Stratejik İletişimin Güçlü İmzası – Yasemin Berkman Manisalı
Kariyerindeki stratejik birikimi L’Appart PR Istanbul çatısı altında vizyoner bir ortaklığa taşıyan Yasemin Berkman Manisalı; ajansın yeni dönemini ve itibar odaklı iletişim stratejilerini MAG Okurları ile paylaşıyor.
Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? Kariyerinizde hangi yollardan geçtiniz, nasıl değişimler geçirdiniz, L’Appart PR Istanbul ile yollarınız nasıl kesişmişti?
Kariyer yolculuğum, işin mutfağını ve stratejisini öğrendiğim reklamcılık sektörüyle başladı. Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi ve RPM Radar’da geçirdiğim yıllar, bana bir markanın temelden nasıl inşa edildiğini gösterdi. Ardından medya tarafını deneyimlediğim Hürriyet Gazetesi ve sonrasında on yıl boyunca keyifle yürüttüğüm Estée Lauder Şirketleri PR Müdürlüğü dönemi geldi. Kurumsal hayatın disiplini, büyük bütçeli global marka yönetimi ve sistemli çalışma düzeni benim iş yapış biçimimin temelini oluşturdu.
L’Appart ile yollarımızın kesişmesi ise aslında eskiye dayanıyor. Feride ile, bizi ortak olmamız için bir aile yakınımız tanıştırmıştı. İlk olarak 2011 yılında bu konuyu değerlendirdik ancak, her ikimizin de profesyonel ve kişisel olarak bu adıma tam anlamıyla hazır olması on yılımızı aldı. Anne olduktan sonra, kurumsal hayatın yoğun temposunu geride bırakıp kendi vizyonumu yansıtacağım bir yapı kurmak istediğim dönemde, Feride’den gelen ortaklık teklifi ile 2021 yılında güçlerimizi birleştirdik ve L’Appart PR Istanbul’un yönetici ortağı olarak bu yeni serüvene başladım.
Bu süreçte hem markanın yönü hem de sizin liderlik yaklaşımınız açısından en belirgin dönüşüm ne oldu?
Benim için bu sürecin en kıymetli ve dönüştürücü noktası, L’Appart PR Istanbul’a ortak olmak için ayrıldığım Estée Lauder Şirketleri’nin bana duydukları güvenle ajans bünyesine katılması oldu. Kendi işimi yapma kararı aldığımda, eski yöneticilerimin ve çalışma arkadaşlarımın bu kadar kuvvetli bir destekle yanımda durması, kariyerimin en büyük motivasyon kaynaklarından biri oldu. Bu güven, yeni işime çok kuvvetli bir başlangıç yapmamı ve haliyle kişisel gelişimime büyük katkı sağladı. İlk defa kendi ajansımın başkanı sorumluluğunu üstlenmişken, böylesine büyük bir portföyü yönetiyor olmak; devamında Anadolu Efes, Amazon, Prime Video, Nivea ve Mercedes Benz gibi, kendi alanlarında öncü markaların da dikkatini çekmemizi sağladı.
Liderlik tarafında ise ciddi bir büyüme süreci geçirdim. Ben geldiğimde dokuz kişilik butik bir ekip varken, bugün yirmi beş kişilik dinamik ve çok yönlü bir yapıya dönüştük. Kurumsal hayatta edindiğim işleyiş kültürünü ve “büyük resim” odaklı bakış açısını, L’Appart PR Istanbul’un o kendine has yaratıcı ruhuna ve Feride’nin kurduğu vizyona entegre ettik. L’Appart PR Istanbul artık niş bir moda ajansı değil, lifestyle alanında her sektöre stratejik çözümler sunan bir güç merkezine evrildi.
Sürekli başkalarının markalarını ve imajlarını yönetirken; kendi yaratıcılığınızı nasıl besliyorsunuz?
Ben yapı olarak çok ön planda olmayı seven bir karakter değilim; hayatımı ve işimi biraz daha arka planda kalarak mutfaktan yönetmek bana daha çok keyif veriyor. Bu yüzden yaratıcılığımı besleyen en büyük kaynak, iş dışındaki hayatımda kurduğum o dengeli dünya. Anneliğime, aileme ve sosyalliğime kaliteli zaman ayırmak zihnimi her zaman taze tutuyor.
Seyahat etmeyi çok seviyorum; yeni şehirler keşfetmek, farklı kültürlerin estetiğine tanıklık etmek vizyonumu besleyen en önemli unsurlar. Aynı zamanda iyi bir okurum; sergi ve tiyatro gibi kültürel etkinlikleri de elimden geldiğince takip ediyorum. Trendleri ise hayatıma çok “bağıra çağıra” dâhil etmem; onları daha doğal, kendi süzgecimden geçirerek ve stilime uygun şekilde yansıtırım.
Gündemi, markaların dijital dünyadaki hareketlerini ve yabancı yayınları takip etmek de stratejik kaslarımı her zaman güncel tutuyor. Tüm bunlar işte markaların imajlarını yönetirken yaratıcı kalmamı sağlıyor.
Feride Tansuğ ile olan sinerjiniz, Türkiye’deki PR anlayışını showroom mantığından stratejik çözüm ortaklığına evriltti. Sizin L’Appart PR Istanbul mutfağındaki imza dokunuşunuzu bir projede nasıl anlarız?
Feride ile aramızda harika bir tamamlayıcılık ve sinerji var. O, işin yaratıcılık, estetik ve vizyoner tarafını müthiş bir enerjiyle yönetirken; ben daha analitik bir taraftan bakarak bu yaratıcılığın stratejik sonuçlara ve rakamlara nasıl yansıdığına odaklanıyorum. Hayatımızın benzer dönemlerinde benzer deneyimler yaşamış olmamız, birbirimizi kelimeler olmadan anlamamızı sağlıyor. Birbirimizin kararlarına duyduğumuz saygı, ajansımızın bu denli büyümesini sağlayan en büyük temel taşımız.
Bir projede benim imza dokunuşumu; o işin ne kadar titiz planlandığından, kurumsal disiplinle yürütülmesinden ve sonunda markaya kattığı somut, ölçülebilir değerden hissedebilirsiniz. Biz markalarımıza sadece görünürlük vadetmiyor; onlarla birlikte büyüyen, ayakları yere sağlam basan stratejik bir yol arkadaşlığı sunuyoruz.
Artık her şeyin “tıklama ve tıklanma” odaklı olduğu bir dünyada, bir markanın erişilebilir olmasıyla itibarını koruması arasındaki o ince çizgiyi nasıl koruyorsunuz?
Dijitalleşen dünyada markaların erişilebilir olması artık bir tercih değil, var olma şartı; ancak, biz şuna inanıyoruz: Erişilebilir olmak demek, her yerde ve herkesle aynı dilde olmak demek değildir. Önemli olan, markanın takipçilerini ve potansiyel tüketicisini doğru kanallardan, onların anlayacağı ama markanın duruşunu zedelemeyecek bir dille yakalamaktır.
Biz L’Appart PR Istanbul olarak burada “tailor made” bir yaklaşım sergiliyoruz. Feride’nin yaratıcı vizyonu ve benim sonuç odaklı bakışımla, markalarımız için en uygun iletişim süzgecini oluşturuyoruz. Tüketiciyle kurulan bağı samimi tutarken, markanın yıllar içinde inşa ettiği itibarını ve prestijini korumak bizim kırmızı çizgimiz. Bu dengeyi koruduğunuz sürece, dijital dünyanın gürültüsü içinde markanızı hem erişilebilir hem de saygın tutabiliyorsunuz.