Hande Yaşargil – Cam Tavanın Ötesinde
Yönetim Kurulunda Kadın Derneği Başkanı, INSEAD Business School lider koçu ve Mentor Danışmanlık kurucu ortağı Hande Yaşargil, iş dünyasında kadın temsiline dair kırılma noktalarını, liderlik anlayışındaki dönüşümü ve 8 Mart’a dair güçlü mesajını MAG Okurları için paylaşıyor.
Uzun yıllardır iş dünyasının içindesiniz. Son dönemde kadın temsili konusunda gözlemlediğiniz en somut ve umut verici gelişmeler neler? Size “Artık geri dönüşü olmayan bir dönüşüm başladı.” dedirten kırılma noktaları oldu mu?
Size “ülkemizdeki gelişmeler” demeyi çok isterdim ama Hollywood ve Disney diyorum. Son dönemde kadın temsili alanında en güçlü gösterge, tüm film ve çizgi filmlerde bu konunun işleniyor olması; dünya genelinde geri dönülemez bir farkındalık gelişiyor ve yeni jenerasyon bununla büyüyor. Eğer yeterince iyi olmayan ama yine de gelişme olan unsurlara bakarsak Avrupa’da da bu konunun artık “iyi niyet” veya “sosyal sorumluluk” başlığından çıkıp stratejik bir kurumsal yönetişim meselesi olarak kabul görmesi oldu. Avrupa Birliği düzeyinde üst yönetimde kadın temsili, EU Directory ve Women’s Charter gibi dokümanlarda açık öncelik hâline getirildi; kota uygulaması 2023 yılından itibaren yürürlüğe girdi. Türkiye’de de konu görüşme masasına taşındı: Sermaye Piyasası Birliğinin, daha önce SPK’nin tavsiye kararı olan “uygula/uygulamıyorsan açıkla” prensibini içeren kurumsal yönetim tebliğini tekrar gündeme getirmesi, yönetim kurullarında kadın temsilini şeffaflık ve hesap verebilirlik zeminine çekme çabasına bir örnek; ancak bu mekanik kurulursa, artık bir daha tamamen geri dönülemeyecek bir farkındalık düzeyine varabiliriz.
Yönetim Kurulunda Kadın Derneği (YKKD) bugün çok geniş bir ekosisteme dönüştü. Derneğin iş dünyasında yarattığı farkındalık hakkında neler söylemek istersiniz?
YKKD bugün yalnızca bir sivil toplum örgütü değil; politika öneren, şirketlerle doğrudan çalışan, aday temini, iletişim, iş birliği, farkındalık, savunuculuk faaliyetlerini hayata geçiren bir platform ve topluluktur. Yönetim kurullarında kadın temsil oranının arttırılmasını desteklemek üzere bu role “hazır” kadın havuzunun genişletilmesi amacıyla başlatılan Yönetim Kurulunda Kadın Programı, saygın akademik kurumlarla iş birliği içinde yürütülen, Türkiye’nin ilk sertifika programıdır. Programın ana unsurlarından bir diğeri de ülkenin en etkin iş insanları olan yönetim kurulu başkanlarının, üyelere mentörlük yapmasını tasarlayan ve yöneten, şirketler arası mentörlük sistemidir. On sekiz ay süren her dönemde mentörlerimiz yeni bir kadın menti ile çalışıp onların yönetim kurulu rollerine hazırlanmasında önemli bir rol üstlenmektedirler. Yarattığımız farkındalıktan memnunuz, ama farkındalığı söylem düzeyinden uygulama düzeyine taşımak için çalışıyoruz. TÜSİAD, Sermaye Piyasalar Birliği, şirketler ve karar vericilerle birebir temasla şirketleri hedefler koymaya ve bunları duyurmaya davet ettik geçen sene ve gelişmeleri takip ediyor, duyuruyor, alkışlıyoruz. Topluluk yaklaşımı sayesinde mesele bireysel başarı hikâyelerinden derneğin, kurumların ve tüm kız kardeş ruhuyla bir araya gelen üyelerin başarısı olarak yaşanıyor. Üyelerimiz, bugüne kadar toplam beş yüz beş adet yönetim kurulu koltuğuna atandı. Bugüne kadar yüz seksen bir üye en az bir yönetim kurulu deneyimi sahibi oldu.
Sayılarla YKKD:
- 320 Katılımcı Kurum
- 152 Mentör
- 331 Üye ve 69 Menti
- 80 Gönüllü
Sizce günümüzün değişen dünyasında, başarılı bir liderde olması gereken en önemli “insani değerler” nelerdir? Geleceğin liderlik anlayışı sizce nasıl şekilleniyor?
