Global Eğitime Soyer İmzası – Soyer BSA International Preschool
“Çocuk acele ettirilmez.” anlayışıyla yola çıkan Soyer BSA International Preschool’un kurucuları Büşranur Murat ve Busem Soyer; okulun, çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri bir yuva olması gerektiğini belirtiyor. Az çocuk, çok temas prensibiyle her bireyin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini ifade eden Murat ve Soyer, çift dilde eğitim modeli sunan kurumlarını öne çıkaran özellikleri MAG Okurları için anlatıyor.
Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?
Büşranur Murat: Çocuk gelişimciyim ve uzun yıllardır erken çocukluk eğitimi alanında aktif olarak çalışıyorum. Mesleki yolculuğum boyunca şuna çok inandım; çocuklarla çalışmak yalnızca bir meslek değil, ciddi bir sorumluluk ve vicdani bir duruş gerektiriyor.
Busem Soyer: Uzun yıllardır ekonomi ve finans alanında çalışıyorum. Kız çocuğu annesiyim. Anne olduktan sonra şunu anladım; bir çocuğu büyütmek, ona yalnızca bilgi vermek değil, onu gerçekten görmek, anlamak ve olduğu hâliyle kabul etmektir.
Soyer BSA International Preschool’u da tam olarak bu düşüncelerden yola çıkarak kurduk. Öncelikle burayı çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri bir “yuva” olarak hayal ettik. Birimiz eğitim tarafında, birimiz ise ekonomi ve finans alanında süreci yönetiyor. Bu ikili yapı sayesinde hem sürdürülebilir global bir eğitim hem de ayakları yere basan bir okul modeli oluşturduk.
Soyer BSA International Preschool olarak hangi hedeflerle yola çıktınız?
Soyer BSA, “Çocuk acele ettirilmez.” düşüncesiyle doğdu. Günümüzde çocuklar çok erken yaşta bir yarışın içine giriyor. Biz ise tam tersine, onların kendi hızlarında büyümelerine alan açmak istiyoruz.
Bizim için iyi bir okul; çocuğu hızlandıran, kalıplara sıkıştıran bir yer değil, çocuğun kendisi olabildiği güvenli bir alan olmalıydı.
Amacımız; ezberden uzak, deneyime dayalı, doğa, sanat, bilim ve yaşamla temas eden, oyunla öğrenen ve çocuğun duygusal güvenliğini önceleyen bir eğitim ortamı oluşturmak. Bizce çocuk kendini güvende hissettiğinde zaten öğrenmeye başlar. O yüzden önce bağ kuruyoruz, sonra öğrenme kendiliğinden geliyor.
Soyer BSA’nın kuruluşunda hayal ettiğiniz global başlangıç tam olarak neyi ifade ediyor? Neden Ankara’da böyle bir okul açma ihtiyacı duydunuz?
Soyer BSA’yı kurarken evrensel eğitim dili olan bir yapı hayal ettik ve yalnızca bulunduğumuz bölgeyi değil, dünyadaki çağdaş erken çocukluk yaklaşımlarını da inceledik. Özellikle Finlandiya eğitim yaklaşımından ilham aldık ve FESIN (Global Schools Network) üyeliğimizle bu bakışı uluslararası bir zemine taşıdık.
Ankara; eğitimli ebeveyn profili ve gelişime açık yapısıyla, bu modeli hayata geçirmek için çok güçlü bir potansiyele sahip ancak, okul öncesi dönemde alternatif eğitim modeli uygulayan nitelikli yapıların sayısı sınırlı. Çayyolu-Ümitköy bölgesinde hem ulaşım açısından merkezde olan hem de çocukların doğa ile temas edebileceği bir “yuva” kurmak istedik.
Çocukların, temel eğitimlerine başladıkları güne kadar onlara rehberlik ediyorsunuz. Eğitim ve öğretim sisteminizi anlatır mısınız?
Soyer BSA’da eğitim anlayışımızın merkezinde bütüncül gelişim yer alır. İnsan gelişimi bir bütündür ve gelişim alanlarına bütüncül yaklaşılmalıdır. Bize göre, okul öncesi eğitimi gömleğin ilk düğmesine benzer ve bu gömleğin doğru iliklenmesi gerekir. Bu dönem çocuğun yaşamsal becerilerinin gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır, çünkü bu dönemde edinilen bilgiler çok kolay öğrenilmekte ve kalıcı olmaktadır.
Her çocuğun öğrenme hızı ve ilgisi farklıdır. Bu nedenle eğitim programlarımız esnek ve çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre şekillenir. Eğitim yaklaşımımızda oyun temel bir araçken doğa bir öğretmendir. Bilimle deneyimler, sanat ile ifade ederiz. Çocuğun merakı yön verir, biz eşlik ederiz. Yabancı dili ise hayatın doğal bir parçası olarak sunuyoruz. Çocuklar İngilizceyi yaşayarak ana dili gibi öğreniyorlar.
Günlük rutinlerde çocukları neler bekliyor? Bir günleri nasıl geçiyor?
Güne sakin bir karşılama ile başlıyoruz. Kimisi sabah gelir, kimi öğlen… Çocuklar okula geldiklerinde acele ettirilmez, güne kendi hızlarında dâhil olurlar. Günlük akış, o günün programına göre; doğa ve bahçe zamanı, sanat, müzik, fen, matematik, yaşam becerileri çalışmaları, hikâye ve drama etkinlikleri, sessiz zaman ve dinlenme anları ile yemek zamanları olarak bir bütün hâlinde ilerler.
Kurumumuzda altı tane farklı atölye bulunmaktadır. Her atölyemiz, kendi alanına göre zengin bir donanıma sahiptir. Çocuklar gün boyu bir odanın içinde değil, rotasyon ile farklı atölyelerde gün akışını tamamlarlar. Uyguladığımız atölyelerde en önemli nokta sonuç değil, süreçtir. Bu süreçlerde çocuklara keşfetmeleri, incelemeleri, tekrar tekrar denemeleri için yeterince zaman ve fırsat verilir. Atölyelerimizde çocukların özgür çalışmalarına olanak tanınır ve ortaya çıkan problemleri avantaja çevirerek çocukların problem çözme ve esnek düşünebilme becerilerine katkıda bulunulur.
Bizim için önemli olan, çocuğun okula severek gelmesi ve gün sonunda kendini iyi hissedip okuldan mutlulukla gitmesidir.
Soyer BSA’yı diğer okullardan ayıran en önemli özellik nedir?
Bizim en büyük farkımız; az çocuk, çok temas anlayışıyla ilerlememiz. Her çocuğu tanıyoruz. Ne sevdiğini, nerede zorlandığını, ne zaman desteğe ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Bütüncül yaklaşımlı alternatif eğitim modelini, çift dilde uygulayan tek okuluz. Şeffaflığımız ve sunduğumuz standartlarla çocuklarımıza ve ebeveynlerimize üst düzey memnuniyet sağlıyoruz. Çocuğun gelişim sürecine bütüncül yaklaşıyor; yaşamdan keyif alan, kendini ifade edebilen, etik değerleri olan, duygularını tanıyan İngilizce konuşabilen, sanatsal bakış açısına sahip ve sportif nesiller yetiştiriyoruz.