© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

Two Berries – Sessiz Gücün Tasarımı

Two Berries – Sessiz Gücün Tasarımı

 

Two Berries’in kurucusu Rabia Şaklaroğlu, sıfırdan başlayan marka yolculuğunu; zamansız tasarım anlayışını, doğaya saygılı üretim yaklaşımını ve markanın arkasındaki hikâyeyi MAG Okurları ile paylaşıyor.

 

Öncelikle, kendinizden de bahsederek Two Berries’in hikâyesini anlatır mısınız?

Two Berries, sıfırdan başlayan ve tamamen tutkuyla büyüyen bir marka. Moda benim için her zaman sadece giyinmekten ibaret olmadı; iyi hissettiren, zamansız ve doğaya saygılı parçalar yaratma isteğiyle bu yolculuğa çıktım. Two Berries’in temelleri de tam olarak bu bakış açısıyla atıldı. Marka, müşteri memnuniyetini merkezine alan bir anlayışla gelişti… Tasarımdan üretime kadar tüm süreçlerin bize ait olması, hem kaliteyi hem de marka ruhunu korumamıza olanak tanıyor. Tamamen doğal ve organik kumaşlar kullanarak, uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir gardırop anlayışını benimsiyoruz. Zamanla Two Berries, piliseli kol detaylı gömlekleri ve nakış detaylı keten elbiseleri gibi ikonikleşen tasarımlarıyla kendi dilini oluşturdu. Bugün Two Berries; sadelik, doğallık ve özenli işçiliği bir araya getiren, samimi ama güçlü bir marka olarak yoluna devam ediyor.

 

Tasarımlarınızda ilk fark edilen, sessiz bir güç. Bunun hakkında neler söylemek istersiniz? Two Berries’in imzası ve anlatmak istediği nedir?

Two Berries’te tasarım anlayışı bağıran değil, kendinden emin olan bir duruşa dayanıyor. Parçalarımızda dikkat çekmek için abartılı detaylar kullanmıyoruz; bunun yerine form, kesim ve kumaş kalitesiyle öne çıkıyoruz. Bu da tasarımlarımıza doğal bir güç kazandırıyor… Markanın imzası; giyildiği anda fark edilen konfor ve yalın şıklık. Ürünlerde, fonksiyonla estetik arasında net bir denge kuruyoruz. Her parça, günlük hayatın içinde rahatlıkla kullanılabilecek ama aynı zamanda karakteri olan tasarımlar sunuyor… Two Berries, modayı geçici bir gösteri alanı olarak değil, uzun vadeli bir stil dili olarak görüyor. Anlatmak istediğimiz şey; sade, kaliteli ve iyi tasarlanmış bir parçanın her zaman güçlü olduğudur.

 

Hangi dokularla çalışıyorsunuz?

Two Berries’te kumaş seçimi, tasarımın en önemli parçası. Koleksiyonlarımızda ağırlıklı olarak pamuk saten, %100 saf keten, pamuk ipek ve cupro gibi doğal ve nefes alabilen dokularla çalışıyoruz. Bu kumaşlar, hem ciltle uyumlu yapıları hem de zamansız duruşlarıyla tasarımlarımızın temelini oluşturuyor…. Kış koleksiyonlarında ise trikolara yer veriyoruz. Rahatlık ve sıcaklık sunan bu dokuları, Two Berries’in sade ama karakterli tasarım diliyle buluşturuyoruz. Mevsim fark etmeksizin, önceliğimiz her zaman doğal his, konfor ve uzun ömürlü kullanım.

 

Two Berries kadınını nasıl tanımlıyorsunuz?

Two Berries kadını, tıpkı tasarımlarımız gibi, görünür olmak için yüksek sesle konuşmayı tercih etmez; onu gerçekten anlayan, detaylarda buluştuğu seçkin bir kitle tarafından fark edilmeyi önemser. Kendi stilini bilinçle oluşturan, enerjik ve sofistike bir kadındır. Moda trendlerini takip eder ama onları sadece yansıtmaktan öte, kendi zevki ve duruşuyla yeniden yorumlar. Kendine güveni, özgünlüğü ve zarafetiyle çevresine ilham verir; hem günlük hayatın dinamizmini hem de sofistike bir şıklığı aynı anda taşır. Two Berries kadını, farkını hissettiren ve kendi hikâyesini giydiği her parçayla anlatan bir kadın diyebiliriz toparlarsak…

 

Haute couture üretmek sizi yavaşlatıyor mu, yoksa tasarım dilinizi mi derinleştiriyor? Tasarım süreci nasıl ilerliyor?

Biz temelde bir hazır giyim markasıyız. Haute couture üretimimizi, Pera’daki showroom’umuza özel olarak kurguladık ve bu alanı markanın daha deneysel, daha sessiz ama derinlikli bir ifadesi olarak görüyoruz. Hazır giyimden tamamen ayrı bir ekip ve operasyonla ilerlediğimiz için, iki üretim süreci birbirini yavaşlatmıyor ya da yönlendirmiyor… Haute couture’da da markanın temel tasarım yaklaşımına sadık kaldık. Minimal ve avangart bir çizgide, abartıdan uzak; taş, pul ya da gösterişli süslemeler yerine form, oran ve işçiliğin ön planda olduğu parçalar üzerine çalıştık. Bizim için couture, görsel bir şovdan çok, tasarımın özüne inebildiğimiz daha sakin ama güçlü bir alan. Tasarım süreci ise her iki tarafta da net ve disiplinli ilerliyor. Hazır giyimde işlevsellik ve süreklilik ön plandayken, haute couture tarafında daha yavaş, daha sezgisel ve detay odaklı bir süreç söz konusu; ancak her ikisini de birleştiren ortak nokta, markanın tutarlı ve zamansız tasarım dili.

 

Son olarak, gelecek planlarınızdan da bahseder misiniz?

Geleceğe dair heyecanımız, tasarımın zamansız gücünde yatıyor. Kumaş ve form seçimlerinde, gösterişten uzak ama etkisi uzun süre hissedilen bir lüks anlayışını benimsiyoruz. Doğru oranlar, incelikli detaylar ve malzemenin doğasını bozmadan şekillenen silüetler, tasarım dilimizin temelini oluşturuyor. Bizim için lüks, ilk bakışta fark edilen değil; zamanla keşfedilen bir değer… Önümüzdeki dönemde odağımız, markanın bu rafine tasarım dilini global ölçekte konumlandırmak. Farklı pazarlarda da aynı tutarlılık ve kalite algısıyla var olabilen, köklerine sadık ama evrensel estetik sunan bir marka inşa etmeyi hedefliyoruz. Globalleşmeyi, büyümeden çok, doğru yerde, doğru bağlamda ve doğru anlatıyla var olmak olarak tanımlıyoruz.

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.