Memorial Ankara Hastanesi – Böbrek Taşından Kurtulma Yolları
Memorial Ankara Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Yıldızhan, böbrek taşlarının neden oluştuğunu, nasıl tedavi edildiğini ve tekrar etmelerinin nasıl önlenebileceğini MAG Okurları için anlatıyor.
Böbrek taşı, dünya genelinde en sık rastlanan ürolojik sağlık sorunlarından biridir. Yaşam boyu görülme riskinin %10 ila %15 civarında olduğu bu rahatsızlık, ülkemizin de yer aldığı “endemik taş kuşağı”nda daha sık görülmektedir. Böbrek taşı hastalığı, tedavi edilmediğinde böbrek kayıplarına ve kronik böbrek yetmezliğine yol açabildiği için mutlaka ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Üstelik taş düşüren veya tedavi gören kişilerin yarısında, taşlar beş yıl içinde yeniden oluşabilmektedir.
Böbrek Taşı Neden Oluşur?
Böbrek taşının oluşum mekanizması karmaşıktır ancak, temel olarak, idrarda bulunan taş oluşturan maddeler (kristaller) ile bu oluşumu engelleyen koruyucu maddeler arasındaki dengenin bozulması sonucu meydana gelir.
Taş Oluşumunu Tetikleyen Başlıca Faktörler
- Sıvı Eksikliği: Taş oluşumunun en önemli nedeni, idrarın az ve yoğun olmasıdır. Az sıvı alımı, ishal veya sıcak hava gibi nedenlerle günlük çıkarılan idrar miktarının azalması, kristallerin bir araya gelerek çökme olasılığını arttırır.
- Beslenme Alışkanlıkları: Beslenme şekli taş oluşumunda çok önemli bir belirleyicidir. Yüksek sodyum (tuz) ve hayvansal protein içeren, lifli gıdalardan fakir beslenme alışkanlıkları riski arttırır. Aşırı karbonhidrat tüketimi de idrarda taşın öncül maddesi olan kalsiyumun atılımını arttırabilir.
- Hareketsiz Yaşam ve Obezite: Obezite, metabolik sendrom ve diyabet gibi durumlar, idrarın kimyasal dengesini taş oluşumunu destekleyecek şekilde değiştirir (örneğin; idrarda ürik asit ve oksalatın artması).
- Genetik ve Metabolik Faktörler: Ailesinde taş öyküsü olan kişilerde taş oluşma ihtimali yüksektir. Taşların büyük çoğunluğu, vücuttaki metabolik bozukluklar sonucu oluşur.
- Anatomik Sorunlar ve Enfeksiyonlar: İdrar akımını bozan anatomik anormallikler (hidronefroz gibi) ve idrar yolu enfeksiyonları da taş oluşumuna zemin hazırlar.
En Sık Görülen Taş Tipleri
Böbrek taşlarının yaklaşık %80’i kalsiyum içeriklidir.
- Kalsiyum Oksalat Taşları: En yaygın türdür (%80). Oksalat, bazı yiyeceklerde doğal olarak bulunur ve karaciğerde de üretilir.
- Ürik Asit Taşları: Tüm taşların yaklaşık %10’udur. İdrarın çok asidik olduğu (pH’nin 6.0’nın altında olduğu) durumlarda oluşur.
- Strüvit Taşları (Magnezyum Amonyum Fosfat): İdrar yolu enfeksiyonları sonucu oluşur (%10-15).
- Sistin Taşları: Nadir görülen, kalıtsal bir hastalıktan (sistinüri) kaynaklanır.
Belirtiler ve Tanı Yöntemleri
Böbrek taşları, küçük kristaller hâlinde belli bir büyüklüğe ulaşana kadar hiç ağrı yapmayabilir. Bu nedenle hastaların üçte biri, başka bir nedenle yapılan kontrolde tesadüfen tanı alabilir.
Tipik Belirtiler:
- Şiddetli Ağrı: Taşın en yaygın belirtisidir. Ağrı, taşın idrar yolunu tıkaması ve hareket etmesi sonucu böbrek kapsülünün gerilmesiyle ortaya çıkar. Ağrı genellikle dayanılmaz şiddette, azalıp tekrar eden olup, yan karın bölgesinden kasıklara doğru yayılabilir.
- İdrarda Kan: Taşın idrar yolunun iç yüzeyini çizmesi nedeniyle idrarda gözle görülen veya mikroskop altında saptanan kanama sıklıkla eşlik eder.
- Diğer Belirtiler: Bulantı ve kusma sıktır. Taş idrar torbasının alt ucuna yaklaştığında sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi ve yanma gibi belirtiler görülebilir. Enfeksiyon eşlik ediyorsa ateş de olabilir.
Tanısal Yaklaşımlar:
Taş şüphesi olan bir hastada tanıyı doğrulamak, taşın yerini ve böbrekte yarattığı tıkanıklığı belirlemek önemlidir.
- Ultrasonografi: Tanıda genellikle ilk başvurulan yöntemdir. Radyasyon içermediği için tercih edilir ve taşın yerini, büyüklüğünü ve tıkanıklık derecesini gösterir.
- Yatarak Çekilen Karın Röntgeni: Kalsiyum içeren radyasyonda görülen taşların saptanmasında kullanılır. Ürik asit gibi bazı taşlar bu yöntemde görünmez.