Bugünün liderliği hiç iyi bir yere gitmiyor. Dünyanın farklı coğrafyalarında hem siyaset hem de iş dünyasında karar alma süreçlerinin merkezîleştiği, rekabetin ve kutuplaşmanın arttığı bir dönemden geçiyoruz ve şirketler de bundan payını alıyor. Şu an ekonomileri yöneten algoritma sahibi şirketlerin hiçbirinde kadın lider yok. Bugünün olması gereken lideri bunun anti tezi. Yani değerleri olan, kapsayıcı, yargılamayan, çeşitliliği benimsemiş, yenilikçilik için gençlere yer açan, dünya ve gelecek için vicdan sahibi, etik anlayışa sahip iyileştirici liderler gerekli bize…
Kariyerinizin başına baktığımızda; profesyonel yolculuğunuzda dönüm noktası olarak gördüğünüz karar ya da deneyim hangisiydi?
Kesinlikle, yirmi beş senelik profesyonel rolümden ayrılıp ilk koçluk şirketlerinden biri olan Mentor Danışmanlık şirketimi kurmam oldu. Biraz cesaret, biraz çılgınlık, biraz vizyon ve kararlılık, adına ne derseniz; o dönem yöneticilikten danışmanlığa ve girişimciliğe geçmek benim için dönüm noktasıdır… Ve Peryön. Çok genç bir yaşta, çok köklü bir meslek örgütünün başkan yardımcısı olmak da benim için öğretici ve dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Herkese bir meslek örgütünde veya STK’de çalışmasını öneririm.
Sizi bunca yıl boyunca bu kadar tutkuyla çalışmaya iten, her sabah “Daha iyi bir dünya mümkün!” dedirten o içsel motivasyon kaynağınız, o bitmek bilmeyen enerjinizin sırrı nedir?
Motivasyonumun en güçlü kaynağı kızım ve ülkem. Kızımın, potansiyelini sınırlayan görünmez bariyerlerle değil, fırsat eşitliğiyle karşılaştığı bir ülkede değil, bu ülkede yaşamasını istiyorum. Onun ve onun kuşağının, “iki kat daha fazla kanıtlama” yükü taşımadığı bir iş dünyası mümkün olmalı. Öte yandan, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara kamusal alanda açtığı alan, seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce tanımış olması, bize tarihsel bir çıta koyuyor. O vizyonun devamı niteliğinde, Türkiye’de pek çok öncü kadın liderin açtığı yolu daha ileri taşımak gerektiğine inanıyorum. Benim için bu mücadele bireysel bir kariyer hedefi değil, geleceğe dair bir sorumluluk. Durumdan çıkan vazife. Daha kapsayıcı karar mekanizmaları kurduğumuzda yalnızca kadınlar değil, demokrasi kültürü ve ekonomik kalkınma da güçleniyor. Kendimde o motivasyonu hissetmediğim günler olursa da Türkan Saylan hocamı hatırlarım. Son nefesine kadar çağdaş bir Türkiye ve kızların eğitimi için çalışan hocamızın “Her eğitimli kadının cumhuriyete borcu vardır.” sözü beni anında kendime getirir.
Genç kadın profesyonellere kariyerlerinin başında stratejik olarak neyi önceliklendirmelerini önerirsiniz?
- Cinsiyetli olmaktan, kadın olmaktan ve görünmekten çekinmeyin.
- Kız kardeşlerinizi bulun ve bırakmayın, ancak birlikte başarılı olacaksınız.
- Erkek müttefiklerinizi de ihmal etmeyin; onlarla zorlukları da başarıları da paylaşın.
- Yetinmeyin. Size layık görülenle, verilenle yetinmeyin, haklarınızdan taviz vermeyin, talep etmekten korkmayın.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için özel bir mesajınız var mı?
Toplumsal cinsiyet eşitliği bir “kadın gündemi” değil; demokrasi, kalkınma ve adalet meselesidir. Bu nedenle dönüşüm ancak erkeklerin aktif müttefikliğiyle mümkün. İyi niyet beyanlarından öteye geçerek karar verici pozisyonlardaki liderlerin, eşitliğin önünü somut olarak açması gerekiyor: Aday gösterme süreçlerinde eşitlikçi yaklaşım, eşit ücret politikaları, sponsorluk mekanizmaları, şeffaf terfi kriterleri ve hesap verebilir hedefler. 8 Mart’ı bir kutlama günü olarak değil, somut taahhütlerin verildiği ve ölçülebilir adımların atıldığı bir mücadele temsili olarak görmeliyiz; aksi tarihe de ihanet olur. Eşit temsil yalnızca kadınlar için değil, daha güçlü kurumlar ve daha sürdürülebilir bir gelecek için.