NK Wall Design – Duvarlara Dokunan Hikâyeler
Duvarları sadece bir yüzey değil, duyguların anlatısı olarak ele alan NK Wall Design’ın kurucusu Nilgün Karakimseliler, sanatını ve kendine özgü tasarımlarını MAG Okurları ile buluşturuyor…
Öncelikle tasarım hayatınızın nasıl başladığını anlatır mısınız?
Bu iş aslında yaklaşık on yıldır sanatın çeşitli alanlarında aldığım eğitimler, katıldığım etkinlikler neticesinde, zaman içinde kendiliğinden filizlendi diyebilirim. Tasarım, içimdekileri en iyi ifade ettiğim alanlardan birisi. Duygularımı, anlatmak istediklerimi desenler, kumaşlar, renkler ve faklı materyallerle anlatıyor gibiyim; bana ve benimle birlikte hayat bulduğu mekânlara güçlü bir etki katıyor. Tam da bu noktada “iyi ki” diyorum…
Tasarımlarınız daha çok Barok, Gotik ve Viktoryen dönemlerinin havasını taşıyor. Bu estetikle ilk ne zaman ve nasıl bağ kurmuştunuz?
Aslında genç kızlığımdan beri estetik her şeye ilgim fazlasıyla olmuştur. Bir şeyleri değiştirmek, dönüştürmek, başkalaştırıp daha görselleştirmek ya da bir ortama girdiğimde mekânın dokusundaki enerji farklılıkları hep ilgi odağım olmuştur. Aynı zamanda zamanın izini taşıyan dokular, gelip geçmiş duygular bana insanın iç dünyasını anlatıyormuş gibi gelir. Bunu eğlenceli dokular ve objelerle birleştirmek de başka bir hayatla buluşturmak gibi.
Tasarladığınız ürünler, eserler daha çok hangi alanlarda nasıl kullanılıyor?
Eserlerim sadece tablo değil, aynı zamanda bir dil ve bu dil; geçmişle bugünü, dekor ile anlamı, kutsallıkla gündeliği ahenk içinde bir araya getiriyor. Detaylarda kullandığım renkler, katmanlar, geçişler “bak ama kolayca geçme” etkisi veriyor. Duvarlara hikâyelerini oluşturmak isteyenler için özel çalışmalar, tekli büyük parçalarla tek seferde büyük etki yaratacak tasarımlar, tatlı köşeler ya da karakteristik köşeler yaratmak isteyenler için çoklu kullanıma uygun eserler, tek başına bulunduğu yeri renklendirecek ya da şıklık katacak masa üstü arkalıklı modeller… Birçok kullanıma uygun alanlarda yenilikler yaratacak çalışmalar.
Tasarlarken sizi en çok besleyen şey nedir: Bir hikâye mi, bir duygu mu, bir görüntü mü?
Benim için tasarım; hikâye, duygu ve görüntünün birbirini beslediği bir süreç ama başlangıç noktası çoğu zaman his. His olmadan tasarım gerçekleşmiyor. Bunun yanında; gördüğüm her şey bana başka bir tasarım fikri, yeni bir ışık, ilham kaynağı oluyor; çok heyecan verici…
Bu objeler nasıl mekânlarda yaşamayı seviyor sizce?
Samimi, sıcak, hatta biraz esprili; kusursuzluktan çok, karakteri olan, öz güvenli, kendine ait bir dili olan; objelerin sadece dekor değil anlatının bir parçası olduğu mekânlarda, ışık, doku ve daha birçok etkinin ritimsel, duygusal ve kişisel olarak birleştiği, farkını yansıtan duvarlar diye özetleyebilirim. Aslında bizi yansıtan mekân duvarlarının dile gelmiş hâli gibi düşünebiliriz.
Son olarak; henüz yapmadığınız ama hayalini kurduğunuz neler var?
Bugüne kadar pek çok hayalimi gerçekleştirdim ama hâlâ kendimi aşacağım, etki alanı daha geniş projelerin niyetindeyim. İnsanlarla, onlarda kalıcı iz bıraktığım işlerde buluşmayı hedefliyorum. Hayalini kurduğum yeni projeler beni konfor alanımın dışına taşıyor, sanırım bana en iyi hissettiren tarafı da burası…