Tedavide Tescilli Başarısı ile BB Tüp Bebek Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi
Tüp bebek tedavisinde uluslararası standartların önemini ve sahip oldukları ESHRE Sertifikası’nın hasta güvenliği açısından ne ifade ettiğini anlatan BB Tüp Bebek Merkezi kurucuları Doç. Dr. Buğra Coşkun ve Doç. Dr. Bora Coşkun, bilimsel ve etik yaklaşımlarını MAG Okurları ile paylaşıyor.
Günümüzde tüp bebek tedavilerinde “iyi merkez” kavramını nasıl tanımlamak gerekir?
Günümüzde iyi bir tüp bebek merkezi, yalnızca gebelik oranlarıyla değil, bu sonuçlara hangi koşullarda ulaştığıyla değerlendirilir. Bilimsel güncellik, etik yaklaşım, hasta güvenliği, laboratuvar kalitesi ve sürdürülebilir standartlar artık vazgeçilmez kriterlerdir. Biz bu süreci yalnızca bir tedavi olarak değil, baştan sona yönetilmesi gereken hassas bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Her detayın kontrol altında olduğu, ölçülebilir ve denetlenebilir bir sistem kurmak temel yaklaşımımızı oluşturuyor.
Merkezinizin aldığı ESHRE Sertifikası bu yaklaşımın neresinde duruyor?
ESHRE Sertifikası, tüp bebek alanında Avrupa’nın en saygın bilimsel otoritelerinden biri tarafından verilen ve dünya genelinde çok sınırlı sayıda (on altı tane) merkezin sahip olabildiği prestijli bir kalite belgesidir. Bu sertifika; yalnızca teknik yeterliliği değil, aynı zamanda etik duruşu, hasta güvenliğini ve bilimsel sürdürülebilirliği de kapsar. Bu belge, “Biz çok iyi bir merkeziz.” demekten ziyade, “Siz uluslararası standartlarda bir merkezsiniz.” ifadesinin karşılığıdır. Bu yönüyle bizim için büyük bir sorumluluk ve gurur anlamı taşır.
ESHRE Sertifikası’na sahip olmak için hangi kriterlerden geçmek gerekiyor?
ESHRE Sertifikası, tek bir denetimle alınan bir belge değildir. Oldukça uzun, detaylı ve çok aşamalı bir süreci kapsar. Öncelikle laboratuvar altyapısının uluslararası standartlara uygunluğu değerlendirilir. Kullanılan cihazlardan embriyo kültür ortamlarına, kalite kontrol sistemlerinden kayıt ve raporlama süreçlerine kadar her adım titizlikle incelenir. Bununla birlikte embriyolog ve klinik ekiplerin eğitim düzeyi, sürekli mesleki gelişim programları, hasta bilgilendirme ve onam süreçleri, veri güvenliği ve etik kurallar da değerlendirme kapsamındadır. En önemli kriterlerden biri ise sürekliliktir. ESHRE, bir merkezin yalnızca bugününü değil, yarınını da güvence altına alan bir kalite sistemi talep eder.
Bu sertifika hastalar için ne ifade ediyor, neden önemsenmeli?
Hastalar açısından ESHRE Sertifikası, tedavilerinin uluslararası düzeyde kabul görmüş bilimsel protokollerle yürütüldüğünün somut bir göstergesidir. Özellikle daha önce başarısız denemeler yaşamış çiftler için bu sertifika, her detayın titizlikle ele alındığı bir merkezde olduklarını bilmenin verdiği güveni sağlar. Bu belge, bir başarı vaadinden ziyade; doğru koşullarda, doğru bilimle ve etik çerçevede ilerleme taahhüdünü temsil eder. Bizim için en kıymetli tarafı da tam olarak budur.
ESHRE standartlarını destekleyen teknolojik altyapınızdan bahseder misiniz?
ESHRE standartları, ileri teknolojilerle desteklenmeden sürdürülebilir değildir. Merkezimizde kullanılan time-lapse embriyo takip sistemi sayesinde embriyolar inkübatörden çıkarılmadan, kesintisiz olarak izlenir ve gelişimleri tüm süreç boyunca değerlendirilir. Laboratuvarımızda kurulu ileri düzey hava temizleme ve filtrasyon sistemleri, embriyolar için son derece stabil ve güvenli bir ortam sağlar. Ayrıca yapay zekâ destekli sperm seçimi gibi yenilikçi uygulamalar, özellikle erkek faktörlü infertilite vakalarında tedaviye bilimsel derinlik kazandırır. Tüm bu teknolojiler, ESHRE’nin öngördüğü kalite ve güvenlik standartlarının sahadaki karşılığıdır.
Tüp bebek tedavisi, yalnızca bir sonuç değil; güven, sabır ve doğru koşullar gerektiren uzun soluklu bir süreçtir. Uluslararası standartlara sahip bir merkezde olmak, bu yolculukta atılabilecek en sağlam adımdır. Biz, bilimin rehberliğinde, etik değerlerden ödün vermeden ve her hastayı kendi hikâyesi içinde değerlendirerek ilerliyoruz. ESHRE Sertifikası, bu yaklaşımın uluslararası düzeyde kabul gördüğünün bir göstergesidir. Bu sertifikaya sahip olmak; yalnızca bir merkezin başarısı değil, ülkemizde üreme sağlığı alanında ulaşılan bilimsel seviyenin de bir yansımasıdır. Başkent Ankara’da, tıbbın akademik geleneğini ve etik sorumluluğunu taşıyan tek merkez olarak bu standarda ulaşmış olmak, bizler için ayrı bir anlam ve gurur taşımaktadır. Bu başarıyı bireysel bir kazanımdan ziyade; ülkemizin sağlık alanındaki gelişiminin, nitelikli insan kaynağının ve bilimsel emeğin ortak bir sonucu olarak görüyoruz.