© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Kalıcı Bir Sanat Anlayışı ve Disiplin – Gözde Gürkan

Kalıcı Bir Sanat Anlayışı ve Disiplin – Gözde Gürkan

 

Geçmişin zorlu ama umut dolu yıllarından bugünkü mesleki olgunluğuna uzanan sanatsal yolculuğunu da paylaşan Gözde Gürkan; oyunculuk disiplinini, “İnci Taneleri”ndeki Aleyna karakterine yüklediği insani katmanları ve merhametin, hayatındaki merkezî konumunu MAG Okurlarıyla paylaşıyor.

 

Oyunculuk eğitimi aldığınız dönemler nasıldı? O günleri nasıl hatırlıyorsunuz?

Oyunculuk eğitimi aldığım yıllar, hayatımın hem en zor hem de en umut dolu dönemleriydi. Bir yandan eğitimime devam ederken bir yandan da yardımcı yönetmenlik yapıyor; haftanın iki-üç günü klip ve reklam çekimlerine gidiyordum. Zaman zaman tek bir simitle bütün günü geçirdiğim bile oluyordu. Tüm zorluklara rağmen, hayatımın hiçbir döneminde olmadığım kadar umutluydum. Attığım küçücük adımlar, bana çok büyük hayaller kurduruyordu. Bugün geriye dönüp baktığımda; gösterdiğim dirayet ve sabır, her şeye rağmen istediğim yolda yürümekten vazgeçmediğim için kendime teşekkür ediyorum.

 

İlk dönemlerde, hocalarınızdan ya da sahne üstündeki deneyimlerinizden aldığınız ve o gün sizin için hiçbir şey ifade etmeyen ama yıllar sonra bir sette veya sahnede aniden jetonun düşmesini sağlayan, gecikmeli bir eğitim öğretisi oldu mu hiç?

Hayır, açıkçası böyle bir şey hiç yaşamadım. Çünkü bana verilen her öğüdü en başından itibaren ciddiye aldım. Oyunculuk, hafife alınmayacak kadar ciddi bir iş. Bir karakteri icra etmek, yani performans anı, aslında işin en kolay kısmı. Asıl zor olan, hayatı biriktirebilmek… Karakteri besleyecek bir anıyı, birinde gördüğünüz mimiği ya da bir anlığına çatallaşan bir sesi zihninizdeki çekmeceden çıkarabilmek ve bütün bu öğretileri sentezleyebilmektir. Ben oyunculukta her zaman hamur gibi olmaya özen gösterdim. Bunun hem bana daha özgür bir alan sağladığını hem de yönetmen için büyük bir kolaylık olduğunu düşünüyorum. Disiplini seviyorum; performans anında beni hamur gibi şekillendirilebilir ve akışkan kılan şey de aslında bu disiplin.

 

“İnci Taneleri”; pavyon kültürü, varoş mahalleler ve entelektüel dünya arasındaki o sınıfsal uçurumları çok net gösteren bir yapımdı. Siz Aleyna’yı inşa ederken nerelerden referans almıştınız? Karakterin sosyolojik zeminini kafanızda nasıl kurmuştunuz?

Karakterin aile yapısı ve geçmişi, Yılmaz Erdoğan tarafından bana oldukça net bir şekilde anlatılmıştı. Bu, bir oyuncunun karakterini inşa ederken sahip olabileceği en önemli verilerden biri. Bunun dışında Aleyna’yı; pavyonda çalışan, varoş bir mahallede yaşayan ya da entelektüel seviyesi yüksek herhangi bir kadından çok farklı görmedim. Aleyna, her şeyden önce bir kadın… Hayatındaki erkek figürünün güçlü olmasını; kendisini güvende, korunmuş ve kapsanmış hissetmeyi, en temelde de sevilmeyi istiyor. Çünkü bu temel ihtiyaçları sosyolojik koşulların ya da entelektüel farklılıkların birbirinden ayırabileceğini düşünmüyorum.

 

Karşınızdaki insanda tek bir saniyede sizde hayranlık uyandırabilecek karakter özelliği nedir?

Merhamet… Kadında da erkekte de beni en çok etkileyen özellik bu. Arabamın torpidosunda, trafik ışıklarında karşılaştığım çocuklara vermek için mutlaka kek; bagajımda ise hayvanlar için mama bulunur. Canlılara merhamet göstermek pahalı ya da zor bir şey değil. Hepimiz, düştüğümüz derin kuyularda omzumuza elini koyacak kadar merhametli ve cesur insanlara ihtiyaç duyduk. Bazen gerçekten sadece bu kadarı yeter.

 

Nefes ve meditasyonla ilgilenen birisiniz. Çok öfkeli, kaos dolu ya da haksızlığa uğradığınızı hissettiğiniz kriz anlarında; gözlerinizi kapatıp kendinizi sakinleştirmek için zihninizde sığındığınız hayali güvenli oda nasıl bir yer?

Zihnimde sığındığım öyle bir oda yok. Ben, koşullar ne olursa olsun duygularımdan kaçmak yerine onları yaşamayı, özümsemeyi ve nedenlerini anlamayı tercih ediyorum. Profesyonel hayatımda da duygularımı geriye itmek benim için kolay değil; çünkü oyunculuk, büyük ölçüde duygularımızdan ve yaşanmışlıklarımızdan beslenen bir meslek. Yaşadığım bir durum bana zorluk çıkarıyor ya da beni tetikliyorsa bunun nedenini anlamanın hem bir insan hem de bir oyuncu olarak benim sorumluluğum olduğuna inanıyorum. Kendimde en çok gurur duyduğum özellik cesaretim. Duygularımdan kaçmamak, onları bütün gerçekliğiyle yaşayabilmek de bu cesaretin bir parçası.

 

Şu anda hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Yeni işler, planlar, projeler var mı?

Sosyal medyada da sıkça söylendiği gibi, tam anlamıyla “prime” dönemimdeyim diyebilirim. Hem kendimden çok razıyım hem de kendime çok iyi bakıyorum. Mesleğimde on üçüncü yılımdayım ve yılların getirdiği tecrübenin artık öz güvene dönüştüğünü hissediyorum. Kısa süre önce “Ecünni” adlı absürt komedi filmini çektik. Varol Şahin ve Tayfun Dinçer’in yönettiği filmde Ferdi Sancar, Cengiz Bozkurt, Hakan Meriçliler, Burak Topaloğlu, Berkay Tulumbacı ve buraya sığdıramayacağım kadar değerli isimlerden oluşan çok güçlü bir oyuncu kadrosu var. Filmi beyazperdede izlemek için gün sayıyoruz. Bunun yanı sıra ana akım projeler için de görüşmelerimiz devam ediyor. Kısacası bütün güzelliklere açığım.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.