animation gibi büyük yapım şirketleriyle çalışma fırsatı doğdu. DreamWorks’te hem artistik hem yazılım geliştirme tarafında görev alarak FX pipeline’ında yer aldım, bazı araçlarımız SIGGRAPH’ta makale olarak yayımlandı. Bu süreç Hollywood kariyerimin temel taşlarından biri oldu.

 

Akademi üyesi nasıl olunur? Sizin üyeliğiniz nasıl gerçekleşti?

Oscar Akademisi üyeliği yalnızca davetle gerçekleşen bir süreçtir. Bir kişinin Akademi’ye davet edilebilmesi için sektörde uzun yıllara dayanan yüksek nitelikli işlere imza atması, branşında tanınan bir uzmanlık geliştirmesi, aynı branştan iki Akademi üyesi tarafından önerilmesi ve branş yürütme komitesinin onayı gerekir.

 

Benim üyeliğim, Harry Potter, Stranger Things, The Revenant, Doctor Strange, Thor: Ragnarok, Star Trek, Sphere projeleri ve özellikle Shapeshifter gibi yenilikçi teknolojilerin uluslararası görünürlüğü neticesinde gerçekleşti. Akademi’den davet almak, sektördeki emeklerimizin önemli bir takdiri oldu.

 

Kendi stüdyonuzu kurma süreci nasıl gelişti?

2006 yılında Los Angeles’ta Gradient Effects’i kurarken amacım, sinema ve televizyon endüstrisinin artan taleplerine yüksek ölçekli ve kurumsal bir yapı içinde cevap verebilecek, aynı zamanda teknolojik inovasyonu merkezine alan bir şirket oluşturmaktı.

 

Gradient Effects; kurulduğu ilk günden itibaren yüksek hacimli prodüksiyonlara uygun pipeline yapıları, kendi geliştirdiği yazılım ve araçlar, uluslararası projelerle entegre workflows ve büyük stüdyolarla paralel çalışan operasyonel süreçler geliştirerek sektörde kurumsal bir oyuncu hâline geldi.

 

Zamanla şirket, Warner Bros., Marvel Studios, Netflix, HBO, Disney, Universal gibi büyük stüdyoların projelerine dâhil oldu. Kurumsal çalışma kültürü, yüksek teknik kapasite ve yenilikçi yaklaşım sayesinde Gradient, endüstride güvenilir bir çözüm ortağı olarak yerini sağlamlaştırdı.

 

Hangi projelerin efektlerinde sizin imzanız var?

Kariyerim boyunca çok sayıda uluslararası projede yer aldım. Öne çıkan bazıları: Harry Potter Deathly Hallows 1 ve 2, The Revenant, Doctor Strange, Thor: Ragnarok, Stranger Things, Star Trek, Game of Thrones, The Righteous Gemstones, The Wizard of Oz at Sphere, Kung Fu Panda ve Shark Tale.

 

Bir film ya da dizide görsel efekt (VFX) ekibi projeye genelde ne zaman dâhil olur? Yönetmenle birebir mi çalışırsınız, yoksa başka departmanlar mı süreci yönetir? Efektlerin nerede ve nasıl kullanılacağına kim, hangi aşamada karar verir? Bize basitçe, adım adım anlatabilir misiniz?

Bir görsel efekt projesinin sağlıklı ilerlemesi için VFX’in erken aşamada devreye girmesi kritik öneme sahiptir. Süreç: Senaryo aşaması, pre-production, çekim süreci ve post-production olarak ilerler. Yaratıcı kararlar yönetmen ve VFX supervisor tarafından birlikte alınırken teknik kararları görüntü yönetmeni ile koordineli olarak yürütüyoruz.

 

Las Vegas Sphere projenizi anlatır mısınız? Bu kadar dev bir ekrana içerik üretmek, klasik film/dizi VFX’inden hangi yönleriyle farklıydı?

Sphere, 16K çözünürlüklü dev bir kubbe ekranıyla klasik sinemanın çok ötesinde bir deneyim sunuyor. “Wizard of Oz at Sphere” projesinde, AI ile restore edilen 1939 görüntülerini küresel yüzeyde yeniden işleyerek volumetrik, atmosferik ve tornado sahnelerini modern teknolojilerle genişlettik. Sphere’de çalışmak sinemadan çok, mekânsal deneyim üretmek gibi.

 

Yapay zekânın, görsel efekt sanatçılarının rolünü ve genel süreci nasıl değiştirdiğini anlatır mısınız? Yapay zekâ sonrası neler değişti?

AI, VFX üretim süreçlerini hem hızlandırdı hem dönüştürdü. Roto, cleanup gibi tekrarlayan süreçler otomatikleşirken look-dev ve konsept üretimi çok daha hızlı hâle geldi. Gradient’in geliştirdiği Shapeshifter teknolojisi bunun en iyi örneklerinden biri; yüz analizi ve de-aging süreçlerinde performansı bozmadan yüksek doğruluk sağlıyor.

 

Bugüne kadar içinde yer aldığınız işler arasında en çok keyif aldığınız proje hangisi?

Stranger Things, yaratıcı dünyası nedeniyle; The Revenant, görünmez VFX yaklaşımıyla; Sphere projeleri ise teknoloji ve sanatın birleştiği yeni nesil deneyimler sunması açısından benim için özel projeler oldu.

 

En gurur duyduğunuz sahne ya da sekans hangisi?

Stranger Things’teki ağaç çıkış sahnesi, John Goodman’ın de-aging çalışması ve Sphere tornado sekansı kariyerimde önemli kilometre taşları oldu.

 

Bir filmi izlerken “Teknik olarak efsane, VFX’i çok iyi yapılmış.” dediğinizde hangi kriterlere bakıyorsunuz?

Görünmezlik, fiziksel tutarlılık, kompozisyon, performansa saygı ve teknik sadelik iyi VFX’in temel kriterleri. Ben de bu noktalara özellikle bakıyorum.

 

Genel olarak sinema televizyon sektörünün geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz? Önümüzdeki beş ila on yılda en büyük değişim sizce nerede olacak?

Önümüzdeki yıllarda sinema ve televizyon, düz ekranlardan mekânsal deneyimlere evrilecek. AI destekli üretim süreçleri standart hâle gelirken, global, kurumsal ve yüksek teknolojiye dayalı prodük

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.