- Bilgisayarlı Tomografi: Yüksek hassasiyeti sayesinde hemen hemen tüm taş tiplerini saptayabilir.
- Laboratuvar İncelemeleri: Hastanın düşürdüğü taş varsa, içeriği mutlaka incelenmelidir. Ayrıca idrar ve kan tahlilleriyle taş oluşumuna zemin hazırlayan metabolik faktörler araştırılır.
Böbrek Taşı Tedavisi
Böbrek taşı tedavisinin temelinde; akut ağrının giderilmesi, taşın vücuttan atılması ve yeni taş oluşumunun önlenmesi yatar.
- Acil ve İlaçla Tedavi (Medikal Tedavi)
Ağrı Kontrolü: Akut ağrı atağında genellikle, non-steroid antiinflamatuar ilaçlar adı verilen ağrı kesiciler veya opioid adı verilen daha güçlü narkotik ilaçlar kullanılır.
Taş Düşürmeye Yardımcı İlaçlar: Taşın kendiliğinden düşmesi beklenirken (özellikle 6-7 mm’den küçük üreter taşlarında), bazı prostat ilaçları kullanılabilir. Bu ilaçlar idrar kanalının kasılmasını önleyerek taşın daha kısa sürede ve kolay düşmesine yardımcı olur. Hastalara bol sıvı alımı (günde 2-3 litre) ve hareketli olmaları önerilir.
- Girişimsel ve Cerrahi Tedavi
Taşın büyüklüğü, yeri, sayısı ve hastanın durumuna göre farklı yöntemler uygulanır.
Vücut Dışından Şok Dalgalarıyla Taş Kırma (SWL/ESWL): Ameliyat dışında taş kırma yöntemidir. Bir kaynaktan üretilen ses dalgaları, taşa odaklanarak böbrekteki taşları küçük parçalara ayırır. Genellikle 2 cm’den küçük taşlar için idealdir.
Bükülebilir Sistemle Taş Temizlenmesi (RIRS/Fleksibl Üreteroskopi): Bu kapalı yöntemde, idrar yolundan girilerek üreter ve böbreğe esnek bir cihaz ile ulaşılır. Taşlar lazer kullanılarak toz haline getirilir. Bu yöntem 2 cm’den küçük taşlarda veya böbreğin alt kısmındaki sert taşlarda tercih edilebilir.
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL): Böbrekteki 2 cm’den büyük taşlarda veya böbreğin alt kısmındaki büyük taşlarda ilk tercih edilen minimal invaziv cerrahi işlemdir. Yan taraftan küçük bir kesi ile böbreğe girilerek taşlar kırılır ve çıkarılır.
Böbrek Taşlarının Tekrar Oluşmaması İçin 7 Altın Kural
Taş tedavisinden sonra, yeni bir taş oluşumunu engellemek en az tedavi kadar önemlidir. Eğer altta yatan metabolik bir neden varsa, bu nedenin ortaya çıkarılması ve tedavi edilmesi şarttır.
- Bol Su Tüketimi (Taşın Cinsine Bakılmaksızın): Böbrek taşı oluşumunu önlemede en etkili faktörün bol sıvı alımı olduğu unutulmamalıdır. Günde ortalama 2,5-3 litre sıvı tüketimi hedeflenmelidir. Amaç, günlük 2 litre idrar çıkarımını sağlamaktır. Bu miktar, tekrar oluşma riskini %67 oranında azaltır.
- Tuzu Sınırlayın: Aşırı tuz tüketimi idrarda kalsiyum atılımını arttırır ve taş oluşumunu kolaylaştırır. Günlük tuz miktarını 5 gramı (yaklaşık bir çay kaşığı) geçmeyecek şekilde sınırlandırmalısınız.
- Hayvansal Protein Tüketimini Dengede Tutun: Kırmızı et ve sakatat gibi hayvansal proteinleri fazla tüketmek, ürik asit miktarını arttırır ve koruyucu sitrat miktarını azaltabilir.
- Kalsiyum İçeren Besinleri Kısıtlamayın: Doktorunuz aksini önermedikçe, yoğurt, peynir ve ayran gibi besinlerle kalsiyum almaktan korkmayın.
- Oksalat İçeriği Yüksek Gıdalara Dikkat Edin: Kalsiyum oksalat taşı geçmişi olanlar, oksalat bakımından zengin besinleri ölçülü tüketmelidir.
- Limonata ve Portakal Suyu Tüketin: Limonata ve taze sıkılmış portakal suyu, taş oluşumunu engelleyen sitrat yönünden zengin olduğu için faydalıdır. Sitrat, idrarda kalsiyumu bağlayarak kristal oluşumunu engeller.
- Hareketi Arttırın ve Kilo Kontrolü Sağlayın: Düzenli egzersiz yapmak, oluşan küçük kristallerin idrarla atılmasına yardımcı olur. Obezite ve fazla kilolardan kaçınmak, metabolik riski azaltır. Gereksiz D vitamini veya aşırı C vitamini takviyelerinden hekim kontrolü dışında kaçınılmalıdır.
Taş hastalığı geçirenlerin, tamamen taşsız olsalar bile, tekrar oluşumu engellemek ve sinsi ilerleyebilecek yeni taşları erken saptamak amacıyla yılda en az bir kez ürolojik kontrol yaptırmaları tavsiye edilir.