Çocuklar İçin Güvenli Bir Oyun Alanı – Pupilla Çocuk
Çocuklar için güvenli, estetik ve deneyim odaklı bir yaşam alanı oluşturma fikrini anlatan Canan Yatar, eşi Ferhat Yatar ile birlikte kurdukları Pupilla Çocuk’un doğuş hikâyesini ve hizmet anlayışını MAG Okurlarıyla paylaştı.
Pupilla Çocuk’u kurma fikri nasıl ortaya çıkmıştı? Kendinizden de bahsederek Pupilla Çocuk’un hikâyesini anlatır mısınız?
Pupilla Çocuk’un hikâyesi aslında çok kişisel bir yerden başladı. “Pupilla” göz bebeği demek ve biz ebeveynler için çocuklarımız hayattaki en kıymetli şey, yani göz bebeğimiz. Ben de tam olarak bu duygudan yola çıktım. Pupilla Çocuk, çocukların kendilerini değerli, özel ve gerçekten önemsenmiş hissedecekleri bir yer olma hayaliyle doğdu. Bir anlamda, biz onların göz bebeği olalım istedim.
İki çocuk annesi olarak sayısız doğum günü etkinliğine katıldım, oyun alanı olan birçok kafe ve restoran deneyimledim; ama çoğu zaman içimde aynı his kaldı: “Bu daha iyi olabilirdi.” Ya detaylar eksikti, ya özen yoktu, ya da çocuklara sunulan deneyim yüzeysel kalıyordu. Oysa biz ebeveynler bir yere gittiğimizde sadece vakit geçirmek değil; güven, kalite, estetik ve iyi hissetmek istiyoruz. En önemlisi, çocuklarımızın gerçekten mutlu olduğunu görmek istiyoruz. Pupilla Çocuk tam olarak bu ihtiyaçtan doğdu. Aslında ben de o annelerden biriyim. Bu yüzden yola çıkarken kendime hep şunu sordum: “Ben bir anne olarak nasıl bir yer isterdim?” Cevaplar beni bu markaya getirdi.
Elbette bu süreç hiç kolay olmadı; ama hayallerime inanmak ve onları somut bir dünyaya dönüştürmek konusunda hep kararlıydım. Her zamanki gibi bu süreçte de en büyük destekçim olan eşim yanımdaydı. Sonrasında yolum bir mimarla kesişti ve hayalim yavaş yavaş bir mekâna dönüşmeye başladı. Yaklaşık altı ay süren yoğun bir emeğin sonunda ortaya çıkan yer, benim için sadece bir işletme değil; her detayı düşünülmüş, duygusu olan, yaşayan bir dünya oldu. Bugün Pupilla Çocuk; çocukların neşeyle vakit geçirdiği, ebeveynlerin ise içinin rahat olduğu bir alan. Benim için en kıymetlisi şu: Burası sadece bir mekân değil, bir annenin kalbinden çıkan bir hikâye.
Ebeveynler kahvelerini yudumlarken çocukları içeride oyun oynuyor. Buradaki güvenlik ve gözetmenlik sistemini nasıl kurguladınız?
Bizim için en hassas konulardan biri çocukların güvenliği. Daha en başından, oyun alanlarını kurgularken bu konuya büyük bir titizlikle yaklaştık. Doğru firmayı bulabilmek için fuarlara katıldık, birçok firma ile birebir görüştük ve en sonunda uluslararası güvenlik standartlarına uygun üretim yapan, bu alanda sertifikasyonlara sahip bir firma ile çalışmaya karar verdik. Oyun alanlarımız tasarlanırken; top havuzlarının doluluk oranından file aralıklarına, tırmanma alanlarının ölçülerinden kullanılan malzemelere kadar tüm detaylar bu standartlara uygun şekilde planlandı. Özellikle küçük yaş grubuna ait alanda, antibakteriyel ve yumuşak materyallerden oluşan soft oyun grupları tercih ederek güvenliği bir adım daha ileri taşıdık. Her iki oyun alanımızda da çocuklar oyun ablalarımızın gözetiminde vakit geçiriyor. Böylece hem özgürce oynayabiliyorlar hem de kontrollü ve güvenli bir ortamda olduklarını biliyoruz. Bu sistemi ayrıca kamera altyapısı ile destekledik. Ebeveynler kafe ve restoran alanında otururken, dilerlerse ekranlardan çocuklarını izleyebiliyor. Bizim için en önemli şey; çocuklar keyifle oynarken, ebeveynlerin de içinin gerçekten rahat olması.
Çocuk mekânlarında en önemli konulardan biri hijyen. Masalardan oyun alanlarına ve oyuncaklara kadar dezenfeksiyon sürecini nasıl yönetiyorsunuz?
Güvenlik kadar hijyen de bizim için en hassas konulardan biri. Özellikle top havuzlarının doğru temizlenmediğinde ne kadar riskli olabileceğinin farkındayız, bu yüzden bu konuda ekstra titiz davranıyoruz. Her hafta, tüm toplarımız, özel olarak hazırladığımız filelere alınarak tamamen yıkanıyor. Oyun alanlarımız düzenli olarak süpürülüyor ve ardından yüksek basınçlı buhar makineleriyle detaylı şekilde dezenfekte ediliyor. Gün içinde oluşabilecek küçük kazalara karşı da çok hızlı aksiyon alıyoruz. Böyle bir durumda ilgili alan hemen geçici olarak kapatılıyor, toplar temizliğe alınıyor ve yedek toplarla kısa süre içinde alan tekrar kullanıma hazır hâle getiriliyor.
Etkinlik ve doğum günü organizasyonlarından sonra tüm alanlarımız özenle temizleniyor; ama aslında biz temizlik için belirli bir zamanı beklemiyoruz; günün her anında, ihtiyaç duyulan her noktada hijyeni korumaya devam ediyoruz. Tuvaletlerimiz de gün içinde sürekli kontrol edilip temizleniyor. Hatta bir misafirimizden, lavaboların deterjan koktuğuna ve onlar içerideyken temizlik yapıldığına dair “kendilerince olumsuz” bir geri bildirim almıştık… Biz de bunu biraz gülümseyerek karşıladık, çünkü bu, temizliğin bizde bir rutinden ziyade sürekli bir refleks olduğunun küçük bir göstergesi aslında. Biz çocukların olduğu bir yerde “yeterince temiz” değil, “her an temiz” olmayı tercih ediyoruz. Sonuçta burası çocukların olduğu bir alan ve biz, ebeveynlerin içinin gerçekten rahat ettiği bir ortam yaratmayı çok önemsiyoruz.