© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Ayşem Arslanoğlu – DJ’lik ile Kendini Yeniden Keşfetmek

Ayşem Arslanoğlu – DJ’lik ile Kendini Yeniden Keşfetmek

                                              

Müziğin, sahnenin ve içsel ritmin dönüştürücü gücünü anlatan Ayşem Arslanoğlu, ilham veren DJ’lik yolculuğunu ve kendi markasını yaratma sürecini MAG Okurları için paylaştı.

 

Eğitimleriniz, çalışma alanlarınız ve geçmişinize değinerek kendinizden bahseder misiniz?

Başkent Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümü mezunuyum. 2002 yılında mezun olduktan sonra dil eğitimimi tamamlamak için bir süreliğine İngiltere’ye gittim. Orada hayatıma yoga girdi. Eski millî patenci olduğum için sporla her zaman iç içeydim. O nedenle kariyerime bu alanda devam etmek istediğime karar verdim. Türkiye’ye döner dönmez yoga eğitmenliği eğitimi aldım. Özellikle çocuklar ile çalışmak istediğim için çocuk yogası eğitmenliğine ağırlık verdim. Uzun yıllar pek çok farklı eğitim kurumunda çocuk yogası eğitmenliği yaptım. 2013’te oğlumun, 2015’te kızımın doğumuyla bir süre çalışma hayatıma ara verdim.

 

DJ’lik hayatınız nasıl başlamıştı? Karşılaştığınız engeller veya zorluklar oldu mu hiç?

Aslında DJ’liğe başlama hikâyem, uzun bir müzik geçmişime dayanmıyor. DJ eğitimine başladığımda 43 yaşındaydım. En büyük pişmanlığım da bu zaten. Keşke çok daha önce başlasaymışım. Ben bu iş için doğduğuma inanıyorum çünkü. Müzik, hayatımın her alanında vardı. Balık burcuyum ve çok duygusal bir yapım var. Müzik bu tarafımı çok besledi. O yüzden her zaman iyi bir dinleyici oldum. 2022 yılında bir DJ’in performansını izlerken sahnedeki enerjisi bana ilham oldu. İşte o gün karar verdim ve OXODJ Akademiyle yollarımız keşişti. Birbirinden değerli eğitmenlerle çalıştım. Sahneye çıkmam için beni çok desteklediler. İyi ki de yüreklendirip, desteklemişler. O gün bugündür sahnelerdeyim.

 

Elbette her meslekte olduğu gibi DJ’liğin de zor tarafları var. Kolay gibi gözüküyor dışarıdan ama hiç kolay değil gerçekten. Şanslıyım ki çok zorluklarla karşılaşmadım. Ben bu işin çoğunlukla keyifli tarafındayım ya da o taraflarını görmek bana daha iyi geliyor. İşimi çok sevdiğim için engeller, zorluklar o an beni etkilese de sahneye çıktığımda her şeyi unutuyorum. Müziğin iyileştirici tarafı bu, sizi hep anda tutuyor.

 

Müziği sadece sahneye taşımakla kalmıyor, aynı zamanda bir marka kimliği de yaratıyorsunuz. Bu süreci nasıl yönetiyorsunuz? 

Kesinlikle öyle. DJ’likte marka kimliği oluşturmak sadece sahnedeki performansla değil, dinleyiciye sunulan bütünsel bir deneyimle mümkün oluyor. Bu nedenle süreci hem müzikal olarak hem de sahne dışındaki görünürlüğümle uyumlu bir şekilde yönetmeye çalışıyorum. Öncelikle tarzım, seçtiğim parçalar ve sahnedeki enerjim benim temel kimliğimi oluşturuyor. Hepsi bu işin bir bütünü. Sadece iyi çalmak size marka değeri katmıyor maalesef.

 

Her performansta başka bir kitleye, başka bir enerjiye sahnesiniz. Anın duygusunu yakalamak için sezgilerinize mi, deneyiminize mi güvenirsiniz?

Evet, gerçekten öyle. Öyle de olması gerekiyor; her sahne yeni bir deneyim. Kitle değişiyor, sahne değişiyor her şey farklı. O yüzden performans sırasında kitleyi doğru okuyabilmek çok önemli. Bu da sezgileriniz ve daha önceki deneyimlerinizle mümkün olabiliyor. O yüzden ikisi de çok önemli. Ben sahnelerimde etkileşimde olmayı çok seviyorum; önce kendim keyif almalıyım ki enerjimi yansıtabileyim. Etkileşim çok önemli o yüzden. Benim enerjimle kitlenin enerjisi uyumlu olduğu zaman çok keyifli bir sahne oluyor.

 

“İyi DJ” tanımı artık teknikten çok, bir sahne psikolojisini okuyabilmekle mi ilgili?

Günümüzde iyi DJ kavramı yalnızca teknik becerilerle sınırlı değil. Elbette teknik hâkimiyet çok önemli ancak, artık sahne psikolojisini doğru okuyabilmek çok daha belirleyici bir faktör hâline geldi. Modern DJ’lik, dinleyicinin o anki enerjisini, duygu durumunu ve beklentisini analiz edip buna göre akışı şekillendirmeyi gerektiriyor. Bir DJ’in; kalabalığın hangi noktada yükselmek istediğini, ne zaman düşüşe ihtiyaç duyduğunu ya da hangi tarzın daha fazla etkileşim yarattığını analiz edebilmesi, performansının kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle iyi bir DJ hem teknik yeterliliğe sahip olan hem de anlık atmosferi okuyarak doğru parçaları seçebilen kişidir.

 

Türkiye’de ve uluslararası sahnede DJ’liğin mevcut dinamiklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde DJ’lik hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada hızlı bir dönüşüm içinde. Teknolojinin gelişmesi, dijital platformların yaygınlaşması ve elektronik müziğin popülerleşmesi DJ’liğin profesyonel bir kariyer olarak daha görünür hâle gelmesini sağladı. DJ’lik hem Türkiye’de hem de dünyada daha profesyonel, rekabetçi ve yaratıcı bir yapıya doğru evriliyor. Tabii burada sosyal medyanın gücü yadsınamaz. DJ’ler bu sayede kitlelere daha kolay ulaşabiliyor; bu da rekabeti beraberinde getiriyor. Daha önce de belirttiğim gibi artık sadece iyi müzik çalmak değil; sahne performansı, marka kimliği ve dijital görünürlük de önemli bir dinamik hâline geldi ülkemizde ve dünyada.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.