Çağdaş İstanbul Zarafeti – Tünel İç Mimarlık
Tünel İç Mimarlık’ın kurucuları Nedret Tuncer Alicikoğlu ve Hande Ekiz; tasarım ve uygulamasını üstlendikleri, Arnavutköy manzarasını iç mekâna taşıyan projelerinin detaylarını MAG Okurları ile paylaşıyor.
Öncelikle kendinizden ve Tünel İç Mimarlık’tan bahsederek başlar mısınız?
Tünel İç Mimarlık, Nedret Tuncer Alicikoğlu ve Hande Ekiz tarafından İstanbul’da kurulmuştur. Yirmi beş yıldır yurt içi ve yurt dışında farklı alanlardaki tüm projelerinde hacimler arası tünellerden geçerek, sürdürülebilir bir yaklaşım ve imza tasarımlarıyla mekânlara değer katmayı hedeflerken, form, fonksiyon, deneyim ve konforu dengeli bir biçimde vurgulayarak mekânlara öncülük eden bir firmayız.
Firmamız, güven ve kalite odaklı; vizyoner, sürdürülebilir, esnek, yaratıcı ve işlevsel projeler üretir. Müşterilerinin isteklerini karşılayacak kapsamlı bir hizmet sunmak için farklı ekipleri bünyesinde barındırır. Potansiyel müşteri kitlemiz; konut sahipleri, ticari işletmeler, ofis ve kurumsal firmalar ve bunun yanı sıra gayrimenkul geliştiricileri, mimarlık ofisleri ile yatırımcılardır.
Arnavutköy projenizde, sıcak minimalizm ve modern lüks tarzlarının dengeli uyumu göze çarpıyor. Burada ana tasarım felsefeniz neydi?
Projemizin tasarım kimliğini “çağdaş İstanbul zarafeti” olarak özetleyebiliriz. Doğal ve nötr bir renk paleti -örneğin televizyon arkası chevron ahşap ve koridorlardaki ahşap yüzeyler- çok modern mimarinin sertliğini yumuşatıyor. Dikey flüteli paneller, mekânda yükseklik ve zarif bir ritim yaratıyor. Ayna kullanımı, farklı bir perspektiften Boğaz manzarasını evin içine taşımış oluyor. Mobilyalarda oran, form ve dokunun öne çıkması dikkat çekiyor.
Nasıl bir mekân kurgusu tasarladınız? Manzaranın iç mekânın bir parçası hâline gelmesi, malzeme paleti, ışık dengesi hakkında neler söylemek istersiniz?
Projenin en güçlü fikri, İstanbul Boğazı’nın incisi Arnavutköy’de bulunan bu dubleks yalı dairesinin manzarasını iç mekânın bir parçası hâline dönüştürmekti.
Boğazı, pencereden görülen bir görüntü olmaktan çıkıp tasarımın ana malzemelerinden biri hâline getirirken manzara ile rekabet etmeyen, onu tamamlayan, zamansız bir yaşam atmosferi yarattık. Nötr tonların sakinliği; doğal ahşabın sıcaklığı, siyahın grafiksel etkisi ve katmanlı aydınlatma ile dengelendi. Ayna, ritmik yüzeyler ve süreklilik gösteren malzeme kullanımı sayesinde mekânlar arasında görsel bir akış oluşturduk. Sonuç olarak çağdaş çizgide, sıcak, sofistike ve zamansız bir İstanbul yaşam alanı tasarladık.
Yatak odasındaki tavana gizlenen televizyon sistemi gibi teknik detaylarla, teknolojiyi şık bir şekilde tasarıma entegre ettiniz. Bunlar hakkında bilgi verir misiniz?
Üst kat yatak odasında kullandığımız sistem aslında teknolojiyi eve eklemek değil, onu mimarinin görünmez bir parçası hâline getirmekti. Özellikle Arnavutköy, Kuleli ve iki köprü manzarası gibi çok güçlü doğal ve şehirsel değere sahip bir evde bu yaklaşım çok önemli. Zira bu evdeki en değerli duvar dekoru her iki katta da İstanbul manzarası. Sabit bir televizyon, bu manzarayı sürekli bölen siyah ve görsel olarak ağır bir yüzey oluşturacaktı. Dolayısıyla burada teknoloji manzarayla rekabet etmiyor; manzaraya hizmet ediyor. Lüks bir konutta artık yalnızca mermer, ahşap, özel mobilya ve marka kullanımı yeterli değil. Teknolojinin mekânla ne kadar iyi bütünleştiği de lüks algısının önemli bir parçası.
Banyo tasarımlarında nasıl bir atmosfer yaratmak istediniz?
Üst kat ebeveyn banyoda küveti manzara kotunu dikkate alarak konumlandırdık; böylece küvetin üst hizasından Boğaz manzarasının algılanmasını sağlayarak günlük banyo deneyimini İstanbul panoraması ile bütünleştirdik. Duş alanını oldukça geniş tutarak rainshower kullanımı ile konforu destekledik. Lavabo ünitesini diğer duvara entegre ederek Arnavutköy manzarasını içeri alan görüş aksını koruduk. Doğal taş dokusunu kullanarak mekâna özel bir SPA havası kazandırdık.
Bu projede sizin için “Tünel İç Mimarlık’ın imza dokunuşu” diyebileceğiniz, projeyi tam anlamıyla tamamlayan favori bir detay veya köşe var mı?
Bu evin neredeyse her köşesi o kadar keyifli ki seçim yapmak çok zor. Çalışma odasından tutun, duş alırken bile, her iki katta, her köşeden manzaraya hâkim bir konut. Tek bir cümle ile özetlersek “Manzarayı bir pencere görüntüsü olmaktan çıkarıp, günlük yaşam ritüelinin bir parçasına dönüştürdük.” diyebiliriz.