Tasarımdan Uygulamaya Bütüncül Mimari – Maris Mimarlık
Tasarım ile uygulamayı aynı disiplin içinde yöneterek zamansız ve yatırım değeri yüksek mekânlar üreten Maris Mimarlık’ın kurucusu Musa Akbaş, proje süreçlerinden anahtar teslim yönetim modeline kadar tüm yaklaşımını MAG Okurları için anlatıyor.
Öncelikle kendinizden ve Maris Mimarlık olarak verdiğiniz hizmetlerden bahseder misiniz?
İstanbul merkezli olarak; lüks konut, villa, kafe ve restoran projeleri başta olmak üzere iç mimari tasarım ve uygulama hizmetleri veriyoruz. Yalnızca estetik üretmiyoruz; mekânın ruhunu, kullanıcı deneyimini ve yatırım değerini birlikte kurguluyoruz. Projelendirme, 3D görselleştirme, teknik çizim, uygulama ve anahtar teslim süreçlerini tek çatı altında yürütüyoruz. Bizim için tasarım sadece güzel görünen bir sonuç değil; doğru planlanmış, bütçesi kontrol edilmiş ve sahada eksiksiz uygulanmış bir sistemdir. Bu nedenle hem tasarım hem uygulama disiplinini birlikte yönetiyoruz.
Projelerinizi yaratırken nasıl bir süreç izliyorsunuz?
Her projeye önce dinleyerek başlıyoruz. Mekânı değil, önce kullanıcıyı analiz ediyoruz. Yaşam alışkanlıkları, beklentiler, bütçe ve zaman planı netleşmeden tasarım sürecine geçmiyoruz. Ardından konsept geliştirme aşamasına giriyoruz. Mekânın kimliği, malzeme dili, ışık kurgusu ve hacim ilişkileri bu aşamada şekilleniyor. 3D görselleştirmelerle projeyi henüz inşa edilmeden deneyimlenebilir hâle getiriyoruz.
Teknik proje sürecinde tüm detayları çözüyor, sahada sürpriz yaşanmayacak bir altyapı oluşturuyoruz. Uygulama aşamasında ise disiplinli bir şantiye yönetimiyle tasarımın kağıt üzerinde kalmamasını sağlıyoruz. Bizim için süreç; ilhamla başlayıp sistemle sonuçlanan bir yolculuk.
Geçmiş projelerinizden hareketle, tarzınızı ve tasarım çizginizi nasıl tanımlarsınız?
Tarzımızı “zamansız lüks” olarak tanımlayabilirim. Gösterişli ama yorucu değil; sade ama sıradan da değil. Malzeme kalitesinin, oran-orantının ve ışığın ön planda olduğu mekânlar tasarlıyoruz. Özellikle doğal taş, ahşap ve özel üretim detayları dengeli biçimde kullanmayı seviyoruz.
Projelerimizde keskin bir imza atmak yerine, her mekâna kendi kimliğini kazandırmayı önemsiyoruz. Bir villa ile bir kafe aynı dili konuşmaz; ancak, her ikisinde de detay hassasiyeti ve bütünlük hissi aynıdır. nBizim çizgimiz; trendleri takip eden değil, zamana direnen mekânlar üretmektir.
Anahtar teslim projelerde maliyet ve zaman yönetimi en büyük endişe kaynağıdır. Kendi ekibinizle çalışmak bu iki kritik faktörü nasıl optimize ediyor?
Anahtar teslim projelerde en büyük risk, tasarım ve uygulamanın farklı ekipler tarafından yönetilmesidir. Bu durum çoğu zaman bütçe sapmalarına ve zaman kayıplarına yol açar. Biz tasarım kararlarını verirken uygulama gerçekliğini biliyoruz. Metraj, malzeme seçimi ve imalat detayları daha proje aşamasında netleştiği için sürpriz maliyetler minimize ediliyor. Kendi ekibimizle çalışmak; karar alma süreçlerini hızlandırıyor, revizyonları azaltıyor ve şantiye koordinasyonunu güçlendiriyor. Bu da hem süreyi hem bütçeyi kontrol altında tutmamızı sağlıyor. Kısacası; planlı tasarım, kontrollü uygulama demek.
Mühendis ve teknik kadronun sahadaki ustalarla olan iletişimi projenin başarısını nasıl etkiliyor? Bu iki farklı dünyayı Maris çatısı altında nasıl birleştiriyorsunuz?
Bir projenin başarısı yalnızca iyi tasarım yapmakla değil, o tasarımı doğru anlatabilmekle mümkündür. Mühendislik dili teknik ve ölçüye dayalıdır; ustalık dili ise deneyim ve pratik üzerine kuruludur. Bu iki dünyada doğru iletişim kurulmadığında hatalar kaçınılmaz olur.
Maris Mimarlık’ta teknik ekip ve saha ekibi aynı sistem içinde çalışır. Detay çizimleri, uygulama paftaları ve saha toplantılarıyla herkes aynı hedefe odaklanır.
Biz projeyi yalnızca tasarlamıyoruz; sahada birlikte inşa ediyoruz. Bu da kalite standardını sürdürülebilir hâle getiriyor.
Mobilyalarınızı kendi atölyenizde üretiyor olmanız, tasarım aşamasında size nasıl bir özgürlük tanıyor? Müşteriye özel üretimlerde sınırlarınız neler?
Kendi atölyemizin olması bizim için büyük bir tasarım avantajı. Hazır ürün skalasına bağlı kalmadan; mekâna özel ölçü, oran ve detaylarla üretim yapabiliyoruz. Özellikle mutfak, sabit mobilya ve özel tasarım ünitelerde bu özgürlük fark yaratıyor. Müşteriye özel üretimlerde sınırımız estetik değil; teknik doğruluktur. Yapısal güvenlik, malzeme dayanımı ve ergonomi bizim için vazgeçilmez kriterlerdir. Bir tasarım uygulanabilir değilse, bizim için tamamlanmış değildir. Bu yüzden hayal ile mühendislik arasında dengeli bir çizgide ilerliyoruz.