© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

PR’da Küresel Standart ve Yerel Güç – Feride Tansuğ

PR’da Küresel Standart ve Yerel Güç – Feride Tansuğ

Paris ekolünü yerel sezgiyle harmanlayarak L’Appart PR Istanbul’u hibrit bir strateji merkezine dönüştüren, ajans kurucusu Feride Tansuğ, lüksün matematiğinden sürdürülebilir iş modellerine uzanan vizyonunu MAG Okurlarıyla paylaşıyor.

 

İlk önce Fransa’da var olan bir ajanstı L’Appart PR. İstanbul ayağını kurma fikri nasıl oluşmuştu ve daha sonrasında sizi o Paris ekolünden sapıp, yerel bir hibrit model yaratmaya iten ilk büyük sinyal neydi?

L’Appart PR Fransa’da güçlü bir yapı olarak zaten vardı. İstanbul ayağını kurma fikri ise Türkiye pazarında önemli bir boşluğu fark etmemle oluştu. Özellikle moda PR ve showroom tarafında, dikey ve uzmanlaşmış bir yapı yoktu. Markalar ya çok genel hizmet alıyor ya da uluslararası standartta bir temsil bulmakta zorlanıyordu. Ben İstanbul’un potansiyelinin bundan çok daha fazlasını hak ettiğini düşünüyordum. Paris’te öğrendiğim disiplin, metodoloji ve marka mirasına duyulan saygıyı Türkiye’ye taşımak istedim; ancak, kısa sürede şunu fark ettim: Paris modelini birebir uygulamak mümkün değildi. Türkiye pazarı çok daha hızlı, daha ilişkisel ve daha sezgisel ilerliyordu. İşte o noktada hibrit model doğdu. Fransız ekolünün stratejik derinliğini ve uzun vadeli marka inşası yaklaşımını korurken, yerel dinamiklere uyum sağlayan daha esnek ve ilişki odaklı bir yapı geliştirdik. Aslında bu “sapma” değil, evrimdi. Uluslararası bir vizyonu yerel bir zekâ ile buluşturma süreciydi.

 

Paris’e gidip “L’Appart PR Istanbul’u kurmak istiyorum.” diyen o kararlı kadından bugünkü Feride Tansuğ’a geçerken; iş dünyası size hayaller ve gerçekler hakkında neyi öğretti? İlk günkü heyecanınızın yerine bugün hangi duygu geçti?

Başlangıçta tamamen adrenalin vardı. Vizyona neredeyse kör bir inançla bağlıydım. Aslında bu gerekliydi, çünkü en başta tüm zorlukları net şekilde görseydim belki de başlamazdım. İş dünyası bana şunu öğretti: Hayaller yapılandırılmazsa kırılgan kalır. Tutku şarttır ama tutkunun korunması disiplinle olur. Strateji, vizyonu sürdürülebilir kılar.

 

Heyecan kaybolmadı ama dönüştü. Artık bir şeyi kanıtlama arzusundan çok, kalıcı bir şey inşa etme sorumluluğu var. Ekibime karşı, bize güvenen markalara karşı ve içinde bulunduğumuz ekosisteme karşı bir sorumluluk hissi. Ve aslında bu duygu, heyecandan daha derin. Daha köklü.

 

Niş parfümlerden, lüks otomobillere ve yüksek gastronomiye uzanan bir portföyünüz var. Farklı disiplinlerden gelen bu markaların ortak DNA’sını nasıl okuyorsunuz? Sizin için bir parfümün hikâyesi ile bir yatırım bankasının hikâyesi arasındaki matematiksel benzerlik nedir?

Yüzeyde çok farklı görünüyorlar; ama özü soyduğunuzda lüks, duygusal bir mimaridir. Bir parfüm, bir otomobil ya da bir finans kurumu… Hepsinin merkezinde aynı sorular var: Hangi vaadi veriyorsunuz? İnsanları hangi dünyaya davet ediyorsunuz? Ve o dünyayı ne kadar tutarlı biçimde yaşatıyorsunuz? Matematiksel benzerlik konumlandırma ve algı yönetiminde yatıyor. Hem bir parfüm hem bir yatırım bankası güven ve projeksiyon üzerinden çalışır. İkisi de gelecekteki “ben” fikrini satar: Biri duyusal bir deneyimle, diğeri güvenlik ve büyüme vaadiyle. Formül basit: Güvenilirlik + arzu = çekim gücü. Anlatı tutarlı değilse yapı çöker; sektör ne olursa olsun.

 

Sadece bir ajans başkanı değil, aynı zamanda girişimci ruhları destekleyen bir yatırımcısınız. Bir projenin sadece “iyi görünmesi” değil, “sürdürülebilir bir iş modeline” sahip olduğunu anlamak için sorduğunuz o ilk soru nedir?

Sorduğum ilk soru çok net: “İlk heyecan geçtikten sonra ne olacak?” Birçok proje, lansman anında güçlü görünür, estetik bir etkisi vardır; ancak, sürdürülebilirlik yapı ister. Operasyonel netlik, finansal disiplin ve ölçeklenebilirlik ararım. Bu fikir gerçek bir problemi çözüyor mu? Tekrarlanabilir bir gelir modeli var mı? Sürekli dış motivasyona ihtiyaç duymadan ayakta kalabilir mi? Güzellik dikkat çeker; yapı ise ömür verir. Kurucu, gelir mekanizmasını ve büyüme planını birkaç net cümleyle anlatamıyorsa fikir hâlâ duygusal bir aşamadadır.

 

Lüksün en büyük tanımı artık zaman. Siz kendi yirmi dört saatinizi nasıl kürate ediyorsunuz? Feride Tansuğ’un ajandasında verimlilik ve estetik haz arasındaki dengeyi hangi ritüeller sağlıyor?

Zaman gerçekten en kıymetli para birimi. Günlerimi bilinçli olarak tasarlarım. Sabahlarım korunur; zihinsel netlik için. Önceliklerimi hizalamadan yoğun toplantılara girmem. Ajandamı stratejik düşünme blokları ve ilişki odaklı bloklar olarak ayırırım. Bu ikisini karıştırmam. Ayrıca ajandamda “boş alan” bırakırım. Yaratıcılık aralıksız toplantıların arasında doğmaz.

 

Kişisel ritüellerim var:

  • Telefonsuz yürüyüşler
  • Kısa da olsa seyahat
  • İşlevsel değil, gerçek sohbetler
  • Ve özellikle oğlumla geçirdiğim zamanı tartışmasız öncelik olarak korumak

 

Verimlilik estetik hazdan koparsa mekanikleşir. Estetik haz yapıdan koparsa dağılır. Denge bilinçlidir ve sürekli yeniden kalibre edilir.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.