Tarama ve Aşıyla Geleceğinizi Güvenceye Alın – Memorial Ankara Hastanesi
HPV enfeksiyonu, korunma yöntemleri ve aşılamanın önemine dikkat çeken Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Öz, rahim ağzı kanserine karşı alınabilecek önlemleri MAG Okurları için anlattı.
Human Papilloma Virus (HPV), şimdiye kadar iki yüzden fazla tipi saptanan, insan epiteline yerleşen bir virüs ailesidir. Sadece insanları enfekte edebildiği için isminde “human” vardır. Düşük riskli tipleri (HPV 1, 2, 4 gibi) el ve ayaklarda siğillere, yine düşük riskli diğer tipleri (HPV 6 ve 11) genital bölgede siğillere neden olurken, yüksek riskli tipleri (HPV 16, 18, 31, 33, 35 gibi) rahim ağzında kanser öncülü lezyonlara ve rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir. Tüm dünyada HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında ilk sıradadır. Tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi HPV enfeksiyonu da on sekiz ila otuz yaşlar arasında pik yapar. Partner sayısı arttıkça HPV enfeksiyonu görülme ihtimali de artmaktadır.
HPV Enfeksiyonu ve Rahim Ağzı Kanseri
Rahim ağzı kanserlerinin %90’ından fazlası HPV enfeksiyonu ilişkilidir. En sık birlikte görülen HPV tipleri tip 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’dir. Sigara kullanımı, çoklu partnere sahip olmak, bağışıklığın bozulması gibi sebepler HPV enfeksiyonu ve HPV persistansını artırarak rahim ağzı kanseri için risk artışına neden olur. HPV enfeksiyonu rahim ağzı kanserinin dışında anal kanserler, orofaringeal kanserler ve baş-boyun kanserleri ile de ilişkilidir.
HPV’nin Bulaşma Yolları
HPV, insan cildinde daima canlı olarak bulunabildiği için en sık cilt teması ile bulaşmaktadır. Genital HPV’nin en sık bulaş yolu cinsel temastır. HPV, dış ortamda da belirli bir süre canlı kalabilmektedir. Genital organlara temas eden eşyaların ve giysilerin ortak kullanımı sonucunda da bulaş olabilmektedir.
HPV Enfeksiyonunun Doğal Seyri
HPV enfeksiyonu sonrası hiçbir müdahale gerektirmeden bir yıl içerisinde %80 hastada, iki yıl içerisinde de %90 hastada enfeksiyon ortadan kalkmaktadır. Bu hastaların %8-9’unda enfeksiyon iki yıldan uzun süre sebat etmektedir ve tüm hastaların %1 kadarında yıllar içerisinde invaziv rahim ağzı kanseri oluşmaktadır.
HPV enfeksiyonundan sonra enfeksiyonun iyileştiği kişilerin ancak yarısında kalıcı bağışıklık oluşmaktadır. Bu da aynı virüs tipiyle tekrar enfekte olunabileceğini gösterir. Bunun yanında oluşan bağışıklık HPV tipine özgüdür ve diğer HPV tiplerine karşı koruma sağlamamaktadır. Bu durum HPV aşısının önemini bir kez daha göstermektedir. HPV aşısı sonucu oluşan antikorlar, aşının içerdiği HPV tiplerine karşı tam ve kalıcı koruma sağlamaktadır.
Yüksek Riskli HPV Rahim Ağzı Kanserine Nasıl Neden Olur?
Yüksek riskli HPV tiplerinin düşük riskli tiplerden en önemli farkı, enfekte ettiği hücreye genetik olarak kaynaşması ve hücrenin DNA’sını değiştirebilme kabiliyetidir. Düşük riskli HPV enfeksiyonunda bu durum gözlenmez. HPV’nin kalıcı enfeksiyona neden olma ihtimalini arttıran birtakım faktörler vardır. Bunlar:
- Yüksek riskli HPV ile enfekte olmak
- Sigara kullanımı
- Bağışıklık sistemini zayıflatan durumlar (steroid kullanımı, organ nakli hastaları, HIV enfeksiyonu gibi)
- Çok partnerli yaşam
- İlk cinsel ilişki yaşının 21’in altında olması
Peki, bu kadar yaygın ve potansiyel olarak ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyona karşı ne yapabiliriz? Aslında elimizde iki çok güçlü silah var: Tarama ve aşı.
HPV Testleri
Günümüzde rahim ağzı kanserini erken evrede yakalamak mümkündür. Cinsel yaşamın başlamasıyla birlikte önerilen HPV testi ve smear taramaları sayesinde, henüz kansere dönüşmeden önce hücresel değişiklikler saptanabilir ve gerekli önlemler alınabilir. Bu nedenle düzenli kontroller hayati önem taşır.
Gelişmiş ülkelerle birlikte bizim ülkemizde de rahim ağzı kanseri taramasında HPV testleri kullanılmaktadır. HPV testinin kullanılmasının esas amacı kişide rahim ağzı kanseri ile ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını belirlemektir. Mevcut rahim ağzı kanseri tarama programına göre 25-30 yaşından itibaren her kadına HPV DNA ve smear testi beş yıl aralıklarla önerilmektedir. Alınan testlerden herhangi birisinde anormallik olması durumunda doktorunuz size uygun tedavi planını sunmalıdır.
HPV Aşıları
Günümüzde kullanılan HPV aşılarında canlı virüs bulunmaz, yalnızca virüsün dış kapsid proteini bulunmaktadır. Bu nedenle HPV aşısı enfeksiyon riski taşımaz. Aşılama sonrası aşının içerdiği HPV tiplerine karşı yüksek oranda ve uzun süreli bağışıklık elde edilmektedir.
Türkiye’de günümüzde dokuzlu aşı olarak tabir edilen HPV aşısı mevcuttur. Genital siğillere neden olan en sık HPV tiplerinden 6 ve 11’in yanında rahim ağzı kanserine neden olan en sık yüksek riskli tiplerden HPV tip 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı da bağışıklık sağlamaktadır.
Aşı özellikle 9-14 yaş arasında yapıldığında en yüksek koruyuculuğu sağlar. Ancak daha ileri yaşlarda da uygulanabilir ve fayda sağlar. 9-14 yaş arasındaki çocuklarda 0 ve 6. ay olmak üzere iki doz aşı yeterli bağışıklığı oluşturduğundan bu yaş grubunda iki doz aşı önerilmektedir. 15 yaş ve üzerindeki bireylerde ise 0, 2. ay ve 6. ay olmak üzere 3 doz aşılama önerilmektedir.
HPV aşısını ulusal aşı programına alan ülkelerde, aşı yapılan bireylerde hem genital siğillerin hem de rahim ağzı kanseri ve kanser öncülü lezyonların görülme sıklığı %75 ila %90 oranında azalmıştır.
HPV aşılarının yan etki profili, diğer çocukluk çağı aşılarından farklı değildir. Dünya Sağlık Örgütü, HPV aşılarının son derece güvenli olduğunu bildirmiştir